İçinde öz olan 7 harfli 62 kelime var. İçerisinde ÖZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında öz olan kelimeler listesine ya da sonu öz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇÖZÜŞME
-
-
[isim]
Çözüşmek işi
-
[isim]
Çözüşmek işi
- AYNAGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız açıkgöz
- "Küçük oğul köşede bucakta pinekler, büyük oğul da aynagöz ortada dolaşırdı."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız açıkgöz
- GÖZÜKÜŞ
-
-
[isim]
Gözükmek işi
-
[isim]
Gözükmek işi
- ATASÖZÜ
-
-
[isim]
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz; deme, mesel, sav, darbımesel
- "Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle perçinleşmesi demektir."
-
[isim]
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz; deme, mesel, sav, darbımesel
- AÇIKGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık."
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- ÖZNELCİ
-
-
[sıfat, felsefe]
Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan; subjektivist
-
[sıfat, felsefe]
Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan; subjektivist
- KUŞGÖZÜ
-
-
[isim, mimarlık]
Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere
-
[isim, mimarlık]
Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere
- VİRTÜÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca virtuose
-
[isim, müzik]
Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı
- "Ressam için müze görmek ne ise müzisyen için de virtüözlerinin plaklarını dinlemek o imiş."
-
Herhangi bir işte usta olan kimse
- "Tasavvuf oyunlarındaki hünerbazlığını seyretmekten bir virtüöze karşı duyulan hayranlıkla zevk alıyordu."
-
[isim, müzik]
Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı
- ÇÖZELTİ
-
-
[isim, kimya]
Çözünme sonucu ortaya çıkan madde
-
[isim, kimya]
Çözünme sonucu ortaya çıkan madde
- GÖZETME
-
-
[isim]
Gözetmek işi
- "Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir."
-
[isim]
Gözetmek işi
- ÖZSEVER
-
-
[sıfat, ruh bilimi]
Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse); narsist
-
[sıfat, ruh bilimi]
Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse); narsist
- KARAGÖZ
-
-
[isim]
Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
-
Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu yansıtan kimse
-
[isim]
Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
- ÇÖZÜNTÜ
-
-
[isim]
Çözülme, dağılma durumu
-
[isim]
Çözülme, dağılma durumu
- ÖZDEKÇİ
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız maddeci
- "Papaz olarak Leonard Clement, birçok bakımdan fazla dünyevi ve özdekçi bir kişidir."
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız maddeci
- ÖZDEYİŞ
-
-
[isim]
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz; vecize, kelamıkibar, aforizm, aforizma, motto
- "Kitabındaki her bölümün başına seçkin düşünürlerin ve sanatçıların konuşma sanatına ilişkin özdeyişlerini koymuş."
-
[isim]
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz; vecize, kelamıkibar, aforizm, aforizma, motto
- GÖZLEĞİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Gözetleme yeri
-
Dağların yüksek yerlerinde nişan almak için ağaç veya taştan yapılan belli yer
-
[isim, ağızlardan]
Gözetleme yeri
- ÖZGÜRCE
-
-
[zarf]
Özgür bir biçimde; özgürcesine
- "Ben hem onu hem Onur’u seveceğim özgürce."
-
[zarf]
Özgür bir biçimde; özgürcesine
- GÖZYAŞI
-
-
[isim]
Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri; yaş (II)
- "Birer kalp bıraktılar bize kırık / Ömrümüzce gözyaşı döktürecek"
-
[isim]
Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri; yaş (II)
- SARIGÖZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
- ÖZGECİL
-
-
[sıfat]
Bakınız özgeci
- "Kadın erkeğe göre daha özgecil, sevmeye daha uygun bir yapıdadır."
-
[sıfat]
Bakınız özgeci