İçinde ör olan 10 harfli 92 kelime var. İçerisinde ÖR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ör olan kelimeler listesine ya da sonu ör ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AKÜMÜLATÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca accumulateur
-
[isim, fizik]
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz; akımtoplar, akü
-
[isim, fizik]
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz; akımtoplar, akü
- DİKTATÖRCE
-
-
[sıfat]
Diktatöre yakışır
- "Ya falan mesele hakkında verdiği o meşhur diktatörce demeç?"
-
[zarf]
Diktatöre yakışır bir biçimde, diktatör olarak
-
[sıfat]
Diktatöre yakışır
- KÖRLEMEDEN
-
-
[zarf]
Bilmeden, anlamadan, bilmeksizin
- "Ne oldu şimdi insanlarımıza ki körlemeden gidiyorlar. Ayağının bastığı yeri görmeyen kimsenin çukurlara, uçurumlara düşeceğini olsun düşünmek hatırlarına gelmiyor."
-
Hedef gözetmeden, nişan almadan
- "Körlemeden attı ve vurdu."
-
[zarf]
Bilmeden, anlamadan, bilmeksizin
- ÖRTÜVERMEK
-
-
[-i]
Ansızın veya çabucak örtmek
-
[-i]
Ansızın veya çabucak örtmek
- BAYRAMÖREN
-
-
[isim]
Çankırı iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Çankırı iline bağlı ilçelerden biri
- GÖRÜMCELİK
-
-
[isim]
Görümce olma durumu
-
[isim]
Görümce olma durumu
- GÖREBİLMEK
-
-
[-i]
Görme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "O gün bu şanlı fırka kumandanını görebilmek hepimiz için bir emeldi."
-
[-i]
Görme ihtimali veya imkânı bulunmak
- YÖRESELLİK
-
-
[isim]
Yöresel olma durumu; mahallîlik
-
[isim]
Yöresel olma durumu; mahallîlik
- PROVOKATÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca provocateur
-
[sıfat]
Bakınız kışkırtıcı
- "Arada polise taş atın diyen ve atan, hiç tanımadığımız provokatörler de vardı."
-
[sıfat]
Bakınız kışkırtıcı
- GÖRÜNTÜSEL
-
-
[sıfat]
Görüntüye dayanan
- "Her yapının hem görüntüsel hem manevi bir bütünlüğü vardır."
-
[sıfat]
Görüntüye dayanan
- GÖRDÜRTMEK
-
-
[-e, -i]
Gördürme işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Gördürme işini yaptırmak
- GÖRÜVERMEK
-
-
[-i]
Ansızın veya çabucak görmek
- "Tam yakasına yapışıyordun, görüverdim."
-
[-i]
Ansızın veya çabucak görmek
- NARKOZİTÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca narcositeur
-
[isim, tıp]
Bakınız narkozcu
-
[isim, tıp]
Bakınız narkozcu
- ÖRNEKLEMEK
-
-
[-i]
Örnek vermek
-
[-i]
Örnek vermek
- TÖRESİZLİK
-
-
[isim]
Töresiz olma durumu
-
[isim]
Töresiz olma durumu
- DİKDÖRTGEN
-
-
[isim, matematik]
Açıları dik olan paralel kenar; mustatil
-
[sıfat]
Bu biçimde olan
-
[isim, matematik]
Açıları dik olan paralel kenar; mustatil
- SPEKÜLATÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca spéculateur
-
[sıfat, ticaret]
Bakınız vurguncu
-
[sıfat, ticaret]
Bakınız vurguncu
- GÖRGÜCÜLÜK
-
-
[isim, felsefe]
Bakınız deneycilik
-
[isim, felsefe]
Bakınız deneycilik
- ÖRGÜTLEMEK
-
-
[-i]
İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek; teşkilatlandırmak
- "Adamları örgütlüyor ve çalıştırıyordu."
-
Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek; organize etmek
-
[-i]
İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek; teşkilatlandırmak
- UMURGÖRMÜŞ
-
-
[sıfat]
Önemli görevlerde bulunmuş (kimse)
-
Görgülü, olgun (kimse)
-
Deneyimi çok olan
- "O zamanlar ‘Kutluk’ derler güngörmüş, umurgörmüş bir Akça Koca varmış."
-
[sıfat]
Önemli görevlerde bulunmuş (kimse)