Sonunda be olan 6 harfli 23 kelime var. BE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde be olan kelimeler listesine ya da başında be olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAHABE

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥābe

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed'i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar; ashap, ashabıkiram
GARİBE

Kelime Kökeni: Arapça ġarībe

  1. [isim, eskimiş] Şaşılacak şey, yadırganacak şey
KİTABE

Kelime Kökeni: Arapça kitābe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yazıt
KATİBE

Kelime Kökeni: Arapça kātibe

  1. [isim, eskimiş] Kadın yazman, kadın sekreter
    • "Şu bizim delişmen küçük kâtibe mi?" (Reşat Nuri Güntekin)
KÖREBE

  1. [isim] Gözleri bağlı olan ebenin, oyuna katılan öteki çocukları yakalamaya çalıştığı çocuk oyunu
HARABE

Kelime Kökeni: Arapça ḫarābe

  1. [isim] Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı; yıkı
    • "Cadde açılmadan evvel mutabıklarının harabeleriyle henüz bir duvarı duruyordu." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Bakınız kalıntı
    • "Harabeyi dolaşırken ara sıra perişan kalabalıklara rast geliyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
FLAMBE

Kelime Kökeni: Fransızca flambé

  1. [isim] Aleve tutarak pişirme yöntemi
KULÜBE

Kelime Kökeni: Farsça kulbe

  1. [isim] Kerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev
    • "Aliş tozu dumana katarak kulübeye seğirtirken o da arkadaşlarının birini aramaya çıktı." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bir yeri beklemekle görevli kimsenin içinde bulunduğu küçük barınak
    • "Nöbetçi kulübesi."
  3. Hayvanlar için yapılmış barınak
    • "Köpek kulübesi."
  4. [mecaz] Alçak gönüllülük göstermek amacıyla "ev" anlamında kullanılan bir söz
CAZİBE

Kelime Kökeni: Arapça cāẕibe

  1. [isim] Bakınız çekicilik
    • "Ruhani bir cazibe Turhan'ı türbeye çekti." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [fizik] Bakınız çekim
    • "Bedriye, fasılasız bir sarhoşluk içinde, arzın cazibesinden kurtularak boşlukta meçhul istikametlere doğru kayan bir insan gibi yaşıyordu." (Safiye Erol)
MESABE

Kelime Kökeni: Arapça mes̱ābe

  1. [isim, eskimiş] Derece, değer, rütbe
ENGEBE

  1. [isim, coğrafya] Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü; yüzey şekilleri, arıza, avarız
HİTABE

Kelime Kökeni: Arapça ḫiṭābe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız söylev
    • "Doktor Hikmet'e yönelmiş olmakla beraber sözleri artık umumi bir hitabe şeklini alıyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
RAKİBE

Kelime Kökeni: Arapça raḳībe

  1. [isim, eskimiş] Kadın rakip
    • "Kocalarının aşkına sahip ve hâkim olmak hususundaki mübarezede kadınlar rakibelerine nispetle pek müsait olmayan bir mevkide bulunurlar." (Hüseyin Cahit Yalçın)
GÖÇEBE

  1. [sıfat] Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk); göçer, göçkün
    • "Karakaçanları, sürüleriyle dağ dağ dolaşan göçebe çobanlarıdır." (Ahmet Haşim)
  2. [hayvan bilimi] Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren (hayvan)
VECİBE

Kelime Kökeni: Arapça vecībe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız boyun borcu
ENTÜBE

Kelime Kökeni: İngilizce intubate

  1. [sıfat, tıp] Herhangi bir vücut kanalına veya boşluğuna özellikle solunum yoluna tüp yerleştirilmiş (hasta)
GALEBE

Kelime Kökeni: Arapça ġalebe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yengi
    • "Böyle giderse tamamıyla galebe ümit ettiğini haber veriyordu." (Peyami Safa)
  2. Bakınız üstünlük
    • "Abdülhak Hamit'in Kemal'e galebesi, şerrin hayra galebesi demekti." (Yahya Kemal Beyatlı)
ELİFBE

Kelime Kökeni: Arapça elif + be

  1. [isim] Bakınız elifba
    • "Elifbeyi, Amme’yi, her şeyi bir ağızdan okuyor, rakamları bir ağızdan sayıyor, bir ağızdan ilahi söylüyorduk." (Ömer Seyfettin)
RAHİBE

Kelime Kökeni: Arapça rāhibe

  1. [isim] Kadın rahip
    • "İşgali müteakip tekmil yabancı kadınları, rahibeler ve hasta bakıcılar da dâhil, alıp götürdüler." (Refik Halit Karay)
SAHİBE

Kelime Kökeni: Arapça ṣāḥibe

  1. [isim] Herhangi bir şey üzerinde mülkiyeti olan kadın
    • "Şato sahibesini ancak haftanın nihayetinde tekrar görebildim." (Nâzım Hikmet)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü