İçinde ök olan 8 harfli 44 kelime var. İçerisinde ÖK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ök olan kelimeler listesine ya da sonu ök ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DÖKÜNMEK

  1. [nesnesiz] Kendi üstüne dökmek
    • "Ben kışın kar yağarken bile kova kova soğuk su dökünürüm." (Refik Halit Karay)
ÖKSÜRTME

  1. [isim] Öksürtmek işi
TÖKEZMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Bakınız tökezlemek
    • "Ceylan birden tökezdi, toz kalktı yerden." (Fikret Otyam)
KÖKLEMEK

  1. [-i] Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak; kökertmek
  2. Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak
  3. Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek
  4. [mecaz] Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak
    • "Onunla dalga geçer gibi arabanın motorundan ses çıkarttırdıktan sonra gazı kökledim." (Elif Torun)
  5. [argo] Cinsel ilişkide erkeklik organını kadının cinsel organına bütünüyle sokmak
ÇÖKÜKLÜK

  1. [isim] Çökük olma durumu
    • "… gözlerinin altındaki çöküklük, ağzının iki yanındaki çizgiler ayrımsanarak iç burkuyordu." (Nihal Yeğinobalı)
KÖKENSİZ

  1. [sıfat] Kökeni olmayan
GÖKSOĞAN
...
KÖKLEŞME

  1. [isim] Kökleşmek işi
KÖKTENCİ

  1. [sıfat] Köktencilikten yana olan, köktencilik yanlısı olan; radikal
ÇÖKÜŞMEK

  1. [-e] Birlikte çökmek
    • "Bolu Dağı Tüneli, hem geliş hem de gidiş istikametinde iki ayrı noktada çöküştü." (Doğan Sofracıoğlu)
  2. Bir şeyin başına çöküp toplanmak
    • "Leş kargaları koskoca Osmanlı milletinin başına çöküşmüşler…" (Vedat Sağlam)
ÇÖKELMEK

  1. [nesnesiz, kimya] Bir sıvının içinde erimiş olan katı bir madde bir ayıracın yardımıyla sıvı dibine çökmek; teressüp etmek
    • "Sanırsınız ki bütün kırlara, dağlara, bayırlara gümüş renginde bir galvano vurulmuş, toprağa nur yığarak çökelmiş..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KÖKENSEL

  1. [sıfat] Kökenle ilgili olan
GÖKÇEADA

  1. [isim] Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri
DÖKÜKLÜK

  1. [isim] Dökük olma durumu
DÖKÜLMEK

  1. [nesnesiz] Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
    • "Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda" (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
  3. Kumaş dökümlü olmak
  4. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
  5. [-e] Bir yere düşmek
    • "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik." (Zeyyat Selimoğlu)
  6. Çıkmak, ortaya konulmak
    • "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  7. Bir şey kaplamak, yayılmak
    • "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [-e] Salınmak, serbest bırakılmak
    • "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı." (Haldun Taner)
  9. [-e, mecaz] Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
    • "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. [mecaz] Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
    • "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  11. [mecaz] Çok yorgun, hasta olmak
    • "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler." (Tarık Buğra)
  12. [coğrafya] Akarsular, göl veya denize akmak
GÖKÇEBEY

  1. [isim] Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri
KIZILKÖK

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız kökboyası
KÖKLENME

  1. [isim] Köklenmek işi
KÖKLENİŞ

  1. [isim] Köklenmek işi
ÇÖKELTME

  1. [isim] Çökeltmek işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü