Başında cam olan 36 kelime var. Cam ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde cam olan kelimeler listesine ya da sonu cam ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında cam bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

CAMLATILMAK

10 Harfli Kelimeler

CAMADANSIZ, CAMBAZHANE, CAMBAZVARİ, CAMEKANSIZ, CAMLATILMA

9 Harfli Kelimeler

CAMADANLI, CAMBAZLIK, CAMEKANLI, CAMGÖBEĞİ, CAMGÜZELİ, CAMLANMAK, CAMLAŞMAK, CAMLATMAK

8 Harfli Kelimeler

CAMBULTU, CAMCILIK, CAMLAMAK, CAMLANMA, CAMLAŞMA, CAMLATMA

7 Harfli Kelimeler

CAMADAN, CAMEKAN, CAMLAMA

6 Harfli Kelimeler

CAMBAZ, CAMEVİ, CAMGÖZ, CAMLIK, CAMSIZ

5 Harfli Kelimeler

CAMCI, CAMİA, CAMİT, CAMIZ, CAMLI, CAMSI

4 Harfli Kelimeler

CAMİ

3 Harfli Kelimeler

CAM

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Cam Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A C M

3 Harfli Kelimeler

CAM

2 Harfli Kelimeler

AM, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CAMLATILMAK

  1. [nesnesiz] Cam taktırılmak
  2. Camlı çerçeve ile çerçeveletilmek
    • "Duvarda, haftalık dergilerin ilavelerinden kesilip camlatılmış en zevksiz resimler." (Oğuz Atay)
CAMEKANSIZ

  1. [sıfat] Camekânı olmayan
    • "Orada eskisi yenisine karışır sebzelerin. Camekânsız turfandacılık yapılabilir orada." (M. Fahri Oğuz)
CAMBAZHANE

Kelime Kökeni: Farsça cānbāz + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Cambazların oyunlarını gösterdikleri yer
    • "Minimini bir cambaz kızını görmek için at cambazhanesine daldı." (Osman Cemal Kaygılı)
CAMADANSIZ

  1. [sıfat] Camadanı olmayan
  2. [zarf] Camadanı olmadan
CAMBAZVARİ

Kelime Kökeni: Farsça cānbāz + vārį

  1. [sıfat] Cambaz gibi, cambaza benzer
    • "... bu yoldakiler arasında şüphe yok ki en romantik macerasını yalı komşusu bir hanıma çılgıncasına âşık olduğu bir devirde onunla buluşmak için başvurduğu cambazvari çareler teşkil ediyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
CAMLATILMA

  1. [isim] Camlatılmak işi
CAMGÖBEĞİ

  1. [isim] Yeşile çalan mavi renk
    • "Sana, bu göle dönmek istediğimi, gölün camgöbeği renginin beni çağırdığını, bunun bir kader olduğunu söyledim." (Oya Baydar)
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Camgöbeği bir ışıkla fosfor beyazı başka bir ışık, ilki uzunlamasına, ikincisi enlemesine yanıp sönebilir." (Selim İleri)
CAMGÜZELİ

  1. [isim, bitki bilimi] Evlerde süs olarak yetiştirilen, pembe, kırmızı çiçekler açan bir tür kına çiçeği (Impatiens sultanı)
    • "Fatma evi terk etmeden önce teneke kutuya dikerek pencere önüne koyduğu camgüzelinin bir sabah sessizce açtığını gördü." (Mustafa Kutlu)
CAMLATMAK

  1. [-e, -i] Cam taktırmak
    • "Pahalı çerçevelere geçirtir, camlatır, salonlara asardı." (Refik Halit Karay)
CAMADANLI

  1. [sıfat] Camadan giymiş olan
    • "Mor camadanlı, kırmızı sırmalı cepkenli Yaver Ağa..." (Cahit Uçuk)
CAMLANMAK

  1. [nesnesiz] Cam takılmak
    • "Böyleyken o berbere gitmemin nedeni, berber aynasının yukarısında ve yanlarında duvara asılı camlanmış renkli ve basılı resimlerin olmasıydı." (Aziz Nesin)
CAMBAZLIK

  1. [isim] Cambazın işi veya mesleği; akrobatlık, akrobasi
    • "İki çocuk iskelenin parmaklıklarında cambazlık yapıyor." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Hayvan alıp satma veya yetiştirme işi
    • "Elli senedir cambazlık ettiği hâlde ancak ömründe bir defa beyaz eşek görmüştü." (Ömer Seyfettin)
  3. [mecaz] Kurnaz, hileci olma durumu
    • "Kızcağızla iki laf edene kadar yapmadığım cambazlık kalmadı." (Ahmet Ümit)
CAMEKANLI

  1. [sıfat] Camekânı olan (yer)
    • "Camekânlı bir yerde, omzuma astığım çantamla duruyorum." (Adalet Ağaoğlu)
CAMLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Cama benzer duruma gelmek
    • "Camlaşmış aynanın, insanları çirkin göstermesine içerledi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [mecaz] Duygusuz bir duruma gelmek, duygusunu yitirmek
    • "Şimdi Osmancık’a bakan, camlaşmış gözleriyle ve kenetlenmiş dudaklarıyla bakan bir tek kişi vardır." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Kemik vb. hemen kırılacak şekilde incelmek
    • "Kemikleri camlaşmış, beyni sulanmış, etleri erimiş bir ihtiyarın hâlâ istediği ölçüde egemen olması... Koca bir mahalleyi susta durdurması..." (Pınar Kür)
CAMCILIK

  1. [isim] Camcının yaptığı iş
    • "Hayatımın geri kalanını hobi olarak uğraştığım camcılıkla sürdürmeyi düşünüyorum." (Enes Baba)
  2. [argo] Evin içini pencereden gözetleme
CAMLAŞMA

  1. [isim] Camlaşmak işi
CAMLANMA

  1. [isim] Camlanmak işi
CAMLATMA

  1. [isim] Camlatmak işi
CAMBULTU

  1. [isim] Bol suda hareket eden bir cismin çıkardığı ses
    • "Cambul cumbul çaydan geçtim / Cambultusu bana değmez" (Halk türküsü)
CAMLAMAK

  1. [-i] Cam takmak
    • "Borçlarımız tükendi, oldu işte. De işine bak! Kışa pencereleri camlarız." (Adalet Ağaoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü