Başında görme olan 10 kelime var. Görme ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde görme olan kelimeler listesine ya da sonu görme ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında görme bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
GÖRMEZLENMEK
GÖRMEMEZLİK, GÖRMEMİŞLİK, GÖRMEZLENME
GÖRMEZLİK
GÖRMEMİŞ
GÖRMECE
GÖRMEK, GÖRMEZ
GÖRME
Görme Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
GÖRME
4 Harfli Kelimeler
GÖRE, ÖRGE, ÖRME
3 Harfli Kelimeler
ERG, GEM, GÖR, ÖGE
2 Harfli Kelimeler
EM, ER, GE, ME, MÖ, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖRMEZLENMEK
-
-
[-i]
Görmüyor gibi yapmak, görmezlikten gelmek
-
[-i]
Görmüyor gibi yapmak, görmezlikten gelmek
- GÖRMEMİŞLİK
-
-
[isim]
Görmemiş olma durumu
-
Görmemişçe davranış
- "Görmemişliği, açgözlülüğü sonra sonra ortaya çıktıkça ondan sıdkı sıyrılmaya başlamıştı."
-
[isim]
Görmemiş olma durumu
- GÖRMEMEZLİK
-
-
[isim]
Bakınız görmezlik
-
[isim]
Bakınız görmezlik
- GÖRMEZLENME
-
-
[isim]
Görmezlenmek işi
-
[isim]
Görmezlenmek işi
- GÖRMEZLİK
-
-
[isim]
Görmemiş gibi davranma
-
[isim]
Görmemiş gibi davranma
- GÖRMEMİŞ
-
-
[sıfat]
Birdenbire ulaştığı iyi duruma uymayan, görgüsüzce davranan
-
[sıfat]
Birdenbire ulaştığı iyi duruma uymayan, görgüsüzce davranan
- GÖRMECE
-
-
[zarf]
Görmek koşuluyla
-
[sıfat]
Karşılıklı görmeye dayalı olarak yapılan
-
[zarf]
Görmek koşuluyla
- GÖRMEK
-
-
[-i]
Gözle algılamak, seçmek
-
Anlamak, kavramak, sezmek
- "Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin."
-
Yanına gidip konuşmak
- "Bugün müdürü göreceğim."
-
Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek
-
Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
- "Hangi memlekete gitsek resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük."
-
Yapmak, etmek
- "İş görmek. Masraf görmek."
-
[-i, -den]
Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
-
[nesnesiz]
Bir şeye erişmek
- "Cebi para görmek."
-
Çok değer vermek
- "Gözü yalnız parayı görüyor."
-
[nesnesiz]
Bir işleme uğramak
- "Teftiş görmek."
-
[nesnesiz]
Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
- "Ev güneş görüyor."
-
Ziyaret etmek
-
Karşılaşmak, rastlaşmak
-
[-le]
Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
- "Körler parmaklarıyla görürler."
-
[nesnesiz]
Sahne olmak, geçirmek
- "Bu ova çok savaş gördü."
-
Saymak, herhangi bir şey gibi görmek
-
Gezmek
- "Ankara'yı gördün mü?"
-
[teklifsiz konuşmada]
Para vermek
- "Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey."
-
[spor]
Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak
-
[-i]
Gözle algılamak, seçmek
- GÖRMEZ
-
-
[sıfat]
Bakınız görme engelli
-
Göremediği (yer)
- "Çatalı usullacık aldı, babasının görmez yanından tencereye daldırıp alıcı kuş çevikliğiyle çatalını yeni bir ete batırıverdi."
-
[sıfat]
Bakınız görme engelli
- GÖRME
-
-
[isim]
Görmek işi; rüyet, müşahede
- "İnsanın sözünün başkalarına ulaştığını, onlarla buluştuğunu görmesi gönendirici, güzel bir duygu."
-
[isim]
Görmek işi; rüyet, müşahede