Sonunda emek olan 8 harfli 97 kelime var. EMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde emek olan kelimeler listesine ya da başında emek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E E K M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
EKME, EMEK, KEME, MEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, KE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DİŞLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak
- "Bu elmayı kim dişledi?"
-
Çiğnemek
- "Ağızlarına attıkları üzüm tanelerini dişleyip ilk yudumları içtikten sonra birbirlerine baktılar." (Tarık Buğra)
-
[-i]
Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak
- EBELEMEK
-
-
[-i]
Oyunda ebe yapmak
-
[-i]
Oyunda ebe yapmak
- İTELEMEK
-
-
[-i]
Sürekli itmek, arka arkaya itmek, iteklemek
- "Bu, insanı yanlış yollara itelese de bir çıkış noktası bulunmasına omuz verebilir." (Salâh Birsel)
-
[-i]
Sürekli itmek, arka arkaya itmek, iteklemek
- DİPLEMEK
-
-
[-i]
Bitkiyi kökünden sökmek
-
İçilecek bir şeyi dibine kadar içmek
-
[-i]
Bitkiyi kökünden sökmek
- DERLEMEK
-
-
[-i]
Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek, tedvin etmek
- "Selim çekinerek girdi. Filiz dikişini derleyip topladı, yer gösterdi." (Oktay Rifat)
- "Söylediklerini derleyip toparlamak, bir sonuca varmak işi okuyucusuna düşüyor." (Necati Cumalı)
-
Düzgün bir biçimde toplamak
-
[-i]
Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek, tedvin etmek
- HİÇLEMEK
-
-
[-i]
Önem vermemek, yok saymak
-
[-i]
Önem vermemek, yok saymak
- ÇİMLEMEK
-
-
[-i]
Çim ekmek
- "O koca alanı biz kendi elimizle temizledik, düzelttik, çimledik, suladık." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Çim ekmek
- YEĞLEMEK
-
-
[-i]
Diğerlerinden daha üstün görüp bir şeye yönelmek, yeğ tutmak, tercih etmek
- "Arkadaşlarının nüfuzlu yerlerde bulunmasına karşın o hep kenarda kalmayı yeğledi." (Haldun Taner)
-
[-i]
Diğerlerinden daha üstün görüp bir şeye yönelmek, yeğ tutmak, tercih etmek
- DİNLEMEK
-
-
[-i]
İşitmek için kulak vermek
- "Konağın hesabını sen söylersin, ben de dinlerim." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak
- "Beni dinlersen bu işten vazgeç."
-
Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek
- "Doktor kalkar. Kulağını bu gösterilen yere dayar. Dinler." (Ömer Seyfettin)
-
Uymak, baş eğmek, itaat etmek
-
[-i]
İşitmek için kulak vermek
- EDEMEMEK
-
-
yapamamak, yapmadan duramamak
- "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu." (Haldun Taner)
- "O zamanlar denize girmeden edemediği için bu nezleyi bir türlü geçiremediğini anlattı." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Etme eyleme ağabey, ben ne yaptım?" (Sait Faik Abasıyanık)
-
yeterli olmamak
- "İyi ettiniz de geldiniz."
-
yapamamak, yapmadan duramamak
- KÜRNEMEK
-
-
[nsz]
Hayvanlar sıcağın veya soğuğun etkisiyle birbirine sokulup toplanmak
-
[nsz]
Hayvanlar sıcağın veya soğuğun etkisiyle birbirine sokulup toplanmak
- YELSEMEK
-
-
[nsz]
Hava alarak bozulmak, bayatlamak
-
[nsz]
Hava alarak bozulmak, bayatlamak
- EĞELEMEK
-
-
[-i]
Eğe ile düzleştirmek, aşındırmak
-
[-i]
Eğe ile düzleştirmek, aşındırmak
- BİRLEMEK
-
-
[-i]
Bir etmek, tek duruma getirmek
-
Tanrı'nın birliğini dile getirmek
-
[-i]
Bir etmek, tek duruma getirmek
- EVELEMEK
- ...
- EŞELEMEK
-
-
[-i]
Toprak, kül gibi toz durumunda bulunan şeyleri hafifçe kazıp karıştırmak
- "Eşeledik külleri, kıvılcımlar parladı." (Cahit Uçuk)
-
Dağıtıp karıştırmak
- "Canan'ın odasında, ayaklarıyla yorganı eşeleyip karyolayı sarsarak hıçkırırken buldu." (Peyami Safa)
-
Bir işin, sorunun aslını anlamaya çalışmak, kurcalamak
- "Bunu burada eşeleyip kimseyi üzmek istemeyiz." (Haldun Taner)
-
[-i]
Toprak, kül gibi toz durumunda bulunan şeyleri hafifçe kazıp karıştırmak
- GEVŞEMEK
-
-
[nsz]
Sertlik ve gerginliği bozulmak
- "Kar kalkmış, hava açmış, ayaz gevşemişti." (Aka Gündüz)
-
Çözülmek
- "Boynuna dolanan kolları gevşedi."
-
Yumuşamak, yatışmak, sakinleşmek
- "Poker lafını işitmesin, eli ayağı gevşiyor." (Atilla İlhan)
-
Sevmek, hoşlanmak
-
Para piyasasında değer yitirmek
-
[nsz]
Sertlik ve gerginliği bozulmak
- ÖRKLEMEK
-
-
[-i]
Hayvanları otlamaları için uzun bir iple çayıra bağlamak, örüklemek
-
[-i]
Hayvanları otlamaları için uzun bir iple çayıra bağlamak, örüklemek
- PEYLEMEK
-
-
[nsz]
Bir şeyi önceden kendine ayırtmak
- "Ta uçta kendime bir yer peyleyip sineyim derken Gazi seslendi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Temin etmek, sağlamak
-
Ismarlamak
- "Günlerce uzak köylerden jandarmalar, şöhretli zağarlar getiriyorlar, kış için tavşan avına tazılar peyliyorlardı." (Refik Halit Karay)
-
[nsz]
Bir şeyi önceden kendine ayırtmak
- TERLEMEK
-
-
[nsz]
Ter çıkarmak, ter dökmek
-
İçindeki suyu ter biçiminde sızdırmak
- "Testi terliyor."
-
Bir şeyin üzerinde buhar olarak yoğunlaşmak
- "Camlar terledi."
-
Bir iş yaparken yorulmak veya o işi çok emek harcayarak güçlükle başarmak
- "Bir saat yorularak, terleyerek boğuştuktan sonra her şey bitmiş oldu." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Ter çıkarmak, ter dökmek