Sonunda i olan 4 harfli 240 kelime var. İ harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde i harfi olan kelimeler listesine ya da başında i harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İLGİ

  1. [isim] İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk
    • "Yeni istidatlara her zaman ilgi duyan bir büyük sanatçı idi." (Cahit Uçuk)
    • "İki üç ders içinde ilgisini çeken bir öğrenci olmuştum" (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Çocuğu babasına bırakıp kendisi erkekle ilgisini keser ve familyasının yanına döner." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik
  3. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi
  4. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma

SİNİ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Üzerinde yemek de yenilebilen yuvarlak, bakır veya pirinçten büyük tepsi
    • "Sininin üstünde, çepeçevre tahta kaşıklar ve yerde sini etrafında birer küçük minder dizilmişti." (Ahmet Haşim)

CİCİ

  1. [sıfat] Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden
    • "Ümit! Ah benim cici kardeşim." (Atilla İlhan)

CEMİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bütün, hep

LARİ
...
KAVİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Dayanıklı, güçlü, zorlu
    • "Türkler dünyanın en cesur, en asil, en kavi bir milleti idi." (Ömer Seyfettin)
  2. [zarf] Sıkıca
    • "Kavi tutun merdiveni."

DİRİ

  1. [sıfat] Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı
    • "Senin ölün değil, bana dirin lazım." (Ömer Seyfettin)
  2. Güçlü, zinde
    • "Diri bir adam."
    • "Pirinçler biraz diri kalmış."
  3. Solmamış, pörsümemiş
    • "Diri çiçek. Diri yaprak."
  4. Gereği kadar pişmemiş

KEDİ

  1. [isim] Kedigillerden, köpek dişleri iyi gelişmiş, kasları çevik ve kuvvetli evcil veya yabani, küçük memeli hayvan, pisik (Felis domesticus)
    • "Evcil kedi. Ankara kedisi. Van kedisi."
    • "Derin bir hayranlıkla gözlerini kıza kaptırmış, kedi ciğere bakar gibi süzüp duruyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

ADLİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Adaletle ilgili
    • "Hâkimler ve savcılar adli ve idari yargı hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar." (Anayasa)

GAHİ
...
CÜZİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Az, azıcık, pek az
  2. Tikel

RAVİ
...
PERİ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık
    • "Cinden, periden, umacıdan çok korkardım." (Halide Edip Adıvar)
  2. Çok güzel, alımlı, becerikli kadın

RUHİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Ruhsal
    • "Bedenî ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar." (Anayasa)

RUMİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz, yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme

SAHİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Gerçekten, gerçek olarak
    • "Sahi dedikleri kadar güzelmiş! Siz onu görmediniz mi sahi!"

YENİ

  1. [sıfat] Kullanılmamış olan, eski karşıtı
    • "Yeni giysi. Yeni ayakkabı."
  2. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan
    • "Yeni haber. Yeni moda."
  3. En son edinilen
    • "Yeni eve taşındık."
  4. İşe henüz başlamış
    • "Yeni öğrenci. Yeni asker."
  5. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan
    • "Yeni bir buluş. Yeni bir düşünce."
  6. Tanınmayan, bilinmeyen
    • "Yeni imzalara rastlıyoruz."
  7. Daha öncekilerden farklı olan
    • "Yeni ihtiyaçlarımız var."
  8. [zarf] Biraz önce, çok zaman geçmeden
    • "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı." (Çetin Altan)

BESİ

  1. [isim] Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi
  2. Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler

DEYİ

  1. [isim] Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos
  2. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos

ETLİ

  1. [sıfat] İçinde et bulunan
    • "Etliye sütlüye karışmamak ve hiçbir ideal için hiçbir mücadeleye katılmamak onun mizacıdır." (Peyami Safa)
  2. Eti çok olan
    • "Etli koyun."
  3. Dolgun, kalın
    • "... aşağıya sarkan kalın, etli, ıslak dudakları vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. Yenecek kısmı çok olan (meyve)
    • "Etli, lezzetli bir zeytin."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü