İçinde öz olan 7 harfli 62 kelime var. İçerisinde ÖZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında öz olan kelimeler listesine ya da sonu öz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇÖZÜŞME

  1. [isim] Çözüşmek işi
AYNAGÖZ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız açıkgöz
    • "Küçük oğul köşede bucakta pinekler, büyük oğul da aynagöz ortada dolaşırdı." (Sermet Muhtar Alus)
GÖZÜKÜŞ

  1. [isim] Gözükmek işi
ATASÖZÜ

  1. [isim] Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz; deme, mesel, sav, darbımesel
    • "Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle perçinleşmesi demektir." (Nâzım Hikmet)
AÇIKGÖZ

  1. [sıfat, mecaz] Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
    • "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
ÖZNELCİ

  1. [sıfat, felsefe] Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan; subjektivist
KUŞGÖZÜ

  1. [isim, mimarlık] Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere
VİRTÜÖZ

Kelime Kökeni: Fransızca virtuose

  1. [isim, müzik] Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı
    • "Ressam için müze görmek ne ise müzisyen için de virtüözlerinin plaklarını dinlemek o imiş." (Haldun Taner)
  2. Herhangi bir işte usta olan kimse
    • "Tasavvuf oyunlarındaki hünerbazlığını seyretmekten bir virtüöze karşı duyulan hayranlıkla zevk alıyordu." (Refik Halit Karay)
ÇÖZELTİ

  1. [isim, kimya] Çözünme sonucu ortaya çıkan madde
GÖZETME

  1. [isim] Gözetmek işi
    • "Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir." (Nurullah Ataç)
ÖZSEVER

  1. [sıfat, ruh bilimi] Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse); narsist
KARAGÖZ

  1. [isim] Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
  2. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu yansıtan kimse
ÇÖZÜNTÜ

  1. [isim] Çözülme, dağılma durumu
ÖZDEKÇİ

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız maddeci
    • "Papaz olarak Leonard Clement, birçok bakımdan fazla dünyevi ve özdekçi bir kişidir." (Sibel Irzık - Jale Parla)
ÖZDEYİŞ

  1. [isim] Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz; vecize, kelamıkibar, aforizm, aforizma, motto
    • "Kitabındaki her bölümün başına seçkin düşünürlerin ve sanatçıların konuşma sanatına ilişkin özdeyişlerini koymuş." (Haldun Taner)
GÖZLEĞİ

  1. [isim, ağızlardan] Gözetleme yeri
  2. Dağların yüksek yerlerinde nişan almak için ağaç veya taştan yapılan belli yer
ÖZGÜRCE

  1. [zarf] Özgür bir biçimde; özgürcesine
    • "Ben hem onu hem Onur’u seveceğim özgürce." (İnci Aral)
GÖZYAŞI

  1. [isim] Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri; yaş (II)
    • "Birer kalp bıraktılar bize kırık / Ömrümüzce gözyaşı döktürecek" (Cahit Sıtkı Tarancı)
SARIGÖZ

  1. [isim, hayvan bilimi] İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
ÖZGECİL

  1. [sıfat] Bakınız özgeci
    • "Kadın erkeğe göre daha özgecil, sevmeye daha uygun bir yapıdadır." (Orhan Hançerlioğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü