Başında fe olan 5 harfli 30 kelime var. Fe ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde fe olan kelimeler listesine ya da sonu fe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında fe bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FETÜS

  1. [isim, biyoloji] Bakınız cenin
FENCİ

  1. [isim] Fenle uğraşan kimse
  2. Fen konularında ders veren öğretmen
FENNİ

Kelime Kökeni: Arapça fennī

  1. [sıfat] Fenle ilgili
    • "Bu fennî ihmal yüzünden Hacer'in çocuğu ziyan oldu." (Nâzım Hikmet)
  2. Bilimsel yöntemlere, tekniğe uygun biçimde yapılan
  3. Bilimsel yöntemlere, tekniğe uygun biçimde iş gören
    • "Fennî sünnetçi."
FETVA

Kelime Kökeni: Arapça fetvā

  1. [isim, din bilimi] Bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklamak amacıyla müftü veya şeyhülislam tarafından ilgili kişinin adı söylenmeden yapılan açıklama, hüküm veya cevap
  2. [mecaz] Yapılan veya yapılacak bir şeyi onaylama
FETİŞ

Kelime Kökeni: Fransızca fétiche

  1. [isim, toplum bilimi] Bakınız put (I)
  2. Uğurlu sayılan şey
  3. [mecaz] Tapınırcasına sevilen şey veya kimse
  4. [mecaz] Saplantılı bir biçimde cinsel coşku uyandıran, karşı cinse ait elbise, ayakkabı vb. eşya
FENOL

Kelime Kökeni: Fransızca phénol

  1. [isim, kimya] Boyacılıkla, plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan, çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi; asit fenik
FERİK

Kelime Kökeni: Arapça ferīḳ

  1. [isim, eskimiş, askerlik] Bakınız korgeneral
FERİH

Kelime Kökeni: Arapça ferīḥ

  1. [sıfat, eskimiş] Çok sevinçli, neşeli olan
FETİH

Kelime Kökeni: Arapça fetḥ

  1. [isim] Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma
    • "1683'te Viyana ricati ile imparatorluk, Avrupa fetihlerini kaybetmeye başlayacaktır." (Falih Rıfkı Atay)
FERAH

Kelime Kökeni: Farsça ferāḫ

  1. [sıfat] Bol, geniş olan
    • "Ferah bir ev."
  2. Havadar, aydınlık, iç açıcı olan (yer); ferahlı
    • "Bu kahvenin ferah ve sevimli bir taraçası vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
FENER

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı
    • "Fenerin ışığı ikide bir rüzgârla kısılıyor, sönecek gibi oluyor; ihtiyar bostancı ceketinin eteğini kaldırmış, lambanın sönmemesine dikkat ediyordu." (Abdülhak Hamit Tarhan)
  2. Bakınız deniz feneri
    • "Deniz, bu Japon fenerinden dökülen ışıklar altında ıslak parıltılarla yanıp sönüyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Bakınız askı
  4. [mimarlık] Bina çatılarına, hamam, cami ve medrese kubbelerine, içeriye aydınlık girmesini ve havalandırmayı sağlamak üzere yapılan kule biçimindeki camlı çıkıntı
FENİK

Kelime Kökeni: Almanca Pfennig

  1. [isim] Alman markının yüzde biri
    • "Ömrü boyunca fenik bahşiş almamış postacı, adamın aklını oynatmış olmasından korktu." (Haldun Taner)
  2. [mecaz] Çok az para
FERMA

Kelime Kökeni: İtalyanca ferma

  1. [isim] Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi
FETHA

Kelime Kökeni: Arapça fetḥa

  1. [isim, eskimiş, dil bilgisi] Bakınız üstün (II)
FERDA

Kelime Kökeni: Farsça ferdā

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yarın
  2. Gelecek günler, zamanlar
FEYİZ

Kelime Kökeni: Arapça feyż

  1. [isim] Bakınız bereket
  2. Artma, çoğalma
  3. Kültürel ilerleme, gelişme, olgunluk
    • "Bu hayırlı teşebbüsün doğu vilayetlerimiz gençliğine bahşedeceği feyiz, Cumhuriyet hükûmeti için ne mutlu eser olacaktır." (Atatürk)
  4. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru
FELEK

Kelime Kökeni: Arapça felek

  1. [isim] Bakınız baht
    • "Felek oyun etmişti onlara, yiğitlerden ikisi uyuyakaldı." (Cemil Meriç)
  2. Dünya, âlem
  3. Askerî mızıkada zilli bir müzik aracı
  4. [eskimiş] Bakınız gök
FERAĞ

Kelime Kökeni: Arapça ferāġ

  1. [isim, eskimiş] Bir işten vazgeçme, çekilme, el çekme, terk etme
  2. [hukuk] Bir mülkü başkasına bırakma, başkasının üstüne geçirme
    • "Fabrikanın ferağ ve intikal muamelesinin ikmal edildiği günün akşamı nikâhımız kıyıldı." (Reşat Nuri Güntekin)
FELAH

Kelime Kökeni: Arapça felāḥ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kurtuluş
    • "Şu bizim halkı uyandırmadadır varsa felah." (Mehmet Akif Ersoy)
FEHİM

Kelime Kökeni: Arapça fehm

  1. [isim, eskimiş] Bakınız anlama
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü