Sonunda dek olan 22 kelime var. DEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dek olan kelimeler listesine ya da başında dek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

DİNGİLDEK, DÜMBÜLDEK, FİNGİRDEK, ZİNGİRDEK

8 Harfli Kelimeler

BOZÖRDEK, ÇEKİRDEK, GÜMBEDEK, GÜRPEDEK, HÖPÜRDEK, İSPENDEK, KEMİRDEK, KÜTTEDEK

6 Harfli Kelimeler

ÇÖRDEK, GERDEK, GÖRDEK, HENDEK

5 Harfli Kelimeler

ERDEK, GÜDEK, ÖRDEK, ÖZDEK, YEDEK

3 Harfli Kelimeler

DEK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E K

3 Harfli Kelimeler

DEK

2 Harfli Kelimeler

DE, EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FİNGİRDEK

  1. [sıfat] Yerinde duramayan, hareketli, cilveli olan; fıkırdak, fındıkçı, kaynaşık, yelli
DİNGİLDEK

  1. [sıfat] Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan
    • "Altı yedi yaşlarında, kıvırcık siyah saçlı bir kız çocuğu dingildek bir taburenin üstüne çıkmış ecza dolabına erişmeye çalışıyordu." (Irmak Zileli)
  2. [mecaz] Dengesi bozuk
    • "Sinir sistemleri dingildek olan bu titiz adamların domestik uğraşılar büsbütün hırçın yapar." (Haldun Taner)
  3. [mecaz] Sözüne güvenilmez
    • "Baştan çıkarıcı telkinlerle kişiliği zaten oluşmamış, dingildek insanları kazanmak hiç de güç olmasa gerektir." (Haldun Taner)
ZİNGİRDEK

  1. [isim] Köy düğünlerinde ve kına gecelerinde daha çok kadınlar arasında çalınan deflerin bazılarının kasnak içlerinde yer alan, defin sesine kaba ve donuk bir şakırtı katan, sık sıralar hâlinde dizilmiş küçük halkacıklar
  2. Oynak, her an bozulabilen
    • "Yumuşak başlı, gülbeşeker, insan sever, yüzü yerde bir kişidir ve de aşk adamıdır ama sinirleri pek zingirdektir. Pehpeh çekmeye ise bayılır." (Salâh Birsel)
  3. [ağızlardan] Yankılı, yankı yapan mağara
  4. [argo] Yaygaracı, kavgacı (kimse)
    • "Şimdi de ekranlarımıza Amerikan Elçisi Bay Leishman ile zingirdek ve içi taşkın eşini kaydıracağız." (Salâh Birsel)
DÜMBÜLDEK

  1. [isim] Bakınız dümbelek
GÜRPEDEK

  1. [zarf] Bakınız ansızın
    • "Dağın dört yanına yayılı kollarını çekip de bir yerde toplamış, yükseklerden taşa taşa gelip de Feyezan’ı gürpedek sarıp sarmalamış gibiydi." (Oğuzhan Yeşiltuna)
HÖPÜRDEK

  1. [sıfat] Bakınız yudum
    • "Kahvesinden bir höpürdek alır, reçelli ekmekten ısırır, çıtır çıtır bir lezzet akar ağzına…" (Buket Uzuner)
  2. Bakınız höpürtü
  3. Çayı ve çorbayı höpürdeterek içen (kimse)
  4. [argo] Aceleci ve sabırsız (kimse)
İSPENDEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Levrek balığının küçüğü
GÜMBEDEK

  1. [zarf] Gümbürdeyerek
  2. Beklenmedik bir zamanda, birdenbire
BOZÖRDEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Sık sazlıklı, tatlı sularda yaşayan, çamuru süzmek için yüzeyi karıştıran, başı fazla süslü olmayan bir tür ördek (Anas strepera)
KEMİRDEK

  1. [isim, ağızlardan] Kuyruğun iskeleti
KÜTTEDEK

  1. [zarf] Birdenbire "küt" diye ses çıkararak
    • "Bir ara küttedek bir şeye çarptık." (Ömer Seyfettin)
ÇEKİRDEK

  1. [isim] Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum; çiğit
    • "Kayısı çekirdeği. Zeytin çekirdeği. Karpuz çekirdeği."
  2. Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu; çiğit
  3. Ağaçlarda soyulmayan bölüm
  4. Kuyumculukta kullanılan ve beş santigrama eşit olan ağırlık ölçüsü
  5. [biyoloji] Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik
    • "İnsan kanındaki alyuvarlar, çekirdeği olmayan hücrelerdir."
  6. [fizik] Bakınız atom çekirdeği
  7. [sıfat, mecaz] Bir şeyin temelini oluşturan
    • "Çekirdek kadro."
HENDEK

Kelime Kökeni: Arapça ḫandaḳ

  1. [isim] Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur
    • "Bir hendekten çıkıp öbürüne giriyor, bir çukurdan kurtulup bir başkasına dalıyordu." (Orhan Veli Kanık)
GÖRDEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız acı balık
GERDEK

Kelime Kökeni: Farsça girdek

  1. [isim] Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları; zifaf
    • "İki yüz yaşına bastıktan sonra mı gerdek sefası süreceğiz acaba?" (Falih Rıfkı Atay)
  2. Gelinle damadın düğün gecesi baş başa kaldıkları oda
ÇÖRDEK

  1. [isim] Bir şeyi yukarı çekmekte kullanılan halat
  2. [denizcilik] Yan yelken halatı
  3. [denizcilik] Yelkenleri yukarı basan makaralara dolanan ip
  4. [denizcilik] Dalyanlarda kullanılan bağlama aygıtı
YEDEK

  1. [sıfat] Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı
  2. Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan
    • "Demir çekme kapının yedek anahtarını ona armağan edip usulca cebine soktu." (Lâtife Tekin)
  3. [isim] Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı
  4. [isim] Hayvanı yedeğe alan ip
  5. [isim, edebiyat] Bakınız redif
ERDEK

  1. [isim] Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri
GÜDEK

  1. [isim] Amaçlanan sonuç, güdülen şey
ÖRDEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu; badi, badik (Anas)
    • "Üç ördek onları görünce paytak paytak kaçıştılar." (Haldun Taner)
  2. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap; lazımlık, oturak
  3. [argo] Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz
    • "Aybaşında maaşını tirink aldığından başka, gidip gelirken yolda ördek de düşüyordu." (Orhan Kemal)
  4. [argo] Hile ile para sızdırılacak kimse; enayi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü