Başında fal olan 22 kelime var. Fal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde fal olan kelimeler listesine ya da sonu fal ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında fal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

FALAKASIZ, FALANINCI, FALANJİST, FALÇATALI

8 Harfli Kelimeler

FALAKACI, FALAKALI, FALCILIK, FALSOSUZ, FALYANOS

7 Harfli Kelimeler

FALANCA, FALÇATA, FALNAME, FALSOLU

6 Harfli Kelimeler

FALAKA, FALANJ, FALLUS

5 Harfli Kelimeler

FALAN, FALCI, FALEZ, FALSO, FALYA

3 Harfli Kelimeler

FAL


Kelime bulma makinesi

A F L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

FAL, LAF

2 Harfli Kelimeler

AF, AL, FA, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FALANJİST

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İspanya'da falanj üyesi

FALANINCI

  1. [sıfat] Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı
    • "Falanıncı evin falanıncı katına diye yazarsınız."

FALÇATALI

  1. [sıfat] Falçatası olan

FALAKASIZ

  1. [sıfat] Falakası olmayan

FALAKALI

  1. [sıfat] Falakası olan

FALYANOS

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Yunusun iri bir türü

FALSOSUZ

  1. [sıfat] Hatasız, kusursuz
  2. Hatasız, kusursuz biçimde
    • "Halis bir şiiri okumak demek, ona şairinin verdiği musiki ayarıyla, fazla ve eksik bir ses ilave etmeksizin, musikiden anlayanların tabiriyle, falsosuz okumak demektir." (Yahya Kemal Beyatlı)

FALAKACI

  1. [isim] Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçlu bulunanları falakaya yatıran görevli

FALCILIK

  1. [isim] Falcının işi, bakıcılık
  2. Falın daha iyi çıkması için kişinin mücevherlerini kullanmak isteyip, dalgınlıktan yararlanarak çalma işi

FALANCA

  1. [sıfat] Falan
    • "Falanca yerde, falanca gün."
  2. [zamir] Falan kimse
    • "Falanca geldi."

FALSOLU

  1. [sıfat] Yanlış, hatalı, kusurlu
    • "Bu saydığım, rolün falsolu tarafları." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Uygun ve yerinde olmayan
  3. Döne döne ve ekseninden kayarak, kavisli

FALÇATA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Eğri kunduracı bıçağı

FALNAME

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap

FALLUS

Kelime Kökeni : Latince

  1. [isim] Erkeklik organı

FALAKA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ceza olarak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan, kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı
  2. Bu araçla uygulanan dayak cezası
  3. Bazı kaldıraçlarda kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası

FALANJ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Eski Yunanlarda, özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay
  2. Bazı ülkelerde yarı askerî, siyasi kuruluş
    • "İspanya Ulusal Falanjı."

FALAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zamir] Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan
    • "Bana "falan geldi, falan gitti" diye anlatmaya başladı."
  2. [isim] Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz
    • "Hiç heyecan falan göstermiyor." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime
    • "Falan tarihte, falan yerde, falan kişi ile gezerken sizi gördüm."

FALEZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yalı yar

FALCI

  1. [isim] Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse
    • "Falcılar, gelecekte olacakları bir bir bilir ve söyler." (Abdülhak Şinasi Hisar)

FALSO

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Bir parça çalınır veya söylenirken yapılan nota yanlışlığı
    • "Ahenge falso, kalın erkek sesleri de karıştı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Yüzde beş yüz kâr beklediği bu işlerin alt tarafı falso çıkınca apışmış kalmıştı." (Ercüment Ekrem Talu)
    • "Artık İstanbul'da her şey gevşemiş, falso vermişti." (Ömer Seyfettin)
    • "Yeteneksizliğini ortaya koyacak bir falso yapmaktan korkuyordu." (Çetin Altan)
  2. Yanlış davranış
    • "Bu iyi adamın şu kadarcık cehaleti ve falsosunu hoş görmeli." (Aka Gündüz)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü