İçinde ün olan 5 harfli 68 kelime var. İçerisinde ÜN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ün olan kelimeler listesine ya da sonu ün ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
N Ü
2 Harfli Kelimeler
NÜ, ÜN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÜCÜN
-
- CÜNUN
-
Kelime Kökeni: Arapça cunūn
-
[isim, eskimiş]
Bakınız delilik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız delilik
- SÜLÜN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş (Phasianus colchicus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş (Phasianus colchicus)
- CÜNHA
-
Kelime Kökeni: Arapça cunḥa
-
[isim, eskimiş]
Kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suç
- "Selânik suç istatistiklerini incelemeye başlamadan önce Osmanlı hukuk sistemindeki suçların kabahat, cünha ve cinayet ayrımına değinmek faydalı olacaktır."
-
[isim, eskimiş]
Kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suç
- LAGÜN
-
Kelime Kökeni: Fransızca lagune
-
[isim, coğrafya]
Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
- "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut."
-
Deniz veya okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göl
-
[isim, coğrafya]
Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
- BUGÜN
-
-
[isim]
İçinde bulunulan gün
- "Yarın bugünden o kadar da farklı olmayacak."
-
İçinde bulunulan çağ, zaman
- "Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler."
-
[zarf]
İçinde bulunulan gün içinde
- "Dün hastanedeydik, bugün işimizin başındayız."
-
[isim]
İçinde bulunulan gün
- ÜZÜNÇ
-
-
[isim]
Bakınız üzüntü
- "Çocukların oyun gürültülerinde bile insanı burkan bir üzünç gizlidir."
-
[isim]
Bakınız üzüntü
- BÜNYE
-
Kelime Kökeni: Arapça bunye
-
[isim]
Vücut yapısı
- "Bünyesi de ruhu da hayatın güçlükleriyle ve yoksullukları ile çarpışarak mukavemet ve kudret kazanmıştı."
-
Bir bütünü oluşturan parçalar arasındaki düzenleniş
- "İlk bakışta fertlerin toplum bünyesi içinde çizdiği belirli çizgiler bunlardır."
-
Bir kurum, kuruluş veya iş yerinin iç yapısı
-
Bakınız yapı
-
[isim]
Vücut yapısı
- GÜRÜN
-
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
- SÜNME
-
-
[isim]
Sünmek işi
-
[isim]
Sünmek işi
- TÜNEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca tunnel
-
[isim]
Motorlu taşıt, metro, demir yolu ulaşımı, su taşıma vb. farklı amaçlara yönelik olarak yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol
- "Şimdi tünelin ağzında değilim artık."
-
Çevresi kapalı yol
-
[isim]
Motorlu taşıt, metro, demir yolu ulaşımı, su taşıma vb. farklı amaçlara yönelik olarak yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol
- ÖRGÜN
-
-
[sıfat]
Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
-
[sıfat]
Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
- TÜNEK
-
-
[isim]
Kuşlar ve kümes hayvanlarının üzerinde tünedikleri dal veya sırık
- "Gümüş kafeslerde cennet kuşları ve abanoz tüneklerde papağanlar."
-
Kuş yuvası
-
[mecaz]
Geceleyecek, yatacak yer, ev
- "En iyi tünek yani yukarıdaki balkonlu salon babamın yatak odasıydı."
-
[isim]
Kuşlar ve kümes hayvanlarının üzerinde tünedikleri dal veya sırık
- DÜNİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca dunite
-
[isim, jeoloji]
Temel maddesi olivin olan iri taneli kayaç
-
[isim, jeoloji]
Temel maddesi olivin olan iri taneli kayaç
- ÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
- "O zamana kadar üzgündü, sesi kısılmış gibiydi."
-
[sıfat]
Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
- GÜNLÜ
-
-
[sıfat]
Bakınız tarihli
- "… Rauf Bey’in şifresine ilişkin 08.03.1920 günlü genelge."
-
Belli bir zamanla sınırlı
- "Bu yazı günlüdür."
-
[sıfat]
Bakınız tarihli
- ÖLGÜN
-
-
[sıfat]
Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
- "Ölgün sesi pürtüklü bir duvar, tırtıklı bir kâğıt gibi belli belirsiz yükselip alçaldı."
-
Pörsümüş, solmuş (bitki)
-
[mecaz]
Cansız, renksiz, dikkat çekmeyen
- "Ölgün lambaların yarı aydınlattığı bir salonda onlarla karşı karşıya oturduk."
-
[mecaz]
Gücü azalmış, zayıflamış
- "Canlı olmaya çalışan ölgün adımlarla kapağı odasına attı."
-
[sıfat]
Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
- DÜNÜR
-
-
[isim, ağızlardan]
Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu
-
[isim, ağızlardan]
Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu
- GÜNEÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Çok güneş alan yer
-
[isim, ağızlardan]
Çok güneş alan yer
- DÜĞÜN
-
-
[isim]
Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet
- "Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş."
-
[mecaz]
Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören
-
[isim]
Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet