Sonunda em olan 5 harfli 49 kelime var. EM ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde em olan kelimeler listesine ya da başında em olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Em Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M

2 Harfli Kelimeler

EM, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ELZEM

Kelime Kökeni: Arapça elzem

  1. [sıfat] Çok gerekli, vazgeçilmez
    • "Hükmün muteber olması için ittifakla alınması elzemdir." (Tarık Buğra)
EKLEM

  1. [isim, anatomi] Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer; mafsal
EYLEM

  1. [isim] Eylemek işi; fiil
  2. Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası
    • "Eyleme beraber girersiniz, siz sonuca ulaşmayı düşünürsünüz, onlar ulaşmadan paylaşmayı." (Attilâ İlhan)
  3. Belli bir amaca yönelik olarak olup gerçekleşmiş iş, yapılıp gerçekleşmiş hareket veya davranış, kasıtlı kasıtsız her türlü iş; fiil
    • "Günler, düzenlenen eylemlerin baş döndürücü heyecanıyla hızla akıp geçiyordu." (Ahmet Ümit)
  4. Toplu hâlde veya kişisel olarak bir olayı, hareketi, kurum veya kuruluşu protesto etmek amacıyla yapılan izinli veya izinsiz gösteri
  5. Siyasal veya toplumsal amaçlarla yasa dışı gerçekleştirilen silahlı hareket
  6. [dil bilgisi] Bakınız fiil
TELEM

Kelime Kökeni: Fransızca téléimprimeur sözünün kısaltılmış biçimi

  1. [isim] Bir metnin doğrudan doğruya gönderilmesini ve alıcı olarak basımevi harfleriyle yazılmasını sağlayan araç
KELEM

Kelime Kökeni: Farsça kelem

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız lahana
TÜREM

  1. [isim] Türemek işi
    • "Nihayet dil bakımından uygun ve gramer kaidesine muhalif olmayan bir türem vardır." (Arif Erkan)
İÇLEM

  1. [isim, mantık] Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü; tazammun
    • "Kuş sözcüğü bize canlı, havada uçan ve öten bir varlık anlatır; şu hâlde canlılık, uçuculuk ve ötücülük kuş kavramının içlemine giren niteliklerdir. Kartal, kırlangıç, tavuk ve öbür kuşlar ise birer kuş cinsi olduklarından bunun içlemini oluştururlar."
  2. Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey
    • "Onları gözünde büyüterek bilmem hangi gizli dinin esrarlı yasakları gibi gören, içlemlerini ve niteliklerini değiştiren benim." (Attilâ İlhan)
İSTEM

  1. [isim, dil bilimi] Bakınız isteme
    • "İsteğe bağlı bir öge olan kimde durumlu unsur fiilin istem değerlerinden biri hâline gelerek yeni bir süreci meydana getirebilir." (Özen Yaylagül)
  2. [ticaret] Tüketicinin piyasadan mal çekmesi
    • "Tekelciliğin kırılması üretim artışlarına neden olarak enflasyonun hızını azaltacağı ve istem enflasyonunun sunum enflasyonuna dönüşmesini engelleyeceği için önemlidir." (Ülkü Şişik)
  3. [ruh bilimi] İrade veya isteğin eylem durumunda belirmesi
DÖŞEM

  1. [isim] Bakınız tesisat
    • "Elektrik döşemi. Sıcak su döşemi."
KADEM

Kelime Kökeni: Arapça ḳadem

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ayak
  2. [mecaz] Bakınız uğur (I)
SİTEM

Kelime Kökeni: Farsça sitem

  1. [isim] Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtme
    • "Millî Mücadele'nin başından o güne kadar Atatürk'ün en hafif bir sitemine uğramamıştım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
KIDEM

Kelime Kökeni: Arapça ḳidem

  1. [isim] Bir görevde rütbece eskilik
    • "Ali Fuat Bey de parti komitacılığının düşmanı olanlar gibi nizam, kıdem ve kanun adamı kalmıştır." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bir görevde geçirilen süre
GİZEM

  1. [isim] Bakınız sır (II)
SÜREM

  1. [isim] Bakınız mevsim
  2. [kimya, fizik] Özellikleri kesintisiz olarak bir yerden bir yere değişen veya aynı kalan ortam
BADEM

Kelime Kökeni: Farsça bādām

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız badem ağacı
  2. Bu ağacın yaş veya kuru yenilen yemişi
    • "Oğluna sarılıp badem kokan yanaklarından öptü." (Dilek Ünal)
GÖĞEM

  1. [isim, ağızlardan] Yeşile çalan mor renk
  2. [sıfat] Bu renkte olan
ÜNLEM

  1. [isim, dil bilgisi] Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma vb. duyguları vurgulu olarak anlatan veya seslenme için kullanılan kelime; nida: Ah!, Oh!, Eyvah!; Kardeşim!, Canım! vb
  2. Bakınız ünlem işareti
KÖSEM

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kösemen
    • "Kösem koyun."
KEREM

Kelime Kökeni: Arapça kerem

  1. [isim] Bakınız soyluluk
  2. Bakınız iyilik
    • "Bir başka kerem beklemez artık gelecekten." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Bakınız cömertlik
MATEM

Kelime Kökeni: Arapça mātem

  1. [isim] Bakınız yas
    • "Caminin methali, minberi, kâmilen siyah matem bayraklarıyla kaplı." (Attilâ İlhan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü