İçinde ül olan 6 harfli 85 kelime var. İçerisinde ÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ül olan kelimeler listesine ya da sonu ül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖPÜLÜŞ
-
-
[isim]
Öpülmek işi
-
[isim]
Öpülmek işi
- ÜLKÜCÜ
-
-
[sıfat]
Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan; idealist
- "Bunların aralarında ülkücü ve vatanlarını canlarından binkat fazla seven gazeteciler, yazarlar vardı."
-
[sıfat]
Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan; idealist
- YÜLÜME
-
-
[isim]
Yülümek işi; tıraş
-
[isim]
Yülümek işi; tıraş
- TEFEÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça tefeʾul
-
[isim, eskimiş]
Fal açma, fala bakma
-
Uğur sayma, hayra yorma
-
[isim, eskimiş]
Fal açma, fala bakma
- KÜLLÜK
-
-
[isim]
Bakınız çöplük
-
Sigara külü silkelenen ve sigara söndürülen kap; tabla, kül tablası, sigara tablası
-
Banyo, kalorifer kazanıyla ve sobada küllerin döküldüğü yer veya kap
-
[isim]
Bakınız çöplük
- VİRGÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca virgule
-
[isim, dil bilgisi]
Yazılı cümlelerde birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime veya kelime gruplarının arası, sıralı cümlelerin arası vb. yerlerde kullanılan noktalama işaretinin adı (,)
-
[isim, dil bilgisi]
Yazılı cümlelerde birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime veya kelime gruplarının arası, sıralı cümlelerin arası vb. yerlerde kullanılan noktalama işaretinin adı (,)
- DÜRÜLÜ
-
-
[sıfat]
Dürülmüş, kıvrılmış
-
[sıfat]
Dürülmüş, kıvrılmış
- LÜLELİ
-
-
[sıfat]
Kıvrık kıvrık (saç)
- "Çocukluğunda elini doladığı o anne saçı lüleleri gibi lüleli saçları olan bir kızla tanıştı günün birinde."
-
[sıfat]
Kıvrık kıvrık (saç)
- LÜLECİ
-
-
[isim]
Çubuk, nargile, pipo vb.nde kullanılan lüleyi yapan kimse
- "Komisyoncular daha sonra özelliklerine göre sandıklara dizilmiş lüle taşını sandıklar hâlinde satar ve parasını lüleci tüccara gönderirdi."
-
[isim]
Çubuk, nargile, pipo vb.nde kullanılan lüleyi yapan kimse
- GÖMÜLÜ
-
-
[sıfat]
Gömülmüş olan, toprak altında saklanmış olan; metfun
-
Batmış, kaybolmuş
- "Denizin derinliklerine gömülü gemi."
-
[sıfat]
Gömülmüş olan, toprak altında saklanmış olan; metfun
- GÜLGUN
-
Kelime Kökeni: Farsça gul-gūn
-
[isim]
Gül renkli, pembe
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Ateş doludur tutma, yanarsın / Karşında şu gülgûn piyale"
-
[isim]
Gül renkli, pembe
- KÜSÜLÜ
-
-
[sıfat]
Aralarında dargınlık, küskünlük bulunan
-
[sıfat]
Aralarında dargınlık, küskünlük bulunan
- KÖSNÜL
-
-
[sıfat]
Bakınız erotik
- "Esat Mahmut’un kitaplarında kösnül bir hava eser."
-
[sıfat]
Bakınız erotik
- GRANÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca granule
-
[isim]
Bir maddenin en küçük tanesi
-
Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler
-
[isim]
Bir maddenin en küçük tanesi
- ÜLKECE
-
-
[zarf]
Ülke çapında
- "Sonraki yılların ülkece ünlü bir heykelcisi, kantinde garsonluk yapardı."
-
[zarf]
Ülke çapında
- ONDÜLE
-
Kelime Kökeni: Fransızca ondulé
-
[sıfat]
Dalgalı, kıvrımlı, kıvrılmış (saç)
- "Adamın ondüle saçları sol yanından ayrılmış, sağ kaşının üstüne doğru eğri bir çizgi hâlinde düşürülmüştü."
-
[sıfat]
Dalgalı, kıvrımlı, kıvrılmış (saç)
- GÖLCÜL
-
-
[sıfat]
Göllerde, göl kıyılarında yetişen veya yaşayan
-
[sıfat]
Göllerde, göl kıyılarında yetişen veya yaşayan
- GÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak
- "O ne söylese sinirli sinirli ve tabii olmayan gülüşü ile gülüyordu."
-
Mutlu, sevinçli zaman geçirmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek
-
[-e]
Biriyle alay etmek
-
[nesnesiz]
İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak
- ÖRTÜLÜ
-
-
[sıfat]
Örtüsü olan
- "Ampir koltuklu, keten masa örtülü bir lokantaydı."
-
Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış
- "Yerler yemyeşil ve ıslak bir çimenle örtülü."
-
[mecaz]
Gizli, saklı olan
-
[zarf, mecaz]
Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde; müphem
- "Gerçi biraz karışık bir yazı, konusunun gerektirdiği açıklığa ulaşamamış, yazılma nedenleri de örtülü geçiliyor ama önemli sorunlara dokunmakta."
-
[sıfat]
Örtüsü olan
- BÜLTEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca bulletin
-
[isim]
Özel veya resmî kurum, kuruluş veya yetkili kişilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayımlanan duyuru
-
Bakınız dergi
-
[isim]
Özel veya resmî kurum, kuruluş veya yetkili kişilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayımlanan duyuru