Sonunda emek olan 8 harfli 97 kelime var. EMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde emek olan kelimeler listesine ya da başında emek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Emek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E E K M
4 Harfli Kelimeler
EKME, EMEK, KEME, MEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, KE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇİYLEMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yağmur, hafif ve ince yağmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yağmur, hafif ve ince yağmak
- YEĞLEMEK
-
-
[-e, -i]
Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli saymak; yeğ tutmak, tercih etmek
-
[-e, -i]
Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli saymak; yeğ tutmak, tercih etmek
- EDEMEMEK
-
-
yapamamak, yapmadan duramamak
- "Bununla birlikte, arada bir senin kulağına, karakterinle bağdaşmayacak sözler fısıldamadan edemedim."
-
yeterli olmamak
-
yapamamak, yapmadan duramamak
- SÖZLEMEK
-
-
[-i]
Evlendirmek üzere söz kesmek
-
[-i]
Evlendirmek üzere söz kesmek
- EBELEMEK
-
-
[-i]
Oyunda ebe yapmak
-
[-i]
Oyunda ebe yapmak
- DERLEMEK
-
-
[-i]
Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek; tedvin etmek
-
Düzgün bir biçimde toplamak
-
[-i]
Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek; tedvin etmek
- TERLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Ter çıkarmak, ter dökmek
- "Bu şehir kendisini öylesine gizlemiş ki tadına varabilmek, onu sevebilmek için emek istiyor, terlemek istiyor."
-
İçindeki suyu ter biçiminde sızdırmak
- "Testi terliyor."
-
Bir şeyin üzerinde buhar olarak yoğunlaşmak
- "Camlar terledi."
-
[mecaz]
Bir iş yaparken yorulmak veya o işi çok emek harcayarak güçlükle başarmak
- "Bir saat yorularak, terleyerek boğuştuktan sonra her şey bitmiş oldu."
-
[nesnesiz]
Ter çıkarmak, ter dökmek
- TÜPLEMEK
-
-
[-i]
Tüpe doldurmak
-
Tüp içine dikmek
-
[-i]
Tüpe doldurmak
- SESLEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Dinlemek, kulak vermek
-
Bakınız çağırmak
-
[-i, ağızlardan]
Dinlemek, kulak vermek
- EFİLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Efil efil esmek
-
[nesnesiz]
Efil efil esmek
- TEZLEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Bir şeyi çabuklaştırmak
-
[-i, ağızlardan]
Bir şeyi çabuklaştırmak
- TİTREMEK
-
-
[nesnesiz]
Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak; tirildemek
- "Geçtiği yollarda, incecik ellerine, kahır görmüş köylülerin nasırlı elleri sarıldı, ninelerin dua ile titreyen dudakları dokundu."
-
[-den]
Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak
- "Soğuktan mı titriyordum yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem."
-
Ses kısık ve kesik çıkmak
- "Gözleri fırlamış, dudakları morarmıştı, elleri titriyor, sedası titriyordu."
-
Çok üşümek
-
Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak
-
[-den, mecaz]
Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak
-
[nesnesiz]
Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak; tirildemek
- ÇÖPLEMEK
-
-
[-i]
Pirinç, bulgur, fasulye vb.nin içindeki taşı, çöpü temizlemek
-
[-i]
Pirinç, bulgur, fasulye vb.nin içindeki taşı, çöpü temizlemek
- KÖKLEMEK
-
-
[-i]
Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak; kökertmek
-
Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak
-
Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek
-
[mecaz]
Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak
- "Onunla dalga geçer gibi arabanın motorundan ses çıkarttırdıktan sonra gazı kökledim."
-
[argo]
Cinsel ilişkide erkeklik organını kadının cinsel organına bütünüyle sokmak
-
[-i]
Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak; kökertmek
- BEZLEMEK
-
-
[-i]
Bez, kumaş vb. ile örtmek veya kaplamak
-
Çocuğun altına bez koymak, çocuğu belemek
-
[-i]
Bez, kumaş vb. ile örtmek veya kaplamak
- FİŞLEMEK
-
-
[-i]
Fiş üzerine yazmak
-
Bir işle ilgili konuda fiş açmak
-
Güvenlik kuruluşu, bir kişi hakkında dosya açmak
- "Fişledim seni de tuhafiyeci, bundan sonra elimden zor kurtulursun."
-
[-i]
Fiş üzerine yazmak
- PEYLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Bir şeyi önceden kendine ayırtmak
- "Ta uçta kendime bir yer peyleyip sineyim derken Gazi seslendi."
-
Temin etmek, sağlamak
- "Günlerce uzak köylerden jandarmalar, şöhretli zağarlar getiriyorlar, kış için tavşan avına tazılar peyliyorlardı."
-
[nesnesiz]
Bir şeyi önceden kendine ayırtmak
- SÖYLEMEK
-
-
[-i]
Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak; buyurmak
- "Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."
-
Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak
- "Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."
-
Yapılmasını istemek; lütfetmek
-
Türkü, şarkı vb. okumak
- "Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."
-
Yazmak, düzmek
- "Şiir söylemek."
-
[-e]
Haber vermek
- "Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."
-
[-e, -i]
Önceden bildirmek, tahmin etmek
- "Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."
-
Sipariş etmek
- "Pencere kenarında bir masa seçti, oturdu. Bir çay söyledi."
-
[nesnesiz, mecaz]
Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak
- "Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler"
-
Bir şey ısmarlamak
- "Milliyet’e gittim ertesi gün. Abdi Bey bir çay söyledi bana."
-
[-i]
Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak; buyurmak
- GÜZLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Sonbaharı bir yerde geçirmek
- "Bu yıl güneyde güzledik."
-
Mevsim yazdan güze geçmek, güz gelmek
- "Oğulcuğum, burada havalar adamakıllı güzledi. Dağların üstünde ilk karlar gözüktü."
-
[nesnesiz]
Sonbaharı bir yerde geçirmek
- FİTLEMEK
-
-
[-i]
Birini, başkasına karşı kışkırtmak
-
[-i]
Birini, başkasına karşı kışkırtmak