İçinde ç olan 3 harfli 57 kelime var. İçerisinde Ç harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ç harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ç harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAÇ

Kelime Kökeni: Arapça tāc

  1. [isim] Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık; iklil
    • "İmparatorluk tacı, kraliçenin tacı ile beraber üstü örtülü olarak bir tepsi üzerinde getirildi." (Ümit Meriç)
  2. Üstünlük, kudret ve kuvvet alameti olarak başa konan başlık
  3. Gelinlerin başlarına takılan süs
  4. Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm
  5. [bitki bilimi] Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi
  6. Bazı kuşların tarak biçimindeki sorgucu
  7. [tıp] Diş etinin üstünde kalan ve dişin ağız içinde görünen parlak beyaz kısmı
  8. [eskimiş] Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık
    • "Çelebilerin tacı, kırmızı fes üzerine koyu yeşil sarık sarılıdır." (Enver Behnan Şapolyo)
EVÇ

Kelime Kökeni: Arapça evc

  1. [isim, eskimiş] En yüce yer
  2. [gök bilimi] Bakınız yeröte
  3. [gök bilimi] Bakınız günöte
HAÇ

Kelime Kökeni: Farsça ḫāc

  1. [isim, din bilimi] Doksan derecelik açılarla birbirini kesen iki doğru parçasından oluşarak Hz. İsa’nın çarmıhtaki duruşunu temsil eden Hristiyanlık sembolü; istavroz, put (I), salip
    • "Üzerinde herhangi bir aziz adı ya da tasvir olmayan haç, olasılıkla törenlerde kullanılmak amacıyla yapılmıştır." (Koray Olşen)
SAÇ

  1. [isim] Baş derisini kaplayan kıllar
    • "Kendisini son kez gördüğümde babamın saçları nasıl beyazsa ilk kez gördüğümde de bembeyazdı." (Adalet Ağaoğlu)
ÇİĞ

  1. [sıfat] Pişmemiş veya az pişmiş
  2. Gözü rahatsız eden, göze batan (renk, ışık)
  3. [mecaz] Yersiz ve yakışıksız
    • "Bu, benim gibi yaşını başını almış bir adam tarafından pek çiğ bir hareket olurdu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [mecaz] Yaşının gerektirdiği görgüye ve olgunluğa erişmiş olmayan (kimse)
    • "Fakat Cemal Paşa, çiğ bir politikacı değildi." (Falih Rıfkı Atay)
  5. [ağızlardan] İşlenmemiş, doğal durumda bırakılmış
SUÇ

  1. [isim] Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
  2. [hukuk] Yasalara aykırı davranış; cürüm
    • "Casusluk suçundan yakalanıp müebbet hapse mahkûm olmadın mı?" (Refik Halit Karay)
ÇIĞ

  1. [isim] Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi
    • "Ev, çığla birlikte yamaçtan aşağı su gibi akıyordu; çığ, biz, çığ, biz." (Deniz Tarsus)
ÇEÇ

Kelime Kökeni: Farsça çeç

  1. [isim] Tahıl yığını; teç
  2. Tahıl elenen kalbur
PİÇ

Kelime Kökeni: Farsça pīç

  1. [isim] Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk; gayrimeşru çocuk; haramzade, veledizina
  2. Babası belli olmayan çocuk
  3. [mecaz] Her şeyin yeterince gelişmemiş küçüğü
  4. [kaba konuşmada] Terbiyesiz, arsız çocuk
  5. [kaba konuşmada] Kalleş, kurnaz, kötü niyetli kimse; fır, fırlama
  6. [bitki bilimi] Bir bitkinin çevresinde yeniden beliren sürgün ve filiz
PÖÇ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kuyruk sokumu kemiği
İNÇ

Kelime Kökeni: İngilizce inch

  1. [isim, matematik] Uzunluğu 2,54 santimetre olan İngiliz uzunluk ölçü birimi; parmak, pus (II)
TEÇ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız çeç
    • "Kül tablaları buğday teçleri gibi tepeleme dolmuştu." (Cahit Külebi)
KIÇ

  1. [isim, teklifsiz konuşmada] Kuyruk sokumu bölgesi; dip, göt, kaba et, kaba but, popo, toto (I), makat, mabat, küfe
  2. [denizcilik] Deniz teknelerinde art taraf
    • "Pantolonunu, ceketini fırlatır, kıç altındaki âdeta kamaramsı yere sokulur, düşünürdü." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [sıfat] Arka bölümde olan
MEÇ

Kelime Kökeni: Fransızca mèche

  1. [isim] Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç
ZAÇ

Kelime Kökeni: Arapça zāc

  1. [isim, kimya] Kükürtle demir bileşimlerinden biri
KOÇ

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız Koç Burcu
ÇAK

Kelime Kökeni: Farsça çāk

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız yırtık
ÇAM

  1. [isim, bitki bilimi] Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)
    • "Orada çamlar mis gibi kokarak rüzgârla fısıldaşırlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
ÇAL

  1. [isim, ağızlardan] Taşlık yer, çıplak tepe
ÇAN

  1. [isim] İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç; kampana
    • "Harp gemisinde çan, düdük ve insan sesleri birbirine karıştı." (Falih Rıfkı Atay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü