Sonunda ek olan 8 harfli 449 kelime var. EK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ek olan kelimeler listesine ya da başında ek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇİTLEMEK
-
-
[-i]
Kabak çekirdeği, ayçiçeği, fıstık vb.nin kabuklarını çıkararak yemek
- "Bir yandan ay çekirdeği çitler, bir yandan gözlük değiştire değiştire okurdu."
-
Çitle çevirmek
- "Bahçenin kenarlarını güzelce sınırladılar; çitlediler, suladılar, taşını, otunu ayıkladılar."
-
[-i]
Kabak çekirdeği, ayçiçeği, fıstık vb.nin kabuklarını çıkararak yemek
- SEZİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Bir şey, bir durum anlaşılmak; hissedilmek
- "Uzaktan benizlerinin uçukluğu, kuvvetsizlikleri tamamıyla seziliyor, bıkkınlıkları, füturları anlaşılıyordu."
-
[nesnesiz]
Bir şey, bir durum anlaşılmak; hissedilmek
- DİDİŞMEK
-
-
[nesnesiz]
El veya sözle birbirini hırpalamak
- "Anlaşmazlıktan, didişmekten, küçümsemekten, düşman olmaktan hoşlanmadıklarına inanıyordu."
-
[mecaz]
Geçimini sağlamak amacıyla güç şartlarda çalışmak, uğraşmak
- "Bir lokma kuru ekmek için sabahtan akşama kadar didişen zavallıların hâlini meraklı bir roman gibi dinliyor."
-
[nesnesiz]
El veya sözle birbirini hırpalamak
- DİRİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Güçlenip canlanmak
- "Bir bardak suyu içince dirildi."
-
Bitki solmuş, pörsümüş durumdayken yeniden canlılık kazanmak, diri duruma gelmek
-
Hasta yeniden sağlığını kazanmak, iyileşmek
-
Öldüğü sanılan şey canlanmak
- "Masal bu, ölüyken dirilmiş, kabirden dışarı atlamış insanların masalı."
-
[mecaz]
Yeniden etkin olmak, geçerli duruma gelmek
- "Aruz ölçüsü bir gün yeniden dirilecek mi bilmiyorum."
-
[nesnesiz]
Güçlenip canlanmak
- GEÇİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Yaşamak için gerekeni sağlamak
- "Avla geçinen bir kabile, bu gıdaları tesadüfe borçlu olduğuna inanabilir."
-
[-le]
Uzlaşmak, anlaşmak
- "Aman çocuklar, birbirinizle iyi geçinin."
-
[mecaz]
Bakınız taslamak
- "Şiir güç ya, şair olmak, şair geçinmek o kadar değil."
-
[-den, mecaz]
Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak
- "Hamza hem fabrikada çalışır hem de müdürün yaşlıca karısından geçinir."
-
[nesnesiz]
Yaşamak için gerekeni sağlamak
- YÜKLEMEK
-
-
[-e, -i]
Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak
-
Bir bilgisayar, disket vb.ne gerekli bilgileri aktarmak
-
Belli bir hizmeti kullanabilmek için özel bir karta gerekli verileri aktarmak
- "Karta elli liralık gaz yükledim."
-
[mecaz]
Bir yükümlülük altına sokmak, sorumlu tutmak
- "Çocuğun bakımını ona yüklediler."
-
[mecaz]
Bir suçu birinin üstüne atmak
- "Suçuna bakmadan bir de bu vaziyetten beni mesul tutmak istiyor, kabahati bana yüklüyor."
-
[-e, -i]
Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak
- BÖLÜŞMEK
-
-
[-i, -le]
Bakınız paylaşmak
- "Paraları elleri titreyerek, gözleri parlayarak, nefeslerini burundan alarak bölüştüler."
-
[-i, -le]
Bakınız paylaşmak
- YETİNMEK
-
-
[-le]
Edindiği bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek; kanıklanmak, kanaat etmek, iktifa etmek
- "İki taraf, herhangi bir önemli meseleye dokunulacağı zaman, muhalefet şerhleriyle yetiniyorlardı."
-
Yaptığı bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğunu yapmaya gerek görmemek; kanmak
-
[-le]
Edindiği bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek; kanıklanmak, kanaat etmek, iktifa etmek
- ÇÖKERMEK
-
-
[-i]
Devenin çökmesini sağlamak
-
[-i]
Devenin çökmesini sağlamak
- ÇÖZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çözme işine konu olmak
- "Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri"
-
Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak
-
[mecaz]
Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak
-
[mecaz]
Güçsüz kalmak; gevşemek
- "Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş."
-
[mecaz]
Dağılmak, çökmek
- "Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez."
-
[nesnesiz]
Çözme işine konu olmak
- ÖNGÖRMEK
-
-
[-i]
Bir işin ilerisini kestirmek veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilmek ve ona göre davranmak
- "Bilindiği üzere bu antlaşmalar, Osmanlı Devleti'nin taksimini öngörüyordu."
-
[-i]
Bir işin ilerisini kestirmek veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilmek ve ona göre davranmak
- ÖLÇÜNMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak; teemmül etmek
-
[-i]
Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak; teemmül etmek
- LÖKLEMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Lökle yapıştırmak
-
[-i, ağızlardan]
Lökle yapıştırmak
- PEKİŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Sertleşmek, katılaşmak
-
Sıkışmak, tıkanmak
-
[mecaz]
Güçlenmek, artmak, çoğalmak, kuvvetlenmek
-
[nesnesiz]
Sertleşmek, katılaşmak
- GÜRPEDEK
-
-
[zarf]
Bakınız ansızın
- "Dağın dört yanına yayılı kollarını çekip de bir yerde toplamış, yükseklerden taşa taşa gelip de Feyezan’ı gürpedek sarıp sarmalamış gibiydi."
-
[zarf]
Bakınız ansızın
- MENETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça menʿ + Türkçe etmek
-
[-i]
Bakınız yasaklamak
- "Bildiğim bir şey varsa o da patronun odanızdan dışarıya çıkmayı size menettiğidir."
-
Engel olmak
-
[-i]
Bakınız yasaklamak
- KÖPÜRMEK
-
-
[nesnesiz]
Köpük yapmak, köpük oluşmak, köpük çıkararak kabarmak
- "Fırat, Malatya'ya doğru bir dirsek gibi kıvrıldığı vadide artık dağlardan kopup çağıl çağıl köpürmüyor."
-
Ekşiyip köpüklenmek
- "Reçel köpürdü."
-
[mecaz]
Çok kızmak, birdenbire öfkelenmek; feveran etmek
- "Yavaş yavaş her vakit sebepsiz bir hiddetten köpüren babamı da bir horoza benzetmeye başladım."
-
[mecaz]
Gerekli gereksiz, aralıksız ve bıktırıcı konuşup durmak
-
[nesnesiz]
Köpük yapmak, köpük oluşmak, köpük çıkararak kabarmak
- ÇÖPLEMEK
-
-
[-i]
Pirinç, bulgur, fasulye vb.nin içindeki taşı, çöpü temizlemek
-
[-i]
Pirinç, bulgur, fasulye vb.nin içindeki taşı, çöpü temizlemek
- TÜKENMEK
-
-
[nesnesiz]
Elinde kalmamak; bitmek (I)
- "Vaktiyle yaşamış olan büyük musiki ustaları nesillerinin artık tükenmiş olduğu da söylenirdi."
-
Bakınız bitmek (I)
-
[mecaz]
Güçsüzleşmek, bitkinleşmek, yılgınlaşmak
- "İnsan sevdiği birini tükenmiş görmek istemez."
-
[mecaz]
Verimliliğini yitirmek, söyleyecek sözü kalmamak
- "Yalnız kendi tecrübelerini yazmaya kalkan romancı çabuk tükenir."
-
[nesnesiz]
Elinde kalmamak; bitmek (I)
- GÖYNÜCEK
-
-
[isim]
Amasya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Amasya iline bağlı ilçelerden biri