Sonunda dek olan 22 kelime var. DEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dek olan kelimeler listesine ya da başında dek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
DİNGİLDEK, DÜMBÜLDEK, FİNGİRDEK, ZİNGİRDEK
BOZÖRDEK, ÇEKİRDEK, GÜMBEDEK, GÜRPEDEK, HÖPÜRDEK, İSPENDEK, KEMİRDEK, KÜTTEDEK
ÇÖRDEK, GERDEK, GÖRDEK, HENDEK
ERDEK, GÜDEK, ÖRDEK, ÖZDEK, YEDEK
DEK
Dek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
DEK
2 Harfli Kelimeler
DE, EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FİNGİRDEK
-
-
[sıfat]
Yerinde duramayan, hareketli, cilveli olan; fıkırdak, fındıkçı, kaynaşık, yelli
-
[sıfat]
Yerinde duramayan, hareketli, cilveli olan; fıkırdak, fındıkçı, kaynaşık, yelli
- DİNGİLDEK
-
-
[sıfat]
Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan
- "Altı yedi yaşlarında, kıvırcık siyah saçlı bir kız çocuğu dingildek bir taburenin üstüne çıkmış ecza dolabına erişmeye çalışıyordu."
-
[mecaz]
Dengesi bozuk
- "Sinir sistemleri dingildek olan bu titiz adamların domestik uğraşılar büsbütün hırçın yapar."
-
[mecaz]
Sözüne güvenilmez
- "Baştan çıkarıcı telkinlerle kişiliği zaten oluşmamış, dingildek insanları kazanmak hiç de güç olmasa gerektir."
-
[sıfat]
Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan
- ZİNGİRDEK
-
-
[isim]
Köy düğünlerinde ve kına gecelerinde daha çok kadınlar arasında çalınan deflerin bazılarının kasnak içlerinde yer alan, defin sesine kaba ve donuk bir şakırtı katan, sık sıralar hâlinde dizilmiş küçük halkacıklar
-
Oynak, her an bozulabilen
- "Yumuşak başlı, gülbeşeker, insan sever, yüzü yerde bir kişidir ve de aşk adamıdır ama sinirleri pek zingirdektir. Pehpeh çekmeye ise bayılır."
-
[ağızlardan]
Yankılı, yankı yapan mağara
-
[argo]
Yaygaracı, kavgacı (kimse)
- "Şimdi de ekranlarımıza Amerikan Elçisi Bay Leishman ile zingirdek ve içi taşkın eşini kaydıracağız."
-
[isim]
Köy düğünlerinde ve kına gecelerinde daha çok kadınlar arasında çalınan deflerin bazılarının kasnak içlerinde yer alan, defin sesine kaba ve donuk bir şakırtı katan, sık sıralar hâlinde dizilmiş küçük halkacıklar
- DÜMBÜLDEK
-
-
[isim]
Bakınız dümbelek
-
[isim]
Bakınız dümbelek
- GÜRPEDEK
-
-
[zarf]
Bakınız ansızın
- "Dağın dört yanına yayılı kollarını çekip de bir yerde toplamış, yükseklerden taşa taşa gelip de Feyezan’ı gürpedek sarıp sarmalamış gibiydi."
-
[zarf]
Bakınız ansızın
- HÖPÜRDEK
-
- İSPENDEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Levrek balığının küçüğü
-
[isim, hayvan bilimi]
Levrek balığının küçüğü
- GÜMBEDEK
-
-
[zarf]
Gümbürdeyerek
-
Beklenmedik bir zamanda, birdenbire
-
[zarf]
Gümbürdeyerek
- BOZÖRDEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sık sazlıklı, tatlı sularda yaşayan, çamuru süzmek için yüzeyi karıştıran, başı fazla süslü olmayan bir tür ördek (Anas strepera)
-
[isim, hayvan bilimi]
Sık sazlıklı, tatlı sularda yaşayan, çamuru süzmek için yüzeyi karıştıran, başı fazla süslü olmayan bir tür ördek (Anas strepera)
- KEMİRDEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Kuyruğun iskeleti
-
[isim, ağızlardan]
Kuyruğun iskeleti
- KÜTTEDEK
-
-
[zarf]
Birdenbire "küt" diye ses çıkararak
- "Bir ara küttedek bir şeye çarptık."
-
[zarf]
Birdenbire "küt" diye ses çıkararak
- ÇEKİRDEK
-
-
[isim]
Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum; çiğit
- "Kayısı çekirdeği. Zeytin çekirdeği. Karpuz çekirdeği."
-
Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu; çiğit
-
Ağaçlarda soyulmayan bölüm
-
Kuyumculukta kullanılan ve beş santigrama eşit olan ağırlık ölçüsü
-
[biyoloji]
Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik
- "İnsan kanındaki alyuvarlar, çekirdeği olmayan hücrelerdir."
-
[fizik]
Bakınız atom çekirdeği
-
[sıfat, mecaz]
Bir şeyin temelini oluşturan
- "Çekirdek kadro."
-
[isim]
Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum; çiğit
- HENDEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫandaḳ
-
[isim]
Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur
- "Bir hendekten çıkıp öbürüne giriyor, bir çukurdan kurtulup bir başkasına dalıyordu."
-
[isim]
Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur
- GÖRDEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız acı balık
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız acı balık
- GERDEK
-
Kelime Kökeni: Farsça girdek
-
[isim]
Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları; zifaf
- "İki yüz yaşına bastıktan sonra mı gerdek sefası süreceğiz acaba?"
-
Gelinle damadın düğün gecesi baş başa kaldıkları oda
-
[isim]
Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları; zifaf
- ÇÖRDEK
-
-
[isim]
Bir şeyi yukarı çekmekte kullanılan halat
-
[denizcilik]
Yan yelken halatı
-
[denizcilik]
Yelkenleri yukarı basan makaralara dolanan ip
-
[denizcilik]
Dalyanlarda kullanılan bağlama aygıtı
-
[isim]
Bir şeyi yukarı çekmekte kullanılan halat
- YEDEK
-
-
[sıfat]
Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı
-
Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan
- "Demir çekme kapının yedek anahtarını ona armağan edip usulca cebine soktu."
-
[isim]
Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı
-
[isim]
Hayvanı yedeğe alan ip
-
[isim, edebiyat]
Bakınız redif
-
[sıfat]
Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı
- ERDEK
-
-
[isim]
Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri
- GÜDEK
-
-
[isim]
Amaçlanan sonuç, güdülen şey
-
[isim]
Amaçlanan sonuç, güdülen şey
- ÖRDEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu; badi, badik (Anas)
- "Üç ördek onları görünce paytak paytak kaçıştılar."
-
Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap; lazımlık, oturak
-
[argo]
Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz
- "Aybaşında maaşını tirink aldığından başka, gidip gelirken yolda ördek de düşüyordu."
-
[argo]
Hile ile para sızdırılacak kimse; enayi
-
[isim, hayvan bilimi]
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu; badi, badik (Anas)