Başında boş olan 8 harfli 12 kelime var. Boş ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde boş olan kelimeler listesine ya da sonu boş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında boş bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BOŞBOĞAZ
-
-
[sıfat]
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan
- "O kadar boşboğaz çocuk arasında da vakayı bir sır olarak saklamak güçtü."
-
[sıfat]
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan
- BOŞALTAÇ
-
-
[isim]
Bir kabın içindeki havayı boşaltmaya yarayan araç; hava boşaltma makinesi, boşluk tulumbası
-
[isim]
Bir kabın içindeki havayı boşaltmaya yarayan araç; hava boşaltma makinesi, boşluk tulumbası
- BOŞLAŞMA
-
-
[isim]
Boşlaşmak işi
-
[isim]
Boşlaşmak işi
- BOŞNAKÇA
-
-
[isim]
Boşnakların kullandığı dil
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Boşnakların kullandığı dil
- BOŞANMAK
-
-
[-den]
Karı ve koca mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak
- "Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?"
-
Hayvan başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak; boşalmak
- "Cemşir, zincirinden boşanmış ayı hıncıyla merdiveni bir solukta indi…"
-
[nesnesiz]
Kan, su, ter, gözyaşı, yağmur vb. sıvılar aniden ve şiddetle akmaya, dökülmeye başlamak
- "Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor."
-
[nesnesiz]
Baskı altında gergin duran bir şey birden ve hızla kurtulmak
- "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı."
-
[nesnesiz]
Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak
- "Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?"
-
[ağızlardan]
Kıyafet, ruh hâli vb. şeylerden kurtulmak
- "Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı."
-
[mecaz]
Bir süre kendini tuttuktan sonra aniden ağlamaya başlamak
- "Kimseciklerin olmadığını anlayınca bir boşandı, bir boşandı ... Çoktandır, belki yirmi yıldır böyle ağlamamıştı."
-
[-den]
Karı ve koca mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak
- BOŞALTIŞ
-
-
[isim]
Boşaltmak işi
-
[isim]
Boşaltmak işi
- BOŞALTIM
-
-
[isim]
Boşaltmak işi; boşaltı
-
Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri
-
[biyoloji]
Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması; ifrağ
-
[isim]
Boşaltmak işi; boşaltı
- BOŞALMAK
-
-
[nesnesiz]
Boş duruma gelmek, içinde veya üzerinde bir şey kalmamak
-
Dışarıya akmak, dökülmek
- "Kovalar dolup dolup boşalıyor, bostan sulanıp yeşeriyor…"
-
Bir şey gevşemek, açılmak
- "Sicim gitgide boşalıyor, gemi hafif yana yatarak pupa gidiyordu."
-
Memuriyet, makam, kadro vb. açık duruma gelmek; inhilal etmek
- "Herhangi bir sefer dönüşünde şehit yeniçerilerin boşalan yerlerine devşirme oğlanlar getirilmediği takdirde Yeniçeri Ocağı bir anda kendiliğinden kalkardı."
-
Bakınız boşanmak
-
Cinsel doyuma ulaşmak
-
[mecaz]
Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak; deşarj olmak
- "Derdimle öyle dolmuş ki boşalmadan evine gidemeyecek."
-
[nesnesiz]
Boş duruma gelmek, içinde veya üzerinde bir şey kalmamak
- BOŞALTMA
-
-
[isim]
Boşaltmak işi; tahliye
- "Bir yandan hizmetçiler yemek sofrasını sökerek büyük bir salonu boşaltmaya çalışıyorlardı."
-
[isim]
Boşaltmak işi; tahliye
- BOŞLAMAK
-
-
[-i]
Serbest bırakmak, elinden koyuvermek
-
İlgi göstermemek; ihmal etmek
- "Sanayileşme furyası, tüketim yarışı içinde gözünü ihtiras bürüyen insan doğayı boşladı."
-
[-i]
Serbest bırakmak, elinden koyuvermek
- BOŞATMAK
-
-
[-den]
Boşama işini yaptırmak
- "Bir banka memurundan boşattığı kızını bana yamamayı kafasına koymuştur."
-
[-den]
Boşama işini yaptırmak
- BOŞLATMA
-
-
[isim]
Boşlatmak işi
-
[isim]
Boşlatmak işi