Sonunda ek olan 8 harfli 449 kelime var. EK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ek olan kelimeler listesine ya da başında ek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K

2 Harfli Kelimeler

EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇİTLEMEK

  1. [-i] Kabak çekirdeği, ayçiçeği, fıstık vb.nin kabuklarını çıkararak yemek
    • "Bir yandan ay çekirdeği çitler, bir yandan gözlük değiştire değiştire okurdu." (Lâtife Tekin)
  2. Çitle çevirmek
    • "Bahçenin kenarlarını güzelce sınırladılar; çitlediler, suladılar, taşını, otunu ayıkladılar." (Osman Yalçın)
SEZİLMEK

  1. [nesnesiz] Bir şey, bir durum anlaşılmak; hissedilmek
    • "Uzaktan benizlerinin uçukluğu, kuvvetsizlikleri tamamıyla seziliyor, bıkkınlıkları, füturları anlaşılıyordu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
DİDİŞMEK

  1. [nesnesiz] El veya sözle birbirini hırpalamak
    • "Anlaşmazlıktan, didişmekten, küçümsemekten, düşman olmaktan hoşlanmadıklarına inanıyordu." (Tarık Buğra)
  2. [mecaz] Geçimini sağlamak amacıyla güç şartlarda çalışmak, uğraşmak
    • "Bir lokma kuru ekmek için sabahtan akşama kadar didişen zavallıların hâlini meraklı bir roman gibi dinliyor." (Halide Edip Adıvar)
DİRİLMEK

  1. [nesnesiz] Güçlenip canlanmak
    • "Bir bardak suyu içince dirildi."
  2. Bitki solmuş, pörsümüş durumdayken yeniden canlılık kazanmak, diri duruma gelmek
  3. Hasta yeniden sağlığını kazanmak, iyileşmek
  4. Öldüğü sanılan şey canlanmak
    • "Masal bu, ölüyken dirilmiş, kabirden dışarı atlamış insanların masalı." (Peyami Safa)
  5. [mecaz] Yeniden etkin olmak, geçerli duruma gelmek
    • "Aruz ölçüsü bir gün yeniden dirilecek mi bilmiyorum." (Nurullah Ataç)
GEÇİNMEK

  1. [nesnesiz] Yaşamak için gerekeni sağlamak
    • "Avla geçinen bir kabile, bu gıdaları tesadüfe borçlu olduğuna inanabilir." (Cemil Meriç)
  2. [-le] Uzlaşmak, anlaşmak
    • "Aman çocuklar, birbirinizle iyi geçinin."
  3. [mecaz] Bakınız taslamak
    • "Şiir güç ya, şair olmak, şair geçinmek o kadar değil." (Nurullah Ataç)
  4. [-den, mecaz] Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak
    • "Hamza hem fabrikada çalışır hem de müdürün yaşlıca karısından geçinir." (Mehmet Narlı)
YÜKLEMEK

  1. [-e, -i] Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak
  2. Bir bilgisayar, disket vb.ne gerekli bilgileri aktarmak
  3. Belli bir hizmeti kullanabilmek için özel bir karta gerekli verileri aktarmak
    • "Karta elli liralık gaz yükledim."
  4. [mecaz] Bir yükümlülük altına sokmak, sorumlu tutmak
    • "Çocuğun bakımını ona yüklediler."
  5. [mecaz] Bir suçu birinin üstüne atmak
    • "Suçuna bakmadan bir de bu vaziyetten beni mesul tutmak istiyor, kabahati bana yüklüyor." (Etem İzzet Benice)
BÖLÜŞMEK

  1. [-i, -le] Bakınız paylaşmak
    • "Paraları elleri titreyerek, gözleri parlayarak, nefeslerini burundan alarak bölüştüler." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
YETİNMEK

  1. [-le] Edindiği bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek; kanıklanmak, kanaat etmek, iktifa etmek
    • "İki taraf, herhangi bir önemli meseleye dokunulacağı zaman, muhalefet şerhleriyle yetiniyorlardı." (Ali Naci Karacan)
  2. Yaptığı bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğunu yapmaya gerek görmemek; kanmak
ÇÖKERMEK

  1. [-i] Devenin çökmesini sağlamak
ÇÖZÜLMEK

  1. [nesnesiz] Çözme işine konu olmak
    • "Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak
  3. [mecaz] Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak
  4. [mecaz] Güçsüz kalmak; gevşemek
    • "Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş."
  5. [mecaz] Dağılmak, çökmek
    • "Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez." (Yahya Kemal Beyatlı)
ÖNGÖRMEK

  1. [-i] Bir işin ilerisini kestirmek veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilmek ve ona göre davranmak
    • "Bilindiği üzere bu antlaşmalar, Osmanlı Devleti'nin taksimini öngörüyordu." (Attilâ İlhan)
ÖLÇÜNMEK

  1. [-i] Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak; teemmül etmek
LÖKLEMEK

  1. [-i, ağızlardan] Lökle yapıştırmak
PEKİŞMEK

  1. [nesnesiz] Sertleşmek, katılaşmak
  2. Sıkışmak, tıkanmak
  3. [mecaz] Güçlenmek, artmak, çoğalmak, kuvvetlenmek
GÜRPEDEK

  1. [zarf] Bakınız ansızın
    • "Dağın dört yanına yayılı kollarını çekip de bir yerde toplamış, yükseklerden taşa taşa gelip de Feyezan’ı gürpedek sarıp sarmalamış gibiydi." (Oğuzhan Yeşiltuna)
MENETMEK

Kelime Kökeni: Arapça menʿ + Türkçe etmek

  1. [-i] Bakınız yasaklamak
    • "Bildiğim bir şey varsa o da patronun odanızdan dışarıya çıkmayı size menettiğidir." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Engel olmak
KÖPÜRMEK

  1. [nesnesiz] Köpük yapmak, köpük oluşmak, köpük çıkararak kabarmak
    • "Fırat, Malatya'ya doğru bir dirsek gibi kıvrıldığı vadide artık dağlardan kopup çağıl çağıl köpürmüyor." (Ayşe Kulin)
  2. Ekşiyip köpüklenmek
    • "Reçel köpürdü."
  3. [mecaz] Çok kızmak, birdenbire öfkelenmek; feveran etmek
    • "Yavaş yavaş her vakit sebepsiz bir hiddetten köpüren babamı da bir horoza benzetmeye başladım." (Ömer Seyfettin)
  4. [mecaz] Gerekli gereksiz, aralıksız ve bıktırıcı konuşup durmak
ÇÖPLEMEK

  1. [-i] Pirinç, bulgur, fasulye vb.nin içindeki taşı, çöpü temizlemek
TÜKENMEK

  1. [nesnesiz] Elinde kalmamak; bitmek (I)
    • "Vaktiyle yaşamış olan büyük musiki ustaları nesillerinin artık tükenmiş olduğu da söylenirdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bakınız bitmek (I)
  3. [mecaz] Güçsüzleşmek, bitkinleşmek, yılgınlaşmak
    • "İnsan sevdiği birini tükenmiş görmek istemez." (Orhan Veli Kanık)
  4. [mecaz] Verimliliğini yitirmek, söyleyecek sözü kalmamak
    • "Yalnız kendi tecrübelerini yazmaya kalkan romancı çabuk tükenir." (Halide Edip Adıvar)
GÖYNÜCEK

  1. [isim] Amasya iline bağlı ilçelerden biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü