Sonunda cık olan 6 harfli 16 kelime var. CIK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde cık olan kelimeler listesine ya da başında cık olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ODACIK

  1. [isim] Küçük oda
    • "Babadan kalma bu arsaya önce dört duvar örüp bir odacık yapıvermişti." (Reşat Enis Aygen)
  2. [bitki bilimi] Açık tohumlarda çiçek tozunun çimlenerek döllenmeyi sağlamadan önce bir süre beklediği, yumurtanın ön kısmında ve kapıcığın altında bulunan boşluk
YANCIK

  1. [isim] Genellikle çobanların kullandığı azık torbası
    • "İki sipahinin yancıklarında biraz peksimet, biraz da dut kakı olduğu hâlde daha bir lokma yemiş değillerdi." (Hüseyin Nihal Atsız)
AĞACIK

  1. [isim] Ağalara sevgiyle yaklaşıldığında söylenen bir söz
CINCIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız züccaciye
  2. Bakınız bilye
    • "Bir de en çok cıncık oynardık." (Emine Işınsu)
UFACIK

  1. [sıfat] Bakınız küçücük
    • "Tepede ev yerine evcilik oynayan ufacık bir kız gördüler." (Lâtife Tekin)
ORACIK

  1. [isim] Hemen o yer, bulunduğu yer
    • "Kadın çekinerek yaklaştı ve oracığa, toprağın üzerine çöktü." (Osman Cemal Kaygılı)
DALCIK

  1. [isim, bitki bilimi] Ana dalın kollarından her biri, küçük dal
    • "Bozuk bir ses çıkardı yuvanın içindeki kuru dalcıkların üstüne düşünce patladı." (Güven Turan)
BAĞCIK

  1. [isim] Bağlama işinde kullanılan şerit biçiminde bağ
    • "İnce belini önden bağcıklarla bağlanmış bir korsaj sıkmıştı." (Nazlı Eray)
AZICIK

  1. [sıfat] Bakınız biraz
    • "Kahve caddeye oranla azıcık geride, bir bahçe içinde." (Salâh Birsel)
  2. [zarf] Kısa bir süre
    • "Ata Bey'e bir yer göster de azıcık uyusun." (Refik Halit Karay)
  3. [zarf] Belli belirsiz bir miktarda
    • "Küçük Hadiye'nin kendisine verilen bu imtiyazını kimse kıskanmadı, hatta Karagöz’ü göremeyecek, acayip kılıklı, sıkıntılı adamlar arasında uslu oturmak zorunda kalacak diye çocuklar ona azıcık acıdı bile." (Halide Edip Adıvar)
OVACIK

  1. [isim] Karabük iline bağlı ilçelerden biri
  2. Tunceli iline bağlı ilçelerden biri
AHACIK

  1. [ünlem, ağızlardan] Bakınız işte
KANCIK

  1. [sıfat] Hayvanlarda dişi
  2. [mecaz] Dönek, güvenilmez, kalleş (kimse)
KIZCIK

  1. [isim] Kızlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz
    • "Güzel kızcık, İstanbul'a gidiyorum, orada bir ev alacağım." (Emine Işınsu)
ADACIK

  1. [isim] Küçük ada
    • "Adanın batı kısmında birkaç adacık bulunur." (Yaşar Ertürk)
MINCIK

  1. [isim] "Ezilerek içi dışına çıkmak" anlamındaki mıncığı çıkmak deyiminde geçen bir söz
ANACIK

  1. [isim] Annelere sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz
    • "Ama işin aslını öğrenince güldü, okşadı anacığının buruşuk yanaklarını." (Nâzım Hikmet)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü