Sonunda em olan 6 harfli 41 kelime var. EM ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde em olan kelimeler listesine ya da başında em olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Em Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MAHREM
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥrem
- MELHEM
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız merhem
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız merhem
- GÖZLEM
-
-
[isim]
Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi; müşahede
- "Onun romanları düş gücüne değil, gözlem gücüne dayanır."
-
İnceleme sonucu elde edilen değer; müşahede
-
[gök bilimi]
Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi; rasat
- "Gök bilimci gözlemle, kimya bilgini ise deneyle gerçeğe varmaya çalışır."
-
[edebiyat]
Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi
-
[felsefe]
Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem
-
[isim]
Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi; müşahede
- DÜŞLEM
-
-
[isim]
Düş yoluyla beliren görüntü
- "Öykümde, düşlemi uç noktasına vardırıp bir öykü kişisinden söz etmiştim."
-
[isim]
Düş yoluyla beliren görüntü
- MÜPHEM
-
Kelime Kökeni: Arapça mubhem
-
[sıfat]
Bakınız belirsiz
- "Akşamları başında müphem bir hararet, oysa elleri ayakları buz."
-
[zarf]
Açık ve belirgin olmaksızın
- "Fakat nereden geldiği belli olmayan bir ışığı kendisinde toplayarak saf ve cilalı billur ... müphem ve tılsımlı parıldıyordu teyzemlerin Gedikpaşa’daki evinde..."
-
[zarf]
Bakınız örtülü
-
[sıfat]
Bakınız belirsiz
- İKİLEM
-
-
[isim, mantık]
İki önermesi bulunan ve her iki önermenin vargısı olan tasım; kıyasımukassem, dilemma
-
İnsanı istenmeyen seçeneklerden birini, çoğunlukla iki seçenekten birini izlemeye zorlayan tartışma, sorun veya usa vurma durumu; çıkmazlık
-
[isim, mantık]
İki önermesi bulunan ve her iki önermenin vargısı olan tasım; kıyasımukassem, dilemma
- HEMDEM
-
Kelime Kökeni: Farsça hem + dem
-
[isim, eskimiş]
Zamanlarını bir arada geçiren samimi arkadaş
- "Hemdem kelimesi içinde bulunan ‘dem’, Farsçada zaman, nefes, koku, şarap ve Arapçada kan gibi muhtelif manalara gelir."
-
[isim, eskimiş]
Zamanlarını bir arada geçiren samimi arkadaş
- YÖNTEM
-
-
[isim]
Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol; yordam, usul (II), prosedür
- "Belki o da bir usandırma yöntemi kullanıyordu."
-
Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol; metot
-
[isim]
Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol; yordam, usul (II), prosedür
- KEŞKEM
-
-
[ünlem]
Bakınız keşke
-
[ünlem]
Bakınız keşke
- PERÇEM
-
Kelime Kökeni: Farsça perçem
- GÜNDEM
-
-
[isim]
Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü; ruzname
-
Yaşanan günlük olaylar
-
[isim]
Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü; ruzname
- SEKLEM
-
-
[isim, ağızlardan]
Kıldan, yünden dokunmuş çuval
-
[sıfat]
On batman (un, vb.)
-
[isim, ağızlardan]
Kıldan, yünden dokunmuş çuval
- SESLEM
-
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız hece
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız hece
- MORFEM
-
Kelime Kökeni: Fransızca morphème
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız biçim birimi
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız biçim birimi
- DEPREM
-
-
[isim, coğrafya]
Yer kabuğundaki hareketlerin meydana getirdiği enerjinin boşalması sonucunda oluşan sarsıntı; yer sarsıntısı, hareket, zelzele
- "Okuldayken bir öğle sonu hafif bir depremde otel çökmüş."
-
[isim, coğrafya]
Yer kabuğundaki hareketlerin meydana getirdiği enerjinin boşalması sonucunda oluşan sarsıntı; yer sarsıntısı, hareket, zelzele
- BELLEM
-
-
[isim]
Bellemek yetisi
-
[isim]
Bellemek yetisi
- ÇİĞDEM
-
-
[isim, bitki bilimi]
Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi; mahmur çiçeği (Colchicum)
- "Yediği çilek ve çiğdem, ninnisi kaval ve bülbül, arkadaşı turna ve keklik imiş."
-
[isim, bitki bilimi]
Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi; mahmur çiçeği (Colchicum)
- SİSTEM
-
Kelime Kökeni: Fransızca système
-
[isim]
Bakınız düzen
- "Açıklamasının arkasına yeni bir ücretlendirme sistemi getirdiğini ekledi."
-
Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni
- "Servet, nasıl kazanılmış olursa olsun, onun kontrolüne girecek rejim ve sistem memleketi mahvedecektir."
-
Bakınız yol
-
Bakınız düzenek
- "Fren sistemi."
-
Model, tip
- "Son sistem, pırıl pırıl bir rotatif almışlar."
-
[felsefe]
Bakınız dizge
-
[isim]
Bakınız düzen
- MÜBREM
-
Kelime Kökeni: Arapça mubrem
-
[sıfat, eskimiş]
Çok gerekli olan, kaçınılmaz, vazgeçilmez
-
[sıfat, eskimiş]
Çok gerekli olan, kaçınılmaz, vazgeçilmez
- DERLEM
-
-
[isim]
Bir dilin türlü kullanım alanlarından derlenmiş örneklerinin dil bilgisi ve kuramsal dil bilimi araştırmalarında kullanılmak üzere bilgisayar tarafından okunabilecek biçimde bir araya getirilmiş kümesi; bütünce, korpus
-
Bakınız koleksiyon
-
[isim]
Bir dilin türlü kullanım alanlarından derlenmiş örneklerinin dil bilgisi ve kuramsal dil bilimi araştırmalarında kullanılmak üzere bilgisayar tarafından okunabilecek biçimde bir araya getirilmiş kümesi; bütünce, korpus