İçinde ç olan 3 harfli 57 kelime var. İçerisinde Ç harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ç harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ç harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça tāc
-
[isim]
Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık; iklil
- "İmparatorluk tacı, kraliçenin tacı ile beraber üstü örtülü olarak bir tepsi üzerinde getirildi."
-
Üstünlük, kudret ve kuvvet alameti olarak başa konan başlık
-
Gelinlerin başlarına takılan süs
-
Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm
-
[bitki bilimi]
Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi
-
Bazı kuşların tarak biçimindeki sorgucu
-
[tıp]
Diş etinin üstünde kalan ve dişin ağız içinde görünen parlak beyaz kısmı
-
[eskimiş]
Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık
- "Çelebilerin tacı, kırmızı fes üzerine koyu yeşil sarık sarılıdır."
-
[isim]
Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık; iklil
- EVÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça evc
- HAÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫāc
-
[isim, din bilimi]
Doksan derecelik açılarla birbirini kesen iki doğru parçasından oluşarak Hz. İsa’nın çarmıhtaki duruşunu temsil eden Hristiyanlık sembolü; istavroz, put (I), salip
- "Üzerinde herhangi bir aziz adı ya da tasvir olmayan haç, olasılıkla törenlerde kullanılmak amacıyla yapılmıştır."
-
[isim, din bilimi]
Doksan derecelik açılarla birbirini kesen iki doğru parçasından oluşarak Hz. İsa’nın çarmıhtaki duruşunu temsil eden Hristiyanlık sembolü; istavroz, put (I), salip
- SAÇ
-
-
[isim]
Baş derisini kaplayan kıllar
- "Kendisini son kez gördüğümde babamın saçları nasıl beyazsa ilk kez gördüğümde de bembeyazdı."
-
[isim]
Baş derisini kaplayan kıllar
- ÇİĞ
-
-
[sıfat]
Pişmemiş veya az pişmiş
-
Gözü rahatsız eden, göze batan (renk, ışık)
-
[mecaz]
Yersiz ve yakışıksız
- "Bu, benim gibi yaşını başını almış bir adam tarafından pek çiğ bir hareket olurdu."
-
[mecaz]
Yaşının gerektirdiği görgüye ve olgunluğa erişmiş olmayan (kimse)
- "Fakat Cemal Paşa, çiğ bir politikacı değildi."
-
[ağızlardan]
İşlenmemiş, doğal durumda bırakılmış
-
[sıfat]
Pişmemiş veya az pişmiş
- SUÇ
-
-
[isim]
Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
-
[hukuk]
Yasalara aykırı davranış; cürüm
- "Casusluk suçundan yakalanıp müebbet hapse mahkûm olmadın mı?"
-
[isim]
Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
- ÇIĞ
-
-
[isim]
Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi
- "Ev, çığla birlikte yamaçtan aşağı su gibi akıyordu; çığ, biz, çığ, biz."
-
[isim]
Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi
- ÇEÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça çeç
-
[isim]
Tahıl yığını; teç
-
Tahıl elenen kalbur
-
[isim]
Tahıl yığını; teç
- PİÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça pīç
-
[isim]
Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk; gayrimeşru çocuk; haramzade, veledizina
-
Babası belli olmayan çocuk
-
[mecaz]
Her şeyin yeterince gelişmemiş küçüğü
-
[kaba konuşmada]
Terbiyesiz, arsız çocuk
-
[kaba konuşmada]
Kalleş, kurnaz, kötü niyetli kimse; fır, fırlama
-
[bitki bilimi]
Bir bitkinin çevresinde yeniden beliren sürgün ve filiz
-
[isim]
Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk; gayrimeşru çocuk; haramzade, veledizina
- PÖÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kuyruk sokumu kemiği
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kuyruk sokumu kemiği
- İNÇ
-
Kelime Kökeni: İngilizce inch
-
[isim, matematik]
Uzunluğu 2,54 santimetre olan İngiliz uzunluk ölçü birimi; parmak, pus (II)
-
[isim, matematik]
Uzunluğu 2,54 santimetre olan İngiliz uzunluk ölçü birimi; parmak, pus (II)
- TEÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çeç
- "Kül tablaları buğday teçleri gibi tepeleme dolmuştu."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çeç
- KIÇ
-
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Kuyruk sokumu bölgesi; dip, göt, kaba et, kaba but, popo, toto (I), makat, mabat, küfe
-
[denizcilik]
Deniz teknelerinde art taraf
- "Pantolonunu, ceketini fırlatır, kıç altındaki âdeta kamaramsı yere sokulur, düşünürdü."
-
[sıfat]
Arka bölümde olan
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Kuyruk sokumu bölgesi; dip, göt, kaba et, kaba but, popo, toto (I), makat, mabat, küfe
- MEÇ
-
Kelime Kökeni: Fransızca mèche
-
[isim]
Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç
-
[isim]
Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç
- ZAÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça zāc
-
[isim, kimya]
Kükürtle demir bileşimlerinden biri
-
[isim, kimya]
Kükürtle demir bileşimlerinden biri
- KOÇ
-
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Koç Burcu
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Koç Burcu
- ÇAK
-
Kelime Kökeni: Farsça çāk
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız yırtık
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız yırtık
- ÇAM
-
-
[isim, bitki bilimi]
Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)
- "Orada çamlar mis gibi kokarak rüzgârla fısıldaşırlardı."
-
[isim, bitki bilimi]
Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)
- ÇAL
-
-
[isim, ağızlardan]
Taşlık yer, çıplak tepe
-
[isim, ağızlardan]
Taşlık yer, çıplak tepe
- ÇAN
-
-
[isim]
İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç; kampana
- "Harp gemisinde çan, düdük ve insan sesleri birbirine karıştı."
-
[isim]
İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç; kampana