İçinde çi olan 8 harfli 174 kelime var. İçerisinde Çİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çi olan kelimeler listesine ya da sonu çi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Çi Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
Ç İ
2 Harfli Kelimeler
İÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BENLİKÇİ
-
-
[sıfat]
Her konuda hep kendini ileri süren, hep kendinden söz eden
- "Görülüyor ki Yunus’un terk edilmesini öğütlediği dünya insanları aldatan, benci, benlikçi yapan, gerçeğe ulaştırmayan dünyadır..."
-
[felsefe]
Benlikçilik yanlısı olan
-
[sıfat]
Her konuda hep kendini ileri süren, hep kendinden söz eden
- KEÇİÖREN
-
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
- GEÇİŞSİZ
-
-
[sıfat, dil bilgisi]
Nesne almayan (fiil); lazım: gülmek, ağlamak, düşmek, gitmek, barışmak vb
-
[sıfat, dil bilgisi]
Nesne almayan (fiil); lazım: gülmek, ağlamak, düşmek, gitmek, barışmak vb
- ÇİKOLATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca cioccolata
-
[isim]
Kakaonun içerisine şeker, süt, fıstık, fındık vb. katılarak yapılan bir tür tatlı yiyecek
- "Doğa, tartışmanın süreceğini fark edince çikolata parçalarını kâğıdın içerisine tekrar yerleştirerek gelişigüzel katladı."
-
[isim]
Kakaonun içerisine şeker, süt, fıstık, fındık vb. katılarak yapılan bir tür tatlı yiyecek
- KİREÇÇİL
-
-
[sıfat, bitki bilimi]
Kireçli topraktan hoşlanan, kireçli toprakta yetişen (bitki), kireçyeren karşıtı
- "Yonca kireççil bitkilerdendir."
-
[sıfat, bitki bilimi]
Kireçli topraktan hoşlanan, kireçli toprakta yetişen (bitki), kireçyeren karşıtı
- SEÇİMLİK
-
-
[sıfat]
İsteğe bağlı, seçmeli olan; ihtiyari
-
[sıfat]
İsteğe bağlı, seçmeli olan; ihtiyari
- BRİKETÇİ
-
-
[isim]
Briket yapan veya satan kimse
-
[isim]
Briket yapan veya satan kimse
- ÇİRİŞSİZ
-
-
[sıfat]
Çiriş sürülmemiş olan
-
İçerisine çiriş katılmamış olan
- "… sonradan kolayca çözülebilmesi için hafif ve çirişsiz nişastadan yapılmış bir muhallebi ile yapıştırılır."
-
[sıfat]
Çiriş sürülmemiş olan
- KADEHÇİK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Meşe, fındık, gürgen vb. ağaçlarda, meyve sapının genişlemesiyle oluşan ve meyveyi ortasına kadar içine alan küçük kadeh biçimindeki oluşum
- "Palamut meşesinin kadehçiklerinde çok miktarda tanen vardır."
-
[isim, bitki bilimi]
Meşe, fındık, gürgen vb. ağaçlarda, meyve sapının genişlemesiyle oluşan ve meyveyi ortasına kadar içine alan küçük kadeh biçimindeki oluşum
- ÇERÇİLİK
-
-
[isim]
Çerçinin yaptığı iş
-
[isim]
Çerçinin yaptığı iş
- İYİLİKÇİ
-
-
[sıfat]
Herkesin iyiliğini isteyen, herkese iyilik etmesini seven
-
[sıfat]
Herkesin iyiliğini isteyen, herkese iyilik etmesini seven
- TEKNİKÇİ
-
-
[isim]
Bir işin bilim yönünden çok, uygulama ve pratik yönü ile uğraşan kimse; teknik adam, teknisyen, tekniker
-
[sinema, televizyon]
Film yapımının herhangi bir teknik kolunda çalışan usta işçi
-
[isim]
Bir işin bilim yönünden çok, uygulama ve pratik yönü ile uğraşan kimse; teknik adam, teknisyen, tekniker
- NAÇİZLİK
-
-
[isim]
Naçiz olma durumu
-
[isim]
Naçiz olma durumu
- GEÇİRMEK
-
-
[-i]
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
-
[-e]
Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek
- "Kalanımızı peşine takarak Murat Suyu'nun karşı kıyısına geçirdi."
-
[-e, -i]
Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek
- "Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek."
-
[-e, -i]
Tespit etmek, yazmak, kaydetmek
- "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi."
-
[-e, -i]
Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak
- "Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu."
-
[-e, -i]
Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek
- "Arkadaşımı geçirmeye gittim."
-
[-i, -de]
Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak
- "Oralarda geçirdiğim günleri daima bir endişe, bir nevi hüzün ile derhatır ediyorum."
-
[-e, nesnesiz]
Giymek, giyinmek
- "Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti."
-
[-den]
Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak
- "Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek."
-
[-i, -den]
Herhangi bir durumu yaşamış olmak
- "Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi."
-
Etmek, yapmak
-
[-e, -i]
Hastalık bulaştırmak
- "Nezleyi bana geçirdin."
-
Zaman harcamak
- "Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok."
-
Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak
-
[-e]
Bakınız vurmak
-
[mecaz]
Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak
-
[-e, argo]
Birine kötü söz söylemek
-
[-i]
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
- ÇİĞLEŞME
-
-
[isim]
Çiğleşmek işi
-
[isim]
Çiğleşmek işi
- BAŞBEKÇİ
-
-
[isim, eskimiş]
Bekçilik görevini yürüten en kıdemli ve yetkili bekçi
-
[isim, eskimiş]
Bekçilik görevini yürüten en kıdemli ve yetkili bekçi
- İÇİRİLME
-
-
[isim]
İçirilmek işi
-
[isim]
İçirilmek işi
- GIYBETÇİ
-
-
[isim]
Bakınız dedikoducu
-
[isim]
Bakınız dedikoducu
- ÇİFTESİZ
-
-
[sıfat]
Çiftesi bulunmayan
- "O günden sonra Hasan’ı omzu çiftesiz gören olmadı."
-
Çifte atmayan
-
[sıfat]
Çiftesi bulunmayan
- ÇİFTLEME
-
-
[isim]
Çiftlemek işi
-
[isim]
Çiftlemek işi