Başında cam olan 36 kelime var. Cam ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde cam olan kelimeler listesine ya da sonu cam ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında cam bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
CAMLATILMAK
CAMADANSIZ, CAMBAZHANE, CAMBAZVARİ, CAMEKANSIZ, CAMLATILMA
CAMADANLI, CAMBAZLIK, CAMEKANLI, CAMGÖBEĞİ, CAMGÜZELİ, CAMLANMAK, CAMLAŞMAK, CAMLATMAK
CAMBULTU, CAMCILIK, CAMLAMAK, CAMLANMA, CAMLAŞMA, CAMLATMA
CAMADAN, CAMEKAN, CAMLAMA
CAMBAZ, CAMEVİ, CAMGÖZ, CAMLIK, CAMSIZ
CAMCI, CAMİA, CAMİT, CAMIZ, CAMLI, CAMSI
CAMİ
CAM
Cam Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
CAM
2 Harfli Kelimeler
AM, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CAMLATILMAK
-
-
[nesnesiz]
Cam taktırılmak
-
Camlı çerçeve ile çerçeveletilmek
- "Duvarda, haftalık dergilerin ilavelerinden kesilip camlatılmış en zevksiz resimler."
-
[nesnesiz]
Cam taktırılmak
- CAMEKANSIZ
-
-
[sıfat]
Camekânı olmayan
- "Orada eskisi yenisine karışır sebzelerin. Camekânsız turfandacılık yapılabilir orada."
-
[sıfat]
Camekânı olmayan
- CAMBAZHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça cānbāz + ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Cambazların oyunlarını gösterdikleri yer
- "Minimini bir cambaz kızını görmek için at cambazhanesine daldı."
-
[isim, eskimiş]
Cambazların oyunlarını gösterdikleri yer
- CAMADANSIZ
-
-
[sıfat]
Camadanı olmayan
-
[zarf]
Camadanı olmadan
-
[sıfat]
Camadanı olmayan
- CAMBAZVARİ
-
Kelime Kökeni: Farsça cānbāz + vārį
-
[sıfat]
Cambaz gibi, cambaza benzer
- "... bu yoldakiler arasında şüphe yok ki en romantik macerasını yalı komşusu bir hanıma çılgıncasına âşık olduğu bir devirde onunla buluşmak için başvurduğu cambazvari çareler teşkil ediyordu."
-
[sıfat]
Cambaz gibi, cambaza benzer
- CAMLATILMA
-
-
[isim]
Camlatılmak işi
-
[isim]
Camlatılmak işi
- CAMGÖBEĞİ
-
-
[isim]
Yeşile çalan mavi renk
- "Sana, bu göle dönmek istediğimi, gölün camgöbeği renginin beni çağırdığını, bunun bir kader olduğunu söyledim."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Camgöbeği bir ışıkla fosfor beyazı başka bir ışık, ilki uzunlamasına, ikincisi enlemesine yanıp sönebilir."
-
[isim]
Yeşile çalan mavi renk
- CAMGÜZELİ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Evlerde süs olarak yetiştirilen, pembe, kırmızı çiçekler açan bir tür kına çiçeği (Impatiens sultanı)
- "Fatma evi terk etmeden önce teneke kutuya dikerek pencere önüne koyduğu camgüzelinin bir sabah sessizce açtığını gördü."
-
[isim, bitki bilimi]
Evlerde süs olarak yetiştirilen, pembe, kırmızı çiçekler açan bir tür kına çiçeği (Impatiens sultanı)
- CAMLATMAK
-
-
[-e, -i]
Cam taktırmak
- "Pahalı çerçevelere geçirtir, camlatır, salonlara asardı."
-
[-e, -i]
Cam taktırmak
- CAMADANLI
-
-
[sıfat]
Camadan giymiş olan
- "Mor camadanlı, kırmızı sırmalı cepkenli Yaver Ağa..."
-
[sıfat]
Camadan giymiş olan
- CAMLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Cam takılmak
- "Böyleyken o berbere gitmemin nedeni, berber aynasının yukarısında ve yanlarında duvara asılı camlanmış renkli ve basılı resimlerin olmasıydı."
-
[nesnesiz]
Cam takılmak
- CAMBAZLIK
-
-
[isim]
Cambazın işi veya mesleği; akrobatlık, akrobasi
- "İki çocuk iskelenin parmaklıklarında cambazlık yapıyor."
-
Hayvan alıp satma veya yetiştirme işi
- "Elli senedir cambazlık ettiği hâlde ancak ömründe bir defa beyaz eşek görmüştü."
-
[mecaz]
Kurnaz, hileci olma durumu
- "Kızcağızla iki laf edene kadar yapmadığım cambazlık kalmadı."
-
[isim]
Cambazın işi veya mesleği; akrobatlık, akrobasi
- CAMEKANLI
-
-
[sıfat]
Camekânı olan (yer)
- "Camekânlı bir yerde, omzuma astığım çantamla duruyorum."
-
[sıfat]
Camekânı olan (yer)
- CAMLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Cama benzer duruma gelmek
- "Camlaşmış aynanın, insanları çirkin göstermesine içerledi."
-
[mecaz]
Duygusuz bir duruma gelmek, duygusunu yitirmek
- "Şimdi Osmancık’a bakan, camlaşmış gözleriyle ve kenetlenmiş dudaklarıyla bakan bir tek kişi vardır."
-
[mecaz]
Kemik vb. hemen kırılacak şekilde incelmek
- "Kemikleri camlaşmış, beyni sulanmış, etleri erimiş bir ihtiyarın hâlâ istediği ölçüde egemen olması... Koca bir mahalleyi susta durdurması..."
-
[nesnesiz]
Cama benzer duruma gelmek
- CAMCILIK
-
-
[isim]
Camcının yaptığı iş
- "Hayatımın geri kalanını hobi olarak uğraştığım camcılıkla sürdürmeyi düşünüyorum."
-
[argo]
Evin içini pencereden gözetleme
-
[isim]
Camcının yaptığı iş
- CAMLAŞMA
-
-
[isim]
Camlaşmak işi
-
[isim]
Camlaşmak işi
- CAMLANMA
-
-
[isim]
Camlanmak işi
-
[isim]
Camlanmak işi
- CAMLATMA
-
-
[isim]
Camlatmak işi
-
[isim]
Camlatmak işi
- CAMBULTU
-
-
[isim]
Bol suda hareket eden bir cismin çıkardığı ses
- "Cambul cumbul çaydan geçtim / Cambultusu bana değmez"
-
[isim]
Bol suda hareket eden bir cismin çıkardığı ses
- CAMLAMAK
-
-
[-i]
Cam takmak
- "Borçlarımız tükendi, oldu işte. De işine bak! Kışa pencereleri camlarız."
-
[-i]
Cam takmak