Sonunda be olan 6 harfli 23 kelime var. BE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde be olan kelimeler listesine ya da başında be olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAHABE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥābe
-
[isim, din bilimi]
Hz. Muhammed'i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar; ashap, ashabıkiram
-
[isim, din bilimi]
Hz. Muhammed'i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar; ashap, ashabıkiram
- GARİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ġarībe
-
[isim, eskimiş]
Şaşılacak şey, yadırganacak şey
-
[isim, eskimiş]
Şaşılacak şey, yadırganacak şey
- KİTABE
-
Kelime Kökeni: Arapça kitābe
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yazıt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yazıt
- KATİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça kātibe
-
[isim, eskimiş]
Kadın yazman, kadın sekreter
- "Şu bizim delişmen küçük kâtibe mi?"
-
[isim, eskimiş]
Kadın yazman, kadın sekreter
- KÖREBE
-
-
[isim]
Gözleri bağlı olan ebenin, oyuna katılan öteki çocukları yakalamaya çalıştığı çocuk oyunu
-
[isim]
Gözleri bağlı olan ebenin, oyuna katılan öteki çocukları yakalamaya çalıştığı çocuk oyunu
- HARABE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫarābe
-
[isim]
Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı; yıkı
- "Cadde açılmadan evvel mutabıklarının harabeleriyle henüz bir duvarı duruyordu."
-
Bakınız kalıntı
- "Harabeyi dolaşırken ara sıra perişan kalabalıklara rast geliyoruz."
-
[isim]
Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı; yıkı
- FLAMBE
-
Kelime Kökeni: Fransızca flambé
-
[isim]
Aleve tutarak pişirme yöntemi
-
[isim]
Aleve tutarak pişirme yöntemi
- KULÜBE
-
Kelime Kökeni: Farsça kulbe
-
[isim]
Kerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev
- "Aliş tozu dumana katarak kulübeye seğirtirken o da arkadaşlarının birini aramaya çıktı."
-
Bir yeri beklemekle görevli kimsenin içinde bulunduğu küçük barınak
- "Nöbetçi kulübesi."
-
Hayvanlar için yapılmış barınak
- "Köpek kulübesi."
-
[mecaz]
Alçak gönüllülük göstermek amacıyla "ev" anlamında kullanılan bir söz
-
[isim]
Kerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev
- CAZİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça cāẕibe
- MESABE
-
Kelime Kökeni: Arapça mes̱ābe
-
[isim, eskimiş]
Derece, değer, rütbe
-
[isim, eskimiş]
Derece, değer, rütbe
- ENGEBE
-
-
[isim, coğrafya]
Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü; yüzey şekilleri, arıza, avarız
-
[isim, coğrafya]
Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü; yüzey şekilleri, arıza, avarız
- HİTABE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫiṭābe
-
[isim, eskimiş]
Bakınız söylev
- "Doktor Hikmet'e yönelmiş olmakla beraber sözleri artık umumi bir hitabe şeklini alıyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız söylev
- RAKİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça raḳībe
-
[isim, eskimiş]
Kadın rakip
- "Kocalarının aşkına sahip ve hâkim olmak hususundaki mübarezede kadınlar rakibelerine nispetle pek müsait olmayan bir mevkide bulunurlar."
-
[isim, eskimiş]
Kadın rakip
- GÖÇEBE
-
-
[sıfat]
Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk); göçer, göçkün
- "Karakaçanları, sürüleriyle dağ dağ dolaşan göçebe çobanlarıdır."
-
[hayvan bilimi]
Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren (hayvan)
-
[sıfat]
Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk); göçer, göçkün
- VECİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça vecībe
-
[isim, eskimiş]
Bakınız boyun borcu
-
[isim, eskimiş]
Bakınız boyun borcu
- ENTÜBE
-
Kelime Kökeni: İngilizce intubate
-
[sıfat, tıp]
Herhangi bir vücut kanalına veya boşluğuna özellikle solunum yoluna tüp yerleştirilmiş (hasta)
-
[sıfat, tıp]
Herhangi bir vücut kanalına veya boşluğuna özellikle solunum yoluna tüp yerleştirilmiş (hasta)
- GALEBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ġalebe
- ELİFBE
-
Kelime Kökeni: Arapça elif + be
-
[isim]
Bakınız elifba
- "Elifbeyi, Amme’yi, her şeyi bir ağızdan okuyor, rakamları bir ağızdan sayıyor, bir ağızdan ilahi söylüyorduk."
-
[isim]
Bakınız elifba
- RAHİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça rāhibe
-
[isim]
Kadın rahip
- "İşgali müteakip tekmil yabancı kadınları, rahibeler ve hasta bakıcılar da dâhil, alıp götürdüler."
-
[isim]
Kadın rahip
- SAHİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣāḥibe
-
[isim]
Herhangi bir şey üzerinde mülkiyeti olan kadın
- "Şato sahibesini ancak haftanın nihayetinde tekrar görebildim."
-
[isim]
Herhangi bir şey üzerinde mülkiyeti olan kadın