Sonunda em olan 6 harfli 41 kelime var. EM ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde em olan kelimeler listesine ya da başında em olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Em Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M

2 Harfli Kelimeler

EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MAHREM

Kelime Kökeni: Arapça maḥrem

  1. [sıfat] Yakın akrabadan olduğu için nikâh düşmeyen (kimse)
  2. Bakınız gizli
    • "Müdür, dosyadan başka bir rapor çıkardı. Kenarında kırmızı bir damga: Mahrem." (Refik Halit Karay)
  3. [isim] Bakınız sırdaş
    • "Az vakitte mahremlerimden biri oldu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
MELHEM

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız merhem
GÖZLEM

  1. [isim] Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi; müşahede
    • "Onun romanları düş gücüne değil, gözlem gücüne dayanır." (Salâh Birsel)
  2. İnceleme sonucu elde edilen değer; müşahede
  3. [gök bilimi] Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi; rasat
    • "Gök bilimci gözlemle, kimya bilgini ise deneyle gerçeğe varmaya çalışır."
  4. [edebiyat] Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi
  5. [felsefe] Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem
DÜŞLEM

  1. [isim] Düş yoluyla beliren görüntü
    • "Öykümde, düşlemi uç noktasına vardırıp bir öykü kişisinden söz etmiştim." (Selim İleri)
MÜPHEM

Kelime Kökeni: Arapça mubhem

  1. [sıfat] Bakınız belirsiz
    • "Akşamları başında müphem bir hararet, oysa elleri ayakları buz." (Attilâ İlhan)
  2. [zarf] Açık ve belirgin olmaksızın
    • "Fakat nereden geldiği belli olmayan bir ışığı kendisinde toplayarak saf ve cilalı billur ... müphem ve tılsımlı parıldıyordu teyzemlerin Gedikpaşa’daki evinde..." (Ataol Behramoğlu)
  3. [zarf] Bakınız örtülü
İKİLEM

  1. [isim, mantık] İki önermesi bulunan ve her iki önermenin vargısı olan tasım; kıyasımukassem, dilemma
  2. İnsanı istenmeyen seçeneklerden birini, çoğunlukla iki seçenekten birini izlemeye zorlayan tartışma, sorun veya usa vurma durumu; çıkmazlık
HEMDEM

Kelime Kökeni: Farsça hem + dem

  1. [isim, eskimiş] Zamanlarını bir arada geçiren samimi arkadaş
    • "Hemdem kelimesi içinde bulunan ‘dem’, Farsçada zaman, nefes, koku, şarap ve Arapçada kan gibi muhtelif manalara gelir." (Necmettin Halil Onan)
YÖNTEM

  1. [isim] Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol; yordam, usul (II), prosedür
    • "Belki o da bir usandırma yöntemi kullanıyordu." (Ayşe Kulin)
  2. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol; metot
KEŞKEM

  1. [ünlem] Bakınız keşke
PERÇEM

Kelime Kökeni: Farsça perçem

  1. [isim] Bakınız kâkül
    • "Selma alnına düşen bir perçemi eliyle kaldırıyor." (Attilâ İlhan)
  2. Bakınız yele
    • "At perçemi."
  3. [eskimiş] Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı
GÜNDEM

  1. [isim] Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü; ruzname
  2. Yaşanan günlük olaylar
SEKLEM

  1. [isim, ağızlardan] Kıldan, yünden dokunmuş çuval
  2. [sıfat] On batman (un, vb.)
SESLEM

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız hece
MORFEM

Kelime Kökeni: Fransızca morphème

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız biçim birimi
DEPREM

  1. [isim, coğrafya] Yer kabuğundaki hareketlerin meydana getirdiği enerjinin boşalması sonucunda oluşan sarsıntı; yer sarsıntısı, hareket, zelzele
    • "Okuldayken bir öğle sonu hafif bir depremde otel çökmüş." (Yusuf Atılgan)
BELLEM

  1. [isim] Bellemek yetisi
ÇİĞDEM

  1. [isim, bitki bilimi] Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi; mahmur çiçeği (Colchicum)
    • "Yediği çilek ve çiğdem, ninnisi kaval ve bülbül, arkadaşı turna ve keklik imiş." (Refik Halit Karay)
SİSTEM

Kelime Kökeni: Fransızca système

  1. [isim] Bakınız düzen
    • "Açıklamasının arkasına yeni bir ücretlendirme sistemi getirdiğini ekledi." (Lâtife Tekin)
  2. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni
    • "Servet, nasıl kazanılmış olursa olsun, onun kontrolüne girecek rejim ve sistem memleketi mahvedecektir." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bakınız yol
  4. Bakınız düzenek
    • "Fren sistemi."
  5. Model, tip
    • "Son sistem, pırıl pırıl bir rotatif almışlar." (Yusuf Ziya Ortaç)
  6. [felsefe] Bakınız dizge
MÜBREM

Kelime Kökeni: Arapça mubrem

  1. [sıfat, eskimiş] Çok gerekli olan, kaçınılmaz, vazgeçilmez
DERLEM

  1. [isim] Bir dilin türlü kullanım alanlarından derlenmiş örneklerinin dil bilgisi ve kuramsal dil bilimi araştırmalarında kullanılmak üzere bilgisayar tarafından okunabilecek biçimde bir araya getirilmiş kümesi; bütünce, korpus
  2. Bakınız koleksiyon
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü