Başında d olan 4 harfli 88 kelime var. D harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde d harfi olan kelimeler listesine ya da sonu d harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında d bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DARA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca tara
-
[isim]
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı
-
Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb.; abra
-
İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı
-
[isim]
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı
- DUBA
-
-
[isim, denizcilik]
Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı
-
İçi boş, her yanı kapalı, suyun üstünde yüzen bir tür büyük şamandıra
- "Dört beş duba üstüne bir küçük tahta köşk kurmuşlar."
-
[isim, denizcilik]
Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı
- DOHA
-
-
[isim]
Katar'ın başkenti
-
[isim]
Katar'ın başkenti
- DORE
-
Kelime Kökeni: Fransızca doré
-
[isim]
Bakınız altın sarısı
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Dore buklelerini sallaya sallaya ve beni ilk kez görüyormuşçasına elini uzattı."
-
[isim]
Bakınız altın sarısı
- DREN
-
Kelime Kökeni: Fransızca drain
-
[isim]
Bakınız ark
-
[tıp]
Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp; akıtaç
-
[isim]
Bakınız ark
- DİNE
-
-
[isim, ağızlardan]
Konaklama yeri
- "İsmini duyduklarımızın, bildiklerimizin kimi çayımdan, kimi dinemden geçti."
-
[isim, ağızlardan]
Konaklama yeri
- DUYU
-
-
[isim]
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; his
- "Tüm duyularım uyanık olarak trenimin rengini ve numarasını bulmaya çalışırdım."
-
[isim]
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; his
- DOST
-
Kelime Kökeni: Farsça dūst
-
[isim]
Sevilen, güvenilen, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse; yâr, düşman karşıtı
- "Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın"
-
Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse
- "Bir dostu vardı, belalı, çapkın bir delikanlı."
-
Sahibine sevgi gösteren hayvan
- "Köpek insan dostudur."
-
Bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse
- "Kitap dostu."
-
[sıfat]
İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan
- "Yüzleri tatlı, dilleri tatlı, dost insanlardı bunlar."
-
[isim]
Sevilen, güvenilen, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse; yâr, düşman karşıtı
- DORU
-
-
[isim]
Çeşitli tonları bulunan kızıl kahve at rengi; yağız
- "Çünkü açık doru ile kirazi doruyu, kirli yağız ile yanık kestane dorusunu ve buna benzer diğer birbirine yakın donları karıştırmamak için her donun hususiyetlerini de ayrıca kaydetmek icap eder."
-
Bu renkte olan at
- "Önünde birden iki dorunun çektiği fayton durdu, önce bir yaver zıplayıp indi, cephedeymiş gibi selamdaydı."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Al at, aygır at, doru at, kula at, yağız at, atların hangisi güzel, hangisi dost?"
-
[isim]
Çeşitli tonları bulunan kızıl kahve at rengi; yağız
- DİNK
-
-
[isim, ağızlardan]
Pirinci kabuğundan ayırmak veya bulgur dövmek için kullanılan dibek
-
Şayak, aba vb.ni dövmek için kullanılan araç
-
[isim, ağızlardan]
Pirinci kabuğundan ayırmak veya bulgur dövmek için kullanılan dibek
- DOĞA
-
-
[isim]
Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi; tabiat, natür
- "En çok yurdumdan söz ettim / Doğayla, insanla içli dışlı"
-
İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre; tabiat
-
[mecaz]
Bakınız huy
-
[isim]
Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi; tabiat, natür
- DÖRT
-
-
[isim]
Üçten sonra gelen sayının adı; cihar
-
Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı
-
[sıfat]
Üçten bir artık
-
[isim]
Üçten sonra gelen sayının adı; cihar
- DİVA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca diva
-
[isim]
Sinema, tiyatro, müzik, dans, bale vb. sanatlara emek vermiş, alanında uzmanlaşmış ve tanınmış olan kadın sanatçı
-
[isim]
Sinema, tiyatro, müzik, dans, bale vb. sanatlara emek vermiş, alanında uzmanlaşmış ve tanınmış olan kadın sanatçı
- DEYİ
-
-
[isim, dil bilimi]
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü; logos
-
[felsefe]
Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul; logos
-
[isim, dil bilimi]
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü; logos
- DÜRÜ
-
-
[isim, ağızlardan]
Dürülmüş şey
-
Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdiği armağan
-
Bakınız çeyiz
-
Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan
-
[isim, ağızlardan]
Dürülmüş şey
- DİBA
-
Kelime Kökeni: Farsça dībā
-
[isim]
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş
-
[isim]
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş
- DOĞU
-
-
[isim]
Bulunulan yerde sola kuzey, sağa güney alındığında yüzün dönük olduğu yön; gün doğusu, maşrık, şark, batı karşıtı
-
[sıfat]
Bu yönde bulunan; şarki
-
[isim]
Bulunulan yerde sola kuzey, sağa güney alındığında yüzün dönük olduğu yön; gün doğusu, maşrık, şark, batı karşıtı
- DERE
-
-
[isim, coğrafya]
Çaydan küçük, yazın kuruyan veya suyu azalan küçük akarsu
- "Bu ensiz tahta köprü altında ince dere."
-
[coğrafya]
İki dağ veya tepe sırtı arasındaki uzun çukur
-
Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol
-
[isim, coğrafya]
Çaydan küçük, yazın kuruyan veya suyu azalan küçük akarsu
- DUMA
-
Kelime Kökeni: Rusça
-
[isim]
Rus parlamentosunun alt kanadı
-
[isim]
Rus parlamentosunun alt kanadı
- DONE
-
Kelime Kökeni: Fransızca donnée
-
[isim]
Bakınız veri
-
[isim]
Bakınız veri