Sonunda gah olan 26 kelime var. GAH ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde gah olan kelimeler listesine ya da başında gah olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İSTİRAHATGAH, SULTANİYEGAH
İSTİNATGAH, TECELLİGAH, TİCARETGAH, ZİYARETGAH
İBADETGAH, İKAMETGAH
GİRİZGAH, GÜZERGAH, KARARGAH, NAMAZGAH, NİŞANGAH, TALİMGAH
KALPGAH, ORDUGAH, PENÇGAH
BARGAH, ÇARGAH, DERGAH, TEZGAH
DÜGAH, SEGAH, YEGAH
AGAH
GAH
Gah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
GAH
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SULTANİYEGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça sulṭānī + Farsça yegāh
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziği makamlarından biri
- "Radyo ince sazdan sultaniyegâh faslına başlamış."
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziği makamlarından biri
- İSTİRAHATGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça istirāḥat + Farsça gāh
-
[isim]
Dinlenme yeri
-
[isim]
Dinlenme yeri
- TECELLİGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça tecellį + Farsça gāh
-
[isim]
Tecelli yeri
- "Türkler on beş asır evvel Asya’nın göbeğinde muazzam devletler teşkil etmiş ve insanlığın her türlü kabiliyetine tecelligâh olmuş birer unsurdur."
-
Tanrı’nın kudretinin insanlarda ve doğada göründüğü yer
-
[isim]
Tecelli yeri
- ZİYARETGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ziyāret + Farsça -gâh
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ziyaret yeri
- "Ertesi gün çevre halkı kızın kıyıya vuran cesedini bulur, şimdi ziyaretgâh olan yere gömerler."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ziyaret yeri
- TİCARETGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ticāret + Farsça -gāh
-
[isim, eskimiş]
Ticaret yeri, ticarete elverişli yer
-
[isim, eskimiş]
Ticaret yeri, ticarete elverişli yer
- İSTİNATGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça istinād + Farsça -gāh
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dayanak
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dayanak
- İKAMETGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça iḳāmet + Farsça -gāh
-
[isim]
Bakınız konut (I)
-
[isim]
Bakınız konut (I)
- İBADETGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet + Farsça -gāh
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız mabet
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız mabet
- GİRİZGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça gürīzgāh
-
[isim]
Bir başka söze yol açmak için söylenen söz; girişlik
- "Merakımızı uyandıracak bir girizgâh yapınca, hiç yemek düşünecek hâlim kalmamıştı."
-
[isim]
Bir başka söze yol açmak için söylenen söz; girişlik
- NİŞANGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça nişān-gāh
-
[isim]
Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren, silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet; bakıncak, nişane
-
Bakınız hedef
-
[isim]
Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren, silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet; bakıncak, nişane
- KARARGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳarār + Farsça -gāh
-
[isim, askerlik]
Bir birlik veya kurumun, kumandan ile yardımcı şube ve bölümlerinden oluşan kuruluş
-
[askerlik]
Ordunun uzun bir süre veya geçici olarak konakladığı yer
- "Siper başları, büyük karargâhın etrafı hep nöbetçi dolu idi."
-
[eskimiş]
Durulan veya kalınan yer
- "Mor dağlara karargâhlar kurulur / Eteğinde bölük bölük durulur"
-
[isim, askerlik]
Bir birlik veya kurumun, kumandan ile yardımcı şube ve bölümlerinden oluşan kuruluş
- TALİMGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿlīm + Farsça -gāh
-
[isim, askerlik]
Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici vb.ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş
-
[isim, askerlik]
Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici vb.ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş
- NAMAZGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça namāz-gāh
-
[isim, din bilimi]
Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış olan ve kıble yönüne doğru dikili bir taşı bulunan yer; musalla
- "Yanımdaki kırık taşa bakılırsa burası bir eski namazgâhtı."
-
[isim, din bilimi]
Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış olan ve kıble yönüne doğru dikili bir taşı bulunan yer; musalla
- GÜZERGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça guzergāh
-
[isim]
Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer
- "Dönüş yolumuz, Ayazağa, Kâğıthane güzergâhı idi."
-
Yol boyu
- "Görüyorsun ki hat güzergâhına verdiğimiz şifrelerin hepsine menfi cevap geldi."
-
Çok geçilen yer, geçek
-
[isim]
Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer
- PENÇGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça pencgāh
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde rast ve bayati dizilerinden oluşan birleşik makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde rast ve bayati dizilerinden oluşan birleşik makam
- ORDUGAH
-
Kelime Kökeni: Türkçe ordu + Farsça -gāh
-
[isim, askerlik]
Ordunun konakladığı yer
- "Komanova'ya giden derenin içinde ordugâh kurduk."
-
[isim, askerlik]
Ordunun konakladığı yer
- KALPGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳalb + Farsça -gāh
-
[isim, eskimiş]
Bakınız canevi
-
[askerlik]
Ordunun sağ ve sol kanatları arasında yer alan ve komutan ile çevresindekilerin bulunduğu merkez birliklerden oluşan bölüm
- "Düşmanın kalpgâhına hücum etti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız canevi
- ÇARGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça çārgāh
-
[isim, müzik]
Türk müziğinde "do" perdesinin adı
-
Bu perdede karar kılan makam
-
[isim, müzik]
Türk müziğinde "do" perdesinin adı
- BARGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça bārgāh
-
[isim, eskimiş]
İçerisine izin alınarak girilebilen makam
-
Padişah çadırı, padişah sarayı veya yüksek divan
- "Hiç kimse Nuşirevan’ın bargâhına kendisine haksızlık yapıldı iddiasıyla gelmedi ve kimse kimseye zulmetmedi."
-
[isim, eskimiş]
İçerisine izin alınarak girilebilen makam
- TEZGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça destgāh
-
[isim]
Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
- "Bir tezgâhtan öbürüne koşuyor, bir kumaş topunu bırakıp başkasına saldırıyordu."
-
Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe
- "İçenlerin hepsi susmuş, kadına bakıyor, tezgâhın arkasındaki yürüyüşünü seyrediyorlardı."
-
Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı
- "Çanak çömlek tezgâhı. Halı tezgâhı."
-
Tersanelerde yapılan veya tamir edilen gemilerin üzerine konduğu tahtadan altlık
-
[argo]
Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol
-
[isim]
Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa