Başında derin olan 22 kelime var. Derin ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde derin olan kelimeler listesine ya da sonu derin ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında derin bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

DERİNLEŞEBİLMEK, DERİNLEŞİVERMEK, DERİNLEŞTİRİLME

14 Harfli Kelimeler

DERİNLEŞEBİLME, DERİNLEŞİVERME, DERİNLEŞTİRMEK

13 Harfli Kelimeler

DERİNLEMESİNE, DERİNLEŞTİRME, DERİNLİKÖLÇER

11 Harfli Kelimeler

DERİNLEŞMEK, DERİNLETMEK, DERİNLİĞİNE, DERİNLİKSİZ

10 Harfli Kelimeler

DERİNLEŞME, DERİNLETME, DERİNLİKLİ

9 Harfli Kelimeler

DERİNKUYU

8 Harfli Kelimeler

DERİNDEN, DERİNLİK

7 Harfli Kelimeler

DERİNCE, DERİNTİ

5 Harfli Kelimeler

DERİN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Derin Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E N R İ

5 Harfli Kelimeler

DERİN, DİREN

4 Harfli Kelimeler

DENİ, DERİ, DİNE, DREN, ENİR, ERİN

3 Harfli Kelimeler

DİN, EDİ, İDE, REN

2 Harfli Kelimeler

DE, EN, ER, İD, İN, NE, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DERİNLEŞEBİLMEK

  1. [nesnesiz] Derinleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
DERİNLEŞTİRİLME

  1. [isim] Derinleştirilmek işi
DERİNLEŞİVERMEK

  1. [nesnesiz] Çabucak veya ansızın derinleşmek
DERİNLEŞEBİLME

  1. [isim] Derinleşebilmek işi
DERİNLEŞTİRMEK

  1. [-i] Derin duruma getirmek
  2. Ayrıntılarına kadar incelemek, derinliğine incelemek
    • "Geliniz, sözlerinizi biraz derinleştirelim." (Hüseyin Cahit Yalçın)
DERİNLEŞİVERME

  1. [isim] Derinleşivermek işi
DERİNLEŞTİRME

  1. [isim] Derinleştirmek durumu; tamik
DERİNLİKÖLÇER

  1. [isim, denizcilik] Basınç değişiminden yararlanarak suyun derinliğini ölçen aygıt; batimetre
DERİNLEMESİNE

  1. [zarf] Ayrıntılı olarak, ayrıntılarıyla; derinliğine, uzun, uzun boylu
    • "Tezini, ufki ve genişliğine değil, bir burgunun açtığı delik gibi derinlemesine almıştır." (Nâzım Hikmet)
DERİNLETMEK

  1. [-i] Derin duruma getirmek
DERİNLİĞİNE

  1. [zarf] Bakınız derinlemesine
    • "Kahramanları ile hem sınıfsal hem psikolojik bir özdeşleşme içinde olduğundan onların en ayrıntılı duygu ve düşünce labirentlerini derinliğine işlerdi." (Haldun Taner)
DERİNLİKSİZ

  1. [sıfat] Derinliği olmayan
    • "Yazar, asıl romana girinceye kadar yığınla derinliksiz bilgi aktarıyor." (Selim İleri)
DERİNLEŞMEK

  1. [nesnesiz] Derin duruma gelmek
    • "Akşamları derinleşen duygularım vakarlı ve içli lisanıyla konuşmaya başlardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Ses kaynağı uzaklaşarak az duyulur duruma gelmek
    • "Şimdi uzaklaşan yörük hayvanlarının derinleşen çıngırak seslerini işitiyor." (Ömer Seyfettin)
  3. [mecaz] Bir konuda köklü, sağlam bilgi edinmek, bilgisini genişletmek
DERİNLETME

  1. [isim] Derinletmek işi
DERİNLEŞME

  1. [isim] Derinleşmek durumu
    • "Neşidesini okurken, birdenbire bir açılışı, bir derinleşmesi vardır." (Memduh Şevket Esendal)
DERİNLİKLİ

  1. [sıfat] Derinliği olan
    • "İrdelediği sorunlar, bize henüz fazla derinlikli geliyor." (Selim İleri)
DERİNKUYU

  1. [isim] Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri
DERİNLİK

  1. [isim] Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı
  2. [fizik] Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu
    • "Su baskısı derinlikte santimetre başına yüz ton ağırlığında olunca, ona beş santimetre kalınlığında da olsa cam mı dayanır?" (Halikarnas Balıkçısı)
  3. Bulunulan yere göre uzakta olan yer
    • "Çıplak ayaklarımla kuyunun derinliklerine doğru iniyorum, iniyorum." (Adalet Ağaoğlu)
  4. [mecaz] Bir konunun veya durumun özü
    • "Ben şiir yazmayı, resim yapmayı, derinliklerde söyleşmeyi seven Sadri Alışık'ı da tanıdım." (Selim İleri)
  5. [mecaz] En duyarlı nokta
    • "Ta yüreğinin derinliklerinden gelen ağlama sesi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. [mecaz] Karanlık, bilinmeyen dönem
    • "Tarihin derinliklerine saklanmış olan gerçekler..."
  7. [askerlik] Yanaşık veya dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık
    • "Beş altı yüz metre derinliği olan bir topçu müfrezesini yanlayıp geçmek epeyce zormuş." (Aka Gündüz)
  8. [ticaret, ekonomi] Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi
DERİNDEN

  1. [zarf] En ince ayrıntısına kadar
    • "Ben de İhsan gibi onu Ayşe’nin yanında derinden tetkik ettim." (Halide Edip Adıvar)
  2. Pek belli olmayan uzak bir yerden
    • "Derinden top sesleri aksediyordu." (Nâzım Hikmet)
  3. Bakınız içten
    • "Elverir ki bir gün bana, derinden / Ta derinden bir gün bana “gel” desin" (Ahmet Kutsi Tecer)
DERİNCE

  1. [sıfat] Biraz derin
    • "Şafak sökerken derince bir mezar kazmış bahçesine." (Elif Şafak)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü