Sonunda eşik olan 17 kelime var. EŞİK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde eşik olan kelimeler listesine ya da başında eşik olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ALTINBEŞİK, BÜTÜNLEŞİK, DÜZENLEŞİK
TERSBEŞİK
BENZEŞİK, BİRLEŞİK, DENGEŞİK, DERNEŞİK, İKİLEŞİK, KÖKLEŞİK, TÜMLEŞİK, YERLEŞİK
BİLEŞİK
BEŞİK, DEŞİK, KEŞİK
EŞİK
Eşik Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
EKŞİ, EŞİK, ŞİKE
3 Harfli Kelimeler
KEŞ, KİŞ, ŞEK
2 Harfli Kelimeler
EK, EŞ, İŞ, KE, Kİ, ŞE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BÜTÜNLEŞİK
-
-
[sıfat]
Birbiriyle bağlantılı duruma getiren; tümleşik
-
[sıfat]
Birbiriyle bağlantılı duruma getiren; tümleşik
- ALTINBEŞİK
-
-
[isim]
Bir eliyle kendi bileklerini kavrayan iki kişinin, öteki eliyle karşılıklı olarak birbirlerinin bileklerini tutmaları
-
[isim]
Bir eliyle kendi bileklerini kavrayan iki kişinin, öteki eliyle karşılıklı olarak birbirlerinin bileklerini tutmaları
- DÜZENLEŞİK
-
-
[sıfat]
Düzenleri birbirine uygun
-
[felsefe]
Bir sınıflamada aynı düzen ve aynı sırada bulunan
-
[sıfat]
Düzenleri birbirine uygun
- TERSBEŞİK
-
-
[isim, spor]
Sırtüstü yatıp kollarla, bükülü durumdaki dizleri kavrayarak sırt üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma
-
[isim, spor]
Sırtüstü yatıp kollarla, bükülü durumdaki dizleri kavrayarak sırt üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma
- TÜMLEŞİK
-
-
[sıfat]
Bakınız bütünleşik
- "Küçük, kişisel bilgisayar çağını mümkün kılan şey transistör değil, tümleşik devrenin bulunuşu oldu."
-
[sıfat]
Bakınız bütünleşik
- BİRLEŞİK
-
-
[sıfat]
Bir araya gelmiş, birleşmiş olan; müttehit
- "Dilde yerini bulmuş olan ‘konuksever’ Türkçe köklere dayanan kurallı ve anlamlı birleşik bir kelimedir."
-
[sıfat]
Bir araya gelmiş, birleşmiş olan; müttehit
- DENGEŞİK
-
-
[isim, denizcilik]
Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen
-
[isim, denizcilik]
Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen
- KÖKLEŞİK
-
-
[sıfat]
Alışılmış olan, yenilik getirmeyen; geleneksel, klasik
-
[sıfat]
Alışılmış olan, yenilik getirmeyen; geleneksel, klasik
- YERLEŞİK
-
-
[sıfat]
Belli bir yere yerleşmiş; beledi
- "Onlar yerleşik toplumlar, herkesin yeri belli, öyle vırt zırt oradan oraya geçilemez."
-
Bir yerin yerlisi olmuş; mütemekkin
-
[mecaz]
Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan
- "Türkler Anadolu'ya gelmeden önce de muhtelif ülkelerde yerleşik medeniyete geçmişler, büyük şehirler kurmuşlardır."
-
[sıfat]
Belli bir yere yerleşmiş; beledi
- İKİLEŞİK
-
-
[sıfat]
İkişer ikişer ayrılıp bölünen; dikotomik
-
[sıfat]
İkişer ikişer ayrılıp bölünen; dikotomik
- BENZEŞİK
-
-
[sıfat, matematik, geometri]
Benzeşme özelliği gösteren
-
[sıfat, matematik, geometri]
Benzeşme özelliği gösteren
- DERNEŞİK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Derli toplu, düzenli olan
-
[sıfat, ağızlardan]
Derli toplu, düzenli olan
- BİLEŞİK
-
-
[sıfat]
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan; mürekkep (I)
-
[kimya]
Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde); mürekkep (I)
- "Su, bileşik bir maddedir."
-
[isim]
Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası
-
[sıfat]
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan; mürekkep (I)
- KEŞİK
-
Kelime Kökeni: Moğolca
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nöbet
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nöbet
- DEŞİK
-
-
[sıfat]
Deşilmiş olan
-
[sıfat]
Deşilmiş olan
- BEŞİK
-
-
[isim]
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola
- "Ayaklarının ucuna basarak beşiğin yanına geldi."
-
Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü
-
[mecaz]
Bir şeyin doğup geliştiği yer
- "Sırbistan'ın beşiği ve kaynağı burasıdır."
-
[spor]
Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma
-
[isim]
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola
- EŞİK
-
-
[isim]
Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak; asitane
- "Sofaya açılan kapının eşiğine gelmişti."
-
Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer
- "Adımlarını eşikten atarken saraydan ne vakit ve ne duygularla çıkacaklarını kendileri de bilmiyorlardı."
-
[mecaz]
Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını
- "Dünya yeni bir ekonomik bunalımın eşiğinde."
-
[coğrafya]
Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar
-
[müzik]
Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü
-
[ruh bilimi]
Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta
-
[isim]
Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak; asitane