Sonunda emek olan 8 harfli 97 kelime var. EMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde emek olan kelimeler listesine ya da başında emek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Emek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E E K M

4 Harfli Kelimeler

EKME, EMEK, KEME, MEKE

3 Harfli Kelimeler

EKE, KEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, KE, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇİYLEMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Yağmur, hafif ve ince yağmak
YEĞLEMEK

  1. [-e, -i] Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli saymak; yeğ tutmak, tercih etmek
EDEMEMEK

  1. yapamamak, yapmadan duramamak
    • "Bununla birlikte, arada bir senin kulağına, karakterinle bağdaşmayacak sözler fısıldamadan edemedim." (İhsan Oktay Anar)
  2. yeterli olmamak
SÖZLEMEK

  1. [-i] Evlendirmek üzere söz kesmek
EBELEMEK

  1. [-i] Oyunda ebe yapmak
DERLEMEK

  1. [-i] Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek; tedvin etmek
  2. Düzgün bir biçimde toplamak
TERLEMEK

  1. [nesnesiz] Ter çıkarmak, ter dökmek
    • "Bu şehir kendisini öylesine gizlemiş ki tadına varabilmek, onu sevebilmek için emek istiyor, terlemek istiyor." (Yaşar Kemal)
  2. İçindeki suyu ter biçiminde sızdırmak
    • "Testi terliyor."
  3. Bir şeyin üzerinde buhar olarak yoğunlaşmak
    • "Camlar terledi."
  4. [mecaz] Bir iş yaparken yorulmak veya o işi çok emek harcayarak güçlükle başarmak
    • "Bir saat yorularak, terleyerek boğuştuktan sonra her şey bitmiş oldu." (Memduh Şevket Esendal)
TÜPLEMEK

  1. [-i] Tüpe doldurmak
  2. Tüp içine dikmek
SESLEMEK

  1. [-i, ağızlardan] Dinlemek, kulak vermek
  2. Bakınız çağırmak
EFİLEMEK

  1. [nesnesiz] Efil efil esmek
TEZLEMEK

  1. [-i, ağızlardan] Bir şeyi çabuklaştırmak
TİTREMEK

  1. [nesnesiz] Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak; tirildemek
    • "Geçtiği yollarda, incecik ellerine, kahır görmüş köylülerin nasırlı elleri sarıldı, ninelerin dua ile titreyen dudakları dokundu." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. [-den] Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak
    • "Soğuktan mı titriyordum yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Ses kısık ve kesik çıkmak
    • "Gözleri fırlamış, dudakları morarmıştı, elleri titriyor, sedası titriyordu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  4. Çok üşümek
  5. Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak
  6. [-den, mecaz] Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak
ÇÖPLEMEK

  1. [-i] Pirinç, bulgur, fasulye vb.nin içindeki taşı, çöpü temizlemek
KÖKLEMEK

  1. [-i] Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak; kökertmek
  2. Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak
  3. Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek
  4. [mecaz] Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak
    • "Onunla dalga geçer gibi arabanın motorundan ses çıkarttırdıktan sonra gazı kökledim." (Elif Torun)
  5. [argo] Cinsel ilişkide erkeklik organını kadının cinsel organına bütünüyle sokmak
BEZLEMEK

  1. [-i] Bez, kumaş vb. ile örtmek veya kaplamak
  2. Çocuğun altına bez koymak, çocuğu belemek
FİŞLEMEK

  1. [-i] Fiş üzerine yazmak
  2. Bir işle ilgili konuda fiş açmak
  3. Güvenlik kuruluşu, bir kişi hakkında dosya açmak
    • "Fişledim seni de tuhafiyeci, bundan sonra elimden zor kurtulursun." (Muzaffer İzgü)
PEYLEMEK

  1. [nesnesiz] Bir şeyi önceden kendine ayırtmak
    • "Ta uçta kendime bir yer peyleyip sineyim derken Gazi seslendi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Temin etmek, sağlamak
    • "Günlerce uzak köylerden jandarmalar, şöhretli zağarlar getiriyorlar, kış için tavşan avına tazılar peyliyorlardı." (Refik Halit Karay)
SÖYLEMEK

  1. [-i] Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak; buyurmak
    • "Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak
    • "Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Yapılmasını istemek; lütfetmek
  4. Türkü, şarkı vb. okumak
    • "Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. Yazmak, düzmek
    • "Şiir söylemek."
  6. [-e] Haber vermek
    • "Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  7. [-e, -i] Önceden bildirmek, tahmin etmek
    • "Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim." (Refik Halit Karay)
  8. Sipariş etmek
    • "Pencere kenarında bir masa seçti, oturdu. Bir çay söyledi." (Selçuk Baran)
  9. [nesnesiz, mecaz] Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak
    • "Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler" (Necati Cumalı)
  10. Bir şey ısmarlamak
    • "Milliyet’e gittim ertesi gün. Abdi Bey bir çay söyledi bana." (Ülkü Tamer)
GÜZLEMEK

  1. [nesnesiz] Sonbaharı bir yerde geçirmek
    • "Bu yıl güneyde güzledik."
  2. Mevsim yazdan güze geçmek, güz gelmek
    • "Oğulcuğum, burada havalar adamakıllı güzledi. Dağların üstünde ilk karlar gözüktü." (Memduh Şevket Esendal)
FİTLEMEK

  1. [-i] Birini, başkasına karşı kışkırtmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü