Başında eş olan 7 harfli 20 kelime var. Eş ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde eş olan kelimeler listesine ya da sonu eş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında eş bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Eş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E Ş
2 Harfli Kelimeler
EŞ, ŞE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EŞOFMAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca échauffement
-
[isim]
Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamuklu veya sentetik kumaştan, iki parçalı giysi
-
[isim]
Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamuklu veya sentetik kumaştan, iki parçalı giysi
- EŞİTLİK
-
-
[isim]
İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu; müsavilik, uygunluk, müsavat, muadelet
- "Böyle bir eşitlik, ehliyeti olan herkesin en yüksek makamlara çıkabilmesi demek."
-
Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu
-
[toplum bilimi]
Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu
- "Bunlar, eşitlikten yana olduklarını söyleseler de yaptıkları işler hep kendi ipliklerini boyamaya dayanır."
-
[isim]
İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu; müsavilik, uygunluk, müsavat, muadelet
- EŞKİNCİ
-
-
[isim, askerlik]
Savaşa giden eyalet askeri
-
[isim, askerlik]
Savaşa giden eyalet askeri
- EŞKİNLİ
-
-
[sıfat]
Hızlı ve düzenli giden (at)
-
[sıfat]
Hızlı ve düzenli giden (at)
- EŞTİRME
-
-
[isim]
Eştirmek işi
-
[isim]
Eştirmek işi
- EŞEKLİK
-
-
[isim, kaba konuşmada]
Anlayışsızlık ve kaba davranış
- "Cahillik devrimizin eşekliklerini saymazsak neye yaradı bu ömür?"
-
[isim, kaba konuşmada]
Anlayışsızlık ve kaba davranış
- EŞİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Eşme işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Eşme işine konu olmak
- EŞLİKÇİ
-
-
[sıfat]
Eşlik eden
- "Bu yolculuk için Neşet Ertaş’tan daha iyi bir eşlikçi bulamayacağını düşünerek sesi sonuna kadar açtı."
-
Bakınız refakatçi
- "Hastalar eşlikçi gerektirdiği hâlde eşlikçiler için ancak birer sandalye var."
-
[sıfat]
Eşlik eden
- EŞİTSİZ
-
-
[sıfat]
Eşit olmayan; müsavatsız
-
[sıfat]
Eşit olmayan; müsavatsız
- EŞLEMEK
-
-
[-i]
Benzer iki şeyi bir araya getirmek
-
[sinema, televizyon]
Ses ile görüntü arasında gerekli bağı sağlamak
-
[-i]
Benzer iki şeyi bir araya getirmek
- EŞİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Hayvan, ayağıyla yeri kazmak
- "Domuzlar pislik içinde eşinir, akbabalar leşle beslenir."
-
[nesnesiz]
Hayvan, ayağıyla yeri kazmak
- EŞYASIZ
-
-
[sıfat]
Eşyası olmayan
-
[sıfat]
Eşyası olmayan
- EŞKENAR
-
-
[sıfat, geometri]
Kenarları eşit olan
-
[sıfat, geometri]
Kenarları eşit olan
- EŞEYSİZ
-
-
[sıfat, biyoloji]
Eşeyi olmayan; cinsliksiz
-
[sıfat, biyoloji]
Eşeyi olmayan; cinsliksiz
- EŞLENME
-
-
[isim]
Eşlenmek işi
-
[isim]
Eşlenmek işi
- EŞLEŞME
-
-
[isim]
Eşleşmek işi
-
[isim]
Eşleşmek işi
- EŞLİLİK
-
-
[isim]
Eşli olma durumu
-
[isim]
Eşli olma durumu
- EŞLENİK
-
-
[sıfat, matematik]
Herhangi bir biçimde birbiriyle oranlı bulunan (nokta, çizgi, sayı)
-
[sıfat, matematik]
Herhangi bir biçimde birbiriyle oranlı bulunan (nokta, çizgi, sayı)
- EŞEYSEL
-
-
[sıfat]
Bakınız cinsel
-
[sıfat]
Bakınız cinsel
- EŞELEME
-
-
[isim]
Eşelemek işi
- "Anadolu'yu ana yurt saymaya, topraklarımızın tarihini onunla eşelemeye Atatürk ile başlamışız."
-
[isim]
Eşelemek işi