Sonunda emek olan 9 harfli 121 kelime var. EMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde emek olan kelimeler listesine ya da başında emek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Emek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E E K M
4 Harfli Kelimeler
EKME, EMEK, KEME, MEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, KE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- REZELEMEK
-
-
[-i]
Reze ile kapamak
- "Cebinden çıkardığı yassı uçlu bir demiri söve ile çerçevenin arasına sokarak camı da yukarı sürdü ve rezeledi."
-
[-i]
Reze ile kapamak
- EYERLEMEK
-
-
[-i]
Eyeri atın sırtına koyup bağlamak, eyer vurmak
-
[-i]
Eyeri atın sırtına koyup bağlamak, eyer vurmak
- ÖYKÜLEMEK
-
-
[-i]
Bir olay dizisini anlatmak
- "Otobüsle gelirken yol boyu dedemin yeni yeni kahramanlıklarını öyküledim."
-
[-i]
Bir olay dizisini anlatmak
- TESTLEMEK
-
-
[-i]
Test yapmak, teste tabi tutmak
-
[-i]
Test yapmak, teste tabi tutmak
- ÇİFTLEMEK
-
-
[-i]
Çift duruma getirmek; ikilemek
- "... ama Çinko yirmi senede zor çiftledi o öküzleri."
-
Dişi ile erkeği bir araya getirmek
-
[-i]
Çift duruma getirmek; ikilemek
- ÇİTİLEMEK
-
-
[-i]
Kirini çıkarmak için çamaşırın iki yanını birbirine sürtmek
- "Gel beni çitile, bana vur tokaç."
-
[-i]
Kirini çıkarmak için çamaşırın iki yanını birbirine sürtmek
- İFİLDEMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Hafifçe titremek
-
Bakınız ürpermek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Hafifçe titremek
- BEZELEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Hamur topağı yapmak
-
[-i, ağızlardan]
Hamur topağı yapmak
- DEŞELEMEK
-
-
[-i]
Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak
- "Yaban domuzları tarlayı deşelemişler."
-
[mecaz]
Bakınız araştırmak
- "Bu, biraz da ihtiyarı deşelemek, o profesör hakkında bildiklerini söyletmek içindi."
-
[-i]
Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak
- İNİLDEMEK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız inlemek
- "Saat acı bir sesle çınladı ve inildedi / Ve benim boynu bükük ömrüm kaldı yarına"
-
[nesnesiz]
Bakınız inlemek
- KARELEMEK
-
-
[-i]
Karelere ayırmak
-
Bir resmi büyütme veya küçültme işleminden sonra asıl örneğin oranlarını kopyasında da elde etmek için bir resmi eşit sayıda karelere ayırmak
-
[-i]
Karelere ayırmak
- ŞİŞELEMEK
-
-
[-i]
Şişeye doldurmak
-
[-i]
Şişeye doldurmak
- SOBELEMEK
-
-
[-i]
Daha önce kararlaştırılmış yere ebeden önce ulaşıldığını “sobe” diyerek bildirmek
-
[mecaz]
Bakınız yakalamak
-
[-i]
Daha önce kararlaştırılmış yere ebeden önce ulaşıldığını “sobe” diyerek bildirmek
- DENKLEMEK
-
-
[-i]
Denk duruma getirmek
- "Emri alır almaz yatağı, yorganı, bakırı, çamaşırı denkledi."
-
[-i]
Denk duruma getirmek
- NÖTRLEMEK
-
-
[-i, kimya]
Asit veya alkali tepkisi gösteren bir eriyiği alkali veya asit katarak nötr duruma getirmek
-
[-i, kimya]
Asit veya alkali tepkisi gösteren bir eriyiği alkali veya asit katarak nötr duruma getirmek
- İLERLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Bulunduğu yerden daha ileriye gitmek, yol almak
- "Vapur durmadan düdük çalarak ilerliyordu."
-
Vakit geçmek
- "Mevsimin ilerlemiş olmasına karşın hâlâ direnen bir iki gelincik ve papatya..."
-
Daha güçlü, daha etkili duruma gelmek
- "Ahbaplık ilerledi. Hastalık ilerledi."
-
Daha iyi, daha yüksek bir düzeye, aşamaya erişmek, gelişmek; terakki etmek
- "Tercüme ilerledikçe tuhaflıklar insanı rahatsız etmeye başlıyor."
-
[nesnesiz]
Bulunduğu yerden daha ileriye gitmek, yol almak
- EVRELEMEK
-
-
[-i]
Evrelere ayırmak
-
[-i]
Evrelere ayırmak
- KEÇELEMEK
-
-
[-i]
Bir nesneye keçe geçirmek
-
Metal bir yüzeyi keçeyle parlatmak
-
[-i]
Bir nesneye keçe geçirmek
- GEVELEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi çiğnemeden ağız içinde evirip çevirmek
- "Kirli suratlı üç çocuk, ellerindeki birer dilim ekmeği geveleyip duruyorlar."
-
[mecaz]
Bir sözü tam olarak ve açıkça söylememek
- "Nâzım’ın şiiri hakkında ne düşündüğünü sorduğum zaman düşüncesini belirtmek istemediğini anladım, sözü ağzında geveledi."
-
[-i]
Bir şeyi çiğnemeden ağız içinde evirip çevirmek
- ÇİVİLEMEK
-
-
[-e, -i]
Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak; mıhlamak
-
[mecaz]
Aynı noktaya sürekli olarak bakmak
- "Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi."
-
[-i, mecaz]
Bir kişiyi öldürmek
-
[-e, mecaz]
Olduğu yerde hareketsiz bırakmak
- "Maçın sonuna kadar sanki koltuğuna çivilemişler, hiç kımıldamıyor."
-
[mecaz]
Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek
-
[-e, -i]
Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak; mıhlamak