İçinde ör olan 10 harfli 92 kelime var. İçerisinde ÖR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ör olan kelimeler listesine ya da sonu ör ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AKÜMÜLATÖR

Kelime Kökeni: Fransızca accumulateur

  1. [isim, fizik] Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz; akımtoplar, akü
DİKTATÖRCE

  1. [sıfat] Diktatöre yakışır
    • "Ya falan mesele hakkında verdiği o meşhur diktatörce demeç?" (Haldun Taner)
  2. [zarf] Diktatöre yakışır bir biçimde, diktatör olarak
KÖRLEMEDEN

  1. [zarf] Bilmeden, anlamadan, bilmeksizin
    • "Ne oldu şimdi insanlarımıza ki körlemeden gidiyorlar. Ayağının bastığı yeri görmeyen kimsenin çukurlara, uçurumlara düşeceğini olsun düşünmek hatırlarına gelmiyor." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Hedef gözetmeden, nişan almadan
    • "Körlemeden attı ve vurdu."
ÖRTÜVERMEK

  1. [-i] Ansızın veya çabucak örtmek
BAYRAMÖREN

  1. [isim] Çankırı iline bağlı ilçelerden biri
GÖRÜMCELİK

  1. [isim] Görümce olma durumu
GÖREBİLMEK

  1. [-i] Görme ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "O gün bu şanlı fırka kumandanını görebilmek hepimiz için bir emeldi." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
YÖRESELLİK

  1. [isim] Yöresel olma durumu; mahallîlik
PROVOKATÖR

Kelime Kökeni: Fransızca provocateur

  1. [sıfat] Bakınız kışkırtıcı
    • "Arada polise taş atın diyen ve atan, hiç tanımadığımız provokatörler de vardı." (Ali Erkan Kavaklı)
GÖRÜNTÜSEL

  1. [sıfat] Görüntüye dayanan
    • "Her yapının hem görüntüsel hem manevi bir bütünlüğü vardır." (Haldun Taner)
GÖRDÜRTMEK

  1. [-e, -i] Gördürme işini yaptırmak
GÖRÜVERMEK

  1. [-i] Ansızın veya çabucak görmek
    • "Tam yakasına yapışıyordun, görüverdim." (Adalet Ağaoğlu)
NARKOZİTÖR

Kelime Kökeni: Fransızca narcositeur

  1. [isim, tıp] Bakınız narkozcu
ÖRNEKLEMEK

  1. [-i] Örnek vermek
TÖRESİZLİK

  1. [isim] Töresiz olma durumu
DİKDÖRTGEN

  1. [isim, matematik] Açıları dik olan paralel kenar; mustatil
  2. [sıfat] Bu biçimde olan
SPEKÜLATÖR

Kelime Kökeni: Fransızca spéculateur

  1. [sıfat, ticaret] Bakınız vurguncu
GÖRGÜCÜLÜK

  1. [isim, felsefe] Bakınız deneycilik
ÖRGÜTLEMEK

  1. [-i] İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek; teşkilatlandırmak
    • "Adamları örgütlüyor ve çalıştırıyordu." (Tarık Buğra)
  2. Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek; organize etmek
UMURGÖRMÜŞ

  1. [sıfat] Önemli görevlerde bulunmuş (kimse)
  2. Görgülü, olgun (kimse)
  3. Deneyimi çok olan
    • "O zamanlar ‘Kutluk’ derler güngörmüş, umurgörmüş bir Akça Koca varmış." (Eflâtun Cem Güney)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü