Sonunda fet olan 18 kelime var. FET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde fet olan kelimeler listesine ya da başında fet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

MUHALEFET

7 Harfli Kelimeler

HİLAFET, KESAFET, KIYAFET, LETAFET, MARİFET, NEZAFET, ZARAFET, ZİYAFET

6 Harfli Kelimeler

ATIFET, HİRFET, İZAFET, KÜLFET, NASFET, SAFFET

5 Harfli Kelimeler

İFFET, ÜLFET

4 Harfli Kelimeler

AFET


Kelime bulma makinesi

E F T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

TEF

2 Harfli Kelimeler

ET, FE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MUHALEFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olma durumu, aykırılık
  2. Karşı görüşte, tutumda olan kimseler topluluğu
  3. Demokraside iktidarın dışında olan parti veya partiler

HİLAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Halifelik

KESAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çokluk, sıklık
  2. Yoğunluk
    • "Dağ, bütün kesafeti ve bütün heybetiyle benim üstüme yürüyor gibiydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Saydam olmama durumu, bulanıklık

MARİFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ustalık, hüner, uzmanlık
    • "Meğer ne marifetleri varmış o gösterişsiz saatin!" (Haldun Taner)
  2. Uygun olmayan, hoşa gitmeyen, can sıkıcı iş veya davranış
    • "Yaptığın marifeti beğendin mi?"
  3. Bilim, bilgi
  4. Aracı, ikinci el

KIYAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kılık, elbise, giysi
    • "Kıyafetinden onun da bir kalem beyi olduğu anlaşılıyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. Resmî giysi
    • "Öyle de olsa ha deyince senin boyuna bosuna göre asker kıyafeti bulunur mu?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ZARAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Zariflik
    • "Sadece zarafetinizin, güzelliğinizin karşıdan hayranı olmuştum." (Samim Kocagöz)

ZİYAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek, şölen, toy
    • "Resmî ziyafetlerin ve büyük düğünlerin yemeklerini hep ona ısmarlamak âdet olmuştur." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "O gece telgrafçı, gümrükçü, liman çavuşu, müdür beye bir ziyafet vermek istemişlerdi." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Orkestra tam bir müzik ziyafeti çekti."

NEZAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Temizlik, paklık

LETAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Güzellik, hoşluk
    • "Evet bu kadının tebessümünde başka letafet var..." (Ahmet Rasim)
  2. Yumuşaklık, incelik
    • "Bu ne letafet, bu ne güzellik ya Rabbi, diye mırıldandı." (Ömer Seyfettin)

NASFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hakkaniyet

ATIFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet
  2. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi

HİRFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık vb. küçük el sanatları

SAFFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Temizlik, arılık
    • "Gençlerin tecrübelerle yıpranmamış bir saffet içindeki yüzlerinde yorgunluk duyulmaz." (Abdülhak Şinasi Hisar)

KÜLFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sıkıntı, zorluk
    • "Dört defa gezdiği bu yeri tekrar görmek, artık onun için bir külfet." (Refik Halit Karay)
    • "Ben en hain, en merhametsiz hücumları yapmak için bu kadar külfetlere katlanıp buralara gelmiştim." (Aka Gündüz)
  2. Büyük masraf
    • "Bu kadar uzun külfetlere ne lüzum var?" (Ömer Seyfettin)

İZAFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Görelik

İFFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık, sililik
  2. Namus

ÜLFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Alışma, kaynaşma
    • "Kendilerine bir kimse bulunamıyor ki ülfet etsinler." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Tanışma, görüşme
    • "Temiz ve metin bir insan olduğu ilk ülfetinden anlaşılırdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Dostluk, ahbaplık
    • "Ülfet belalı şey fakat uzlet sıkıntılı / Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı." (Yahya Kemal Beyatlı)

AFET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım
    • "O yıl su baskınları bir afet gibiydi."
  2. Kıran
  3. [sıfat] Çok kötü
    • "Şöhret gibi servetin de afet olduğunu yeni anlıyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın
    • "Gül yüzlü bir afetti ki her busesi lale." (Yahya Kemal Beyatlı)
  5. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü