Sonunda ele olan 31 kelime var. ELE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ele olan kelimeler listesine ya da başında ele olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

BİLMUKABELE

10 Harfli Kelimeler

KERTENKELE

9 Harfli Kelimeler

ALELACELE

8 Harfli Kelimeler

MUKABELE, MUKAVELE, MÜBADELE, MÜCADELE, RASTGELE, VARAGELE

7 Harfli Kelimeler

BESMELE, GAMSELE, HERGELE, KURDELE, MEZBELE, MUADELE, MUAMELE, VELVELE, ZELZELE

6 Harfli Kelimeler

ÇETELE, GÖRELE, İSKELE, KÖSELE, MESELE

5 Harfli Kelimeler

ACELE, AMELE, ANELE

4 Harfli Kelimeler

GELE, HELE, KELE, SELE, YELE


Kelime bulma makinesi

E E L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

EL, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BİLMUKABELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Karşılık olarak
  2. Birinin söylediği söze karşılık söylenen "ben de, size de, sizlere de" anlamında kullanılan bir söz
    • "Hürmetler ederim. -Bilmukabele."

KERTENKELE

  1. [isim] Kertenkelelerden, uzun vücutlu, sivri kuyruklu, çevik, böcekçil, küçük sürüngen hayvan (Lacertus)

ALELACELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Çabucak
    • "Kemeraltı'ndan alelacele, beyaz üstüne koyu lacivert puanlı bir gecelik almıştım." (Nazlı Eray)

MUKABELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Karşılık verme, karşılama, karşılık
    • "Dâhilî isyanlara mukabele ve mukavemet ettik." (Atatürk)
  2. Karşı gelme, başkaldırma
  3. Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur'an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur'an'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi
  4. Karşılaştırma, karşılıklı yapılan okuma

MUKAVELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sözleşme
    • "Meşhur aktör davet edilmiş hatta mukavelesi bile yapılmak üzere imiş!" (Halit Fahri Ozansoy)

MÜCADELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılan zorlu çalışma, savaş
  2. Herhangi bir amaca erişmek, bir kuvvete karşı koyabilmek için bir kişi veya topluluğun güçlü, sürekli çabası, savaşım
    • "Bu İslam merkezinde içten içe bir yığın mücadele vardı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)

RASTGELE

  1. [sıfat] Gelişigüzel
    • "Maazallah, birimize, kitaptan rastgele bir şey soracak olsa yandığımız gündü." (Haldun Taner)
  2. [zarf] Seçmeden, iyisini kötüsünü ayırmadan, gelişigüzel, lalettayin

VARAGELE

  1. [isim] Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan halat
  2. Belirsizlik
    • "Bir varagele içindeyiz. Mekanizmanın ipi ya şu yana ya bu yana ağdıracak ülkeyi." (Adalet Ağaoğlu)

MÜBADELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Değişim

VELVELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan
    • "Çoktan böyle gürültü, kalabalık görmemiş, böyle velvele duymamıştı." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Susun, ortalığı velveleye vermeyin! Ne bağrışıyorsunuz?" (Sait Faik Abasıyanık)

HERGELE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Binmeye veya yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek sürüsü
  2. [sıfat] Terbiyesiz, görgüsüz (kimse)
    • "Sandalcı Ali it, hergele bir şeydi." (Sait Faik Abasıyanık)

KURDELE

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Geniş ipekli şerit
    • "Biraz evvel kurdeleyi kestiği makasla oynarken parmağını kanatmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Belli bir biçim verilmiş saça veya giysinin yakasına takılan ince kumaş
    • "Nişan töreninde kırmızı kurdele kestik."

ZELZELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Deprem
    • "İstanbul'un son büyük zelzelesinden konuşuyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)

MUAMELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Davranma, davranış
    • "Bana karşı olan muamelesini beğenmedim."
    • "Hanımefendimin hayatını kurtardığı için bütün hizmetkârlar ona güler yüz gösteriyor, iyi muamele ediyorlardı." (Haldun Taner)
    • "İyi muamele görmekle beraber eski neşesini kaybetmişti." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Yol, yöntem
    • "Bu adam muamele bilmiyor."
  3. İşlem
    • "Onlar gündelik muamelelere başlayınca da benim ağzım açık kaldı." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. İşlem
  5. Alışveriş
    • "Borsada bugün muamele olmadı."

MEZBELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çöplük
    • "Köyün mezbelesinde, köpek enikleriyle insan yavruları birbirine karışmış, oynaşıyorlar." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Aşağılık ve kötü durum

BESMELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] "Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah
    • "İlk ders olarak besmeleyi öğrendiler." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Üç dört kişi birden besmele çekmişlerdi ve hepsi birden okumaya başlamışlardı." (Memduh Şevket Esendal)

GAMSELE

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Kauçuktan yapılmış, su geçirmeyen yağmurluk
    • "İçeriye gamselelerini giymiş, gök gözlü bir adam giriyor. Sarı saçlı, gök gözlü bir civanmış." (Kemal Bilbaşar)

MUADELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Eşitlik, beraberlik, denklik
  2. Anlaşılmaz iş
  3. Denklem

ÇETELE

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Çizilerek veya oyularak açılan kertik
  2. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı

İSKELE

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer
    • "Vapurdan indi, iskeleye çıkar çıkmaz etrafına bakındı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven
    • "Oturduğu yerden kalkıyor, iskele zincirine uzanan eli, iskele tabanına basan ayağı, kendini çekiyor yukarı." (Zeyyat Selimoğlu)
  3. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba
  4. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı
    • "Mudanya, Bursa'nın iskelesidir."
  5. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı
  6. Geminin sol yanı
  7. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü