İçinde ör olan 5 harfli 44 kelime var. İçerisinde ÖR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ör olan kelimeler listesine ya da sonu ör ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PASÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca passeur
-
[isim, spor]
Bakınız pasçı
-
[isim, spor]
Bakınız pasçı
- TÖREL
-
-
[sıfat]
Töreye uygun; töreli, töresel
- "Eski Boğaziçi'nde törel bir yaşama belirmiş, sürmüş, artık sona ermiş."
-
Töre ile ilgili
-
Bakınız ahlaki
-
[sıfat]
Töreye uygun; töreli, töresel
- TÖREN
-
-
[isim]
Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi; merasim
- "Töreni daha uzaktan izleyen annelerle babalar da sevinçle el çırpıyorlardı."
-
Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı; merasim, resim, seremoni
-
[isim]
Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi; merasim
- ÖRDEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu; badi, badik (Anas)
- "Üç ördek onları görünce paytak paytak kaçıştılar."
-
Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap; lazımlık, oturak
-
[argo]
Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz
- "Aybaşında maaşını tirink aldığından başka, gidip gelirken yolda ördek de düşüyordu."
-
[argo]
Hile ile para sızdırılacak kimse; enayi
-
[isim, hayvan bilimi]
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu; badi, badik (Anas)
- VİZÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca viseur
-
[isim]
Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek; bakaç
- "Vizörden baktığınızda dalgalı, dağınık bir görüntüyle karşılaşırsınız."
-
[isim]
Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek; bakaç
- BÖREK
-
-
[isim]
Mayalı hamurdan ince açılan yufkaların arasına veya içine peynir, kıyma, ıspanak, patlıcan, soğan, domates, pırasa, mantar vb.nin konulmasıyla farklı biçimler verilerek hazırlanan ve genellikle fırında pişirilen hamur işi
- "Şerafettin'in hanımı böreği fırına yeni sürmüş, daha bir yarım saati varmış pişmeye."
-
[isim]
Mayalı hamurdan ince açılan yufkaların arasına veya içine peynir, kıyma, ıspanak, patlıcan, soğan, domates, pırasa, mantar vb.nin konulmasıyla farklı biçimler verilerek hazırlanan ve genellikle fırında pişirilen hamur işi
- KÜTÖR
-
Kelime Kökeni: Türkçe küt + Fransızca -eur
-
[isim, spor]
Bakınız smaçör
-
[isim, spor]
Bakınız smaçör
- GÖRME
-
-
[isim]
Görmek işi; rüyet, müşahede
- "İnsanın sözünün başkalarına ulaştığını, onlarla buluştuğunu görmesi gönendirici, güzel bir duygu."
-
[isim]
Görmek işi; rüyet, müşahede
- ÖRÜLÜ
-
-
[sıfat]
Örülmüş olan
-
[sıfat]
Örülmüş olan
- NÖRON
-
Kelime Kökeni: Fransızca neurone
-
[isim, tıp]
Sinir sisteminin uyarıyı iletmekle görevli anatomik ve işlevsel birimi
-
[isim, tıp]
Sinir sisteminin uyarıyı iletmekle görevli anatomik ve işlevsel birimi
- ÇÖRKÜ
-
-
[isim, matematik]
Bakınız sayı boncuğu
-
[isim, matematik]
Bakınız sayı boncuğu
- TÜMÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca tumeur
-
[isim, tıp]
Bakınız ur
- "Beyninde tümör olmayan, fiziksel olarak sağlıklı ama ruhsal ve insani süreçleri açısından son derece öldürücü virüsler taşıyan nice insan var..."
-
[isim, tıp]
Bakınız ur
- ÖRMEK
-
-
[-i]
İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak
- "Balık ağı örerken, ağları tamir ederken okur o!"
-
Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak
- "Paltonun sırtını güve yemişti de ben örmüştüm."
-
Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak
- "Kız saçlarını örmüş."
-
Duvar yapmak veya onarmak
- "Bu duvarı iki günde ördüler."
-
Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak
- "Bu yeni zevke göre şiir ve nesir örenler yok."
-
[mecaz]
Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak
- "Yaşadıkça kendi kabuğunu yetiştiren sümüklü böcek gibi talihimizi biz kendimiz öreriz."
-
[-i]
İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak
- FLÖRT
-
Kelime Kökeni: Fransızca flirt
-
[isim]
Kadınla erkek arasındaki duygusal ilişki
-
Birbirine duygusal ilgi duyan kadın ve erkek
- "Daha doğrusu, hayatımda flörtlerim olup olmadığını anlamak istiyorsunuz."
-
[mecaz]
Siyasal bir parti, yabancı bir ülke vb.ne tam olarak bağlanmadan yaklaşma
-
[isim]
Kadınla erkek arasındaki duygusal ilişki
- ÖRCİN
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ip merdiven
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ip merdiven
- FLÖRE
-
Kelime Kökeni: Fransızca fleuret
-
[isim, spor]
Bakınız dürtücü kılıç
-
Bu kılıç kullanılarak oynanan, hedef bölgesi sadece gövde olan bir tür kılıç oyunu
-
[isim, spor]
Bakınız dürtücü kılıç
- ÇÖRTÜ
-
-
[isim, ağızlardan]
Değirmende buğday teknesi oluğu
-
[isim, ağızlardan]
Değirmende buğday teknesi oluğu
- ÖRTÜK
-
-
[sıfat]
Örtülü, kapalı
- "İsyankâr sitemlerle dolu, örtük çığlıklar olarak değerlendirilen şiirler yazdığı söyleniyordu."
-
[sıfat]
Örtülü, kapalı
- KÖRÜK
-
-
[isim]
Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç
- "Bir taraftan ha bire körüğün ipini çekiyordu."
-
Bazı araçların açılıp kapanabilir üst üste katlanmış bölümü
- "Biz faytonun körüğü altında fotoğraf çekmeye uğraşıyorduk."
-
[müzik]
Bazı müzik araçlarında hava vermeye yarayan, el veya ayakla işletilen meşin veya kâğıt bölüm
- "Akordiyon körüğü."
-
[isim]
Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç
- ÖRTME
-
-
[isim]
Örtmek işi
-
[ağızlardan]
Bakınız başörtüsü
- "Kızlığında, başlarına soluk örtmelerini alır, yünlerini sırtlar, ırmak boyuna yün boyamaya giderdi."
-
[ağızlardan]
Üstü kapalı, önü açık yer
- "Damın örtmesinin altında hasta koyunlara bakıyordu bir adamla beraber."
-
[isim]
Örtmek işi