İçinde ün olan 5 harfli 68 kelime var. İçerisinde ÜN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ün olan kelimeler listesine ya da sonu ün ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

N Ü

2 Harfli Kelimeler

NÜ, ÜN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜCÜN

  1. [zarf, ağızlardan] Bakınız dara dar
  2. Bakınız ancak
CÜNUN

Kelime Kökeni: Arapça cunūn

  1. [isim, eskimiş] Bakınız delilik
SÜLÜN

  1. [isim, hayvan bilimi] Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş (Phasianus colchicus)
CÜNHA

Kelime Kökeni: Arapça cunḥa

  1. [isim, eskimiş] Kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suç
    • "Selânik suç istatistiklerini incelemeye başlamadan önce Osmanlı hukuk sistemindeki suçların kabahat, cünha ve cinayet ayrımına değinmek faydalı olacaktır." (Ali Duman - Mehmet Azimli - Vehbi Ecer)
LAGÜN

Kelime Kökeni: Fransızca lagune

  1. [isim, coğrafya] Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
    • "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut." (Ömer Alim Erginoğlu)
  2. Deniz veya okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göl
BUGÜN

  1. [isim] İçinde bulunulan gün
    • "Yarın bugünden o kadar da farklı olmayacak." (Elif Şafak)
  2. İçinde bulunulan çağ, zaman
    • "Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler." (Nâzım Hikmet)
  3. [zarf] İçinde bulunulan gün içinde
    • "Dün hastanedeydik, bugün işimizin başındayız." (Ahmet Ümit)
ÜZÜNÇ

  1. [isim] Bakınız üzüntü
    • "Çocukların oyun gürültülerinde bile insanı burkan bir üzünç gizlidir." (Selim İleri)
BÜNYE

Kelime Kökeni: Arapça bunye

  1. [isim] Vücut yapısı
    • "Bünyesi de ruhu da hayatın güçlükleriyle ve yoksullukları ile çarpışarak mukavemet ve kudret kazanmıştı." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
  2. Bir bütünü oluşturan parçalar arasındaki düzenleniş
    • "İlk bakışta fertlerin toplum bünyesi içinde çizdiği belirli çizgiler bunlardır." (Çetin Altan)
  3. Bir kurum, kuruluş veya iş yerinin iç yapısı
  4. Bakınız yapı
GÜRÜN

  1. [isim] Sivas iline bağlı ilçelerden biri
SÜNME

  1. [isim] Sünmek işi
TÜNEL

Kelime Kökeni: Fransızca tunnel

  1. [isim] Motorlu taşıt, metro, demir yolu ulaşımı, su taşıma vb. farklı amaçlara yönelik olarak yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol
    • "Şimdi tünelin ağzında değilim artık." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Çevresi kapalı yol
ÖRGÜN

  1. [sıfat] Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
TÜNEK

  1. [isim] Kuşlar ve kümes hayvanlarının üzerinde tünedikleri dal veya sırık
    • "Gümüş kafeslerde cennet kuşları ve abanoz tüneklerde papağanlar." (Aka Gündüz)
  2. Kuş yuvası
  3. [mecaz] Geceleyecek, yatacak yer, ev
    • "En iyi tünek yani yukarıdaki balkonlu salon babamın yatak odasıydı." (Ömer Seyfettin)
DÜNİT

Kelime Kökeni: Fransızca dunite

  1. [isim, jeoloji] Temel maddesi olivin olan iri taneli kayaç
ÜZGÜN

  1. [sıfat] Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
    • "O zamana kadar üzgündü, sesi kısılmış gibiydi." (Tarık Buğra)
GÜNLÜ

  1. [sıfat] Bakınız tarihli
    • "… Rauf Bey’in şifresine ilişkin 08.03.1920 günlü genelge." (Atatürk)
  2. Belli bir zamanla sınırlı
    • "Bu yazı günlüdür."
ÖLGÜN

  1. [sıfat] Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
    • "Ölgün sesi pürtüklü bir duvar, tırtıklı bir kâğıt gibi belli belirsiz yükselip alçaldı." (Elif Şafak)
  2. Pörsümüş, solmuş (bitki)
  3. [mecaz] Cansız, renksiz, dikkat çekmeyen
    • "Ölgün lambaların yarı aydınlattığı bir salonda onlarla karşı karşıya oturduk." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  4. [mecaz] Gücü azalmış, zayıflamış
    • "Canlı olmaya çalışan ölgün adımlarla kapağı odasına attı." (Haldun Taner)
DÜNÜR

  1. [isim, ağızlardan] Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu
GÜNEÇ

  1. [isim, ağızlardan] Çok güneş alan yer
DÜĞÜN

  1. [isim] Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet
    • "Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş." (Aka Gündüz)
  2. [mecaz] Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü