Sonunda i olan 4 harfli 240 kelime var. İ harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde i harfi olan kelimeler listesine ya da başında i harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UZVİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿużvī

  1. [sıfat, eskimiş] Organla ilgili
    • "Bu uzvi acı, onu galeyanın son raddesine getirerek ağlattı." (Peyami Safa)
  2. Bakınız organik
EZGİ

  1. [isim, müzik] Belli kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi; ahenk, haz, nağme, melodi, şanson
    • "Pir Sultan ağzından bir ezgi okuyup tüm yürekleri kendine bağladı." (Kemal Bilbaşar)
  2. [müzik] Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi
  3. [mecaz] Kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi
  4. [mecaz] Bakınız tempo
    • "Bundan böyle aynı ezgide sürüp gidemez."
  5. [ağızlardan] Bakınız sıkıntı
KOLİ

Kelime Kökeni: Fransızca colis

  1. [isim] Posta paketi
  2. İçinde türlü eşya bulunan çeşitli büyüklükte paket
    • "Üst üste yığılmış kutular, açılmamış koliler arasında üstünkörü bir yaşam, geçici ve idareten." (Elif Şafak)
MUTİ

Kelime Kökeni: Arapça muṭīʿ

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız itaatli
    • "Genç Çerkez'in daima kendisine muti ve ikinci safta kalacağını ümit ederek dışarıdan gelin almamayı tercih etmişti." (Halide Edip Adıvar)
CİCİ

  1. [sıfat] Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden
    • "Ümit! Ah benim cici kardeşim." (Attilâ İlhan)
SİLİ

  1. [isim] Kilim, yünden dokunmuş yaygı
DİZİ

  1. [isim] Bakınız sıra
    • "İki dizi inci."
  2. Herhangi bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü; seri (I)
    • "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra; sekans
    • "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."
  4. [dil bilgisi] Bir söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilen ve karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün; paradigma
  5. [askerlik] Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler
  6. [matematik] Kurallı veya kuralsız olarak sıralanmış terimler takımı
  7. [müzik] Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü
  8. [sinema, televizyon] Bakınız dizi film
EKTİ

  1. [sıfat] Her yiyeceği canı çeken
  2. Bakınız asalak
  3. Bakınız cimri
  4. [isim] Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk
  5. [ağızlardan] Arsız, yüzsüz, görgüsüz (kimse)
  6. [ağızlardan] Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen (kuzu)
    • "Ayol ihtiyarsan ne diye kızın arkasından ekti kuzu gibi dolaşıyorsun?" (Memduh Şevket Esendal)
İRSİ

Kelime Kökeni: Arapça irs̱ī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız kalıtımsal
GAHİ

Kelime Kökeni: Farsça gāhī

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız ara sıra
TALİ

Kelime Kökeni: Arapça tālī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız ikincil
EMMİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿamm

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız amca
    • "Bir kız bana emmi, dedi, n'eyleyim." (Karacaoğlan)
NEVİ

Kelime Kökeni: Arapça nevʿ

  1. [isim] Çeşit, cins, tür
    • "Bu kadının hastalığı, isterinin çok şiddetli bir nevidir." (Peyami Safa)
BARİ

Kelime Kökeni: Farsça bārī

  1. [zarf] Bu durum karşısında; hiç değilse, hiç olmazsa
    • "Hepsini at bir yana / Bari o günlerin bana / Şiirini söyle tatlı su" (Mustafa Seyit Sutüven)
  2. [ünlem] Bakınız keşke
    • "Bu bari doğru çıksaydı, yazarlığıma geçmişte bir ipucu bulacaktım." (Adalet Ağaoğlu)
VADİ

Kelime Kökeni: Arapça vādī

  1. [isim, coğrafya] İki dağ arasındaki çukurca arazi veya geçit; koyak
    • "Vadinin hemen kıyı başında idi ve çevresinde beş karaltı vardı." (Tarık Buğra)
  2. [eskimiş, mecaz] Çalışma alanı, tutulan yol, benimsenen tarz
    • "Münakaşa kızışınca lakırtıyı hemen meslek bakımından çok zararlı bir vadiye yani şahsiyata sürüklediklerini hatırlarız." (Burhan Felek)
İŞÇİ

  1. [isim] Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse
    • "Gazetelere daha ziyade biz işçiler sahiptik." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. [hayvan bilimi] Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneği olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek
GANİ

Kelime Kökeni: Arapça ġanī

  1. [sıfat] Bol, çok olan
  2. [eskimiş] Zengin, varlıklı olan
    • "Sen bir gani sultansın / Canlar içinde cansın" (Yunus Emre)
ELLİ

  1. [isim] Kırk dokuzdan sonra gelen sayının adı
  2. Bu sayıyı gösteren 50 ve L rakamlarının adı
  3. [sıfat] Beş kere on, kırk dokuzdan bir artık
DİNİ

Kelime Kökeni: Arapça dīnī

  1. [sıfat] Dinle ilgili, din üzerine; dinsel
    • "Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir." (Anayasa)
CANİ

Kelime Kökeni: Arapça cānī

  1. [isim] Cinayet işlemiş olan kimse; kıyacı, kıyıcı (III)
    • "Bugün medeniyet ve insaniyetin düşmanları olan canileri, sabıkalıları o arıyor, o takip ediyor, o buluyor." (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat, mecaz] Acımasız, gaddar olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü