Başında f olan 4 harfli 70 kelime var. F harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde f harfi olan kelimeler listesine ya da sonu f harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında f bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FIÇI
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap
- "Su, kocaman fıçılara doldurulup arabalarla Beykoz'a getirilir." (Salâh Birsel)
-
[sıfat]
Bu kabın alabileceği miktarda olan
-
[isim]
Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap
- FİŞE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı
-
[isim]
Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı
- FAUL
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Karşılaşmalarda rakip oyuncuya yapılan kural dışı hareket
-
[isim]
Karşılaşmalarda rakip oyuncuya yapılan kural dışı hareket
- FORA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Yelken açtırma, mayna karşıtı
- "Diğeri ise yelkeni fora etti." (Ahmet Mithat)
-
[ünlem]
Yelkenleri açtırmak için verilen komut
- "Fora yelken!"
- "Arkadaşlar da derinliğine bir samimiyetle ceketlerini fora etmişler." (Çetin Altan)
-
[isim]
Yelken açtırma, mayna karşıtı
- FİDE
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek
-
[isim]
Tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek
- FARK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans
- "Aralarında sekiz, on yaş fark bulunmasına rağmen, iki akran gibiydiler." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Boğaz'ın sisle kaplı olduğunu ancak ön güvertede bir yer bulup oturunca fark etmişti." (Atilla İlhan)
- "Siz erkekler ekseriya nikâhlı kadınla nikâhsız kadınlarınız arasında bir fark gözetirsiniz." (Hüseyin Cahit Yalçın)
- "Dünya nimetlerinin bir bir farkına varmaya başlarız." (Haldun Taner)
-
Ayrım
- "Öç almanın fırsatını yakalamış gibi konuştuğunu fark etti." (Tarık Buğra)
-
Çıkarma işleminin sonucu
-
[isim]
Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans
- FRER
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yabancılara ait okullarda görevli papaz
- "Mektepte arkadaşlarına hükmeden frerlerden hiç korkmadı." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Yabancılara ait okullarda görevli papaz
- FUTA
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
İpekli peştamal
- "Karşı kahvenin çırağı bacağındaki zıpkasını örten futasıyla dört kahve getirdi." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
İpekli peştamal
- FAİL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Eden, yapan, işleyen
- "Vilayetin bir yerinde faili yakalanamayan bir irtica vakası çıkar." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Özne
-
[isim]
Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse
-
[sıfat]
Eden, yapan, işleyen
- FÜRS
- ...
- FİLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ
-
Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba
-
Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü
-
Ağ
-
[isim]
Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ
- FERİ
- ...
- FUAR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi
-
[isim]
Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi
- FRİZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Tavandan inerek sahnenin üst kısmını, sahne boyunca kaplayan kısa, dar perde
-
Eski Yunan ve Roma yapılarında taban kirişi ile çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölüm, efriz
-
[isim]
Tavandan inerek sahnenin üst kısmını, sahne boyunca kaplayan kısa, dar perde
- FİNK
-
-
[isim]
"Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek" anlamına gelen fink atmak deyiminde geçen bir söz
- "Senin derdin İstanbullarda fink atmak, ben buna aracı olamam." (Adalet Ağaoğlu)
-
[isim]
"Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek" anlamına gelen fink atmak deyiminde geçen bir söz
- FONT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Dökme demir, pik (I)
-
[isim]
Dökme demir, pik (I)
- FEVÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İnsan kalabalığı
-
[isim]
İnsan kalabalığı
- FÜRU
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Dallar, kollar, ayrıntılar
-
Çocuklar, torunlar
-
[isim]
Dallar, kollar, ayrıntılar
- FANİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti
-
[isim]
İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti
- FÜZE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli olarak yanmasından doğan itiş gücü ile hareket eden düzenek
-
[isim]
Bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli olarak yanmasından doğan itiş gücü ile hareket eden düzenek