Başında be olan 6 harfli 74 kelime var. Be ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde be olan kelimeler listesine ya da sonu be ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında be bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BESİCİ

  1. [isim] Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse
BEZEME

  1. [isim] Bakınız süsleme
    • "Evet, rahlenin üzerine gelecek kaplama üzerine yahut işte hangi malzemeyle olacaksa bezeme, desen çizilmiş kâğıt, onun yüzüne vernikle yapıştırılır." (Emine Işınsu)
  2. Bakınız süs
BEDENİ

Kelime Kökeni: Arapça bedenī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız bedensel
    • "Hastaları ziyarete gider, onlara bedenî yardımda bulunurlar." (Necip Fazıl Kısakürek)
BEZGİN

  1. [sıfat] Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş
    • "Bir ara bezgin bakışlarımla karşılaşan Şeref, toparlanmak gereği duyuyor." (Ahmet Ümit)
  2. Canlılığını yitirmiş
    • "Bir aralık başımı yukarı kaldırdım ve tavandan sarkan bezgin ışığa baktım." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  3. [zarf] Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde
    • "Kafasındaki çalkantılar yüzünden kaşları bezgin çatıldı." (Lâtife Tekin)
BEŞGEN

  1. [isim, matematik] Beş kenarlı çokgen; muhammes
  2. [sıfat] Bu biçimde olan
BELLEK

  1. [isim, ruh bilimi] Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü; an (III), dağar, dağarcık, akıl, hafıza, yâd, zihin
    • "Böylelerini dinlediğimizde belleğimizde sözleri hiç mi hiç kalmaz." (Salâh Birsel)
  2. [bilişim] Bilgisayar, telefon, otomatik kumanda vb. aletlerde programları ve verileri barındıran ortam
  3. Bakınız kafa
BERBER

Kelime Kökeni: İtalyanca berbiere

  1. [isim] Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse; erkek berberi, perukar
  2. Bu işin yapıldığı dükkân; erkek berberi, perukar
    • "Çarşıya yakın büyük caddedeki berberlerden birine gidecekti." (Yusuf Atılgan)
BELLEM

  1. [isim] Bellemek yetisi
BERBAT

Kelime Kökeni: Farsça berbād

  1. [sıfat] Bakınız kötü
    • "Eskisinden daha berbat, iyileşmek ne gezer." (Mehmet Akif Ersoy)
  2. Bakımsız, perişan bir biçimde olan
    • "Yol berbat, toz toprak üstümüze savruluyor." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Çirkin, beğenilmeyen
    • "Sanatta politika ne kadar berbatsa politikada sanat da o kadar iğrenç olur." (Burhan Felek)
  4. Darmadağın, bakımsız, perişan, viran
    • "Berbat bir han odası." (Yusuf Ziya Ortaç)
BEYGİR

Kelime Kökeni: Farsça bārgīr

  1. [isim] Bakınız at
  2. Sadece yük taşımakta veya araba çekmekte kullanılan at
    • "Paçaları sıvadı, bir beygir kiralayıp köy köy dolaştı." (Ercüment Ekrem Talu)
  3. [spor] Bakınız atlama beygiri
BEZZAZ

Kelime Kökeni: Arapça bezzāz

  1. [isim, eskimiş] Bakınız manifaturacı
BERRAK

Kelime Kökeni: Arapça berrāḳ

  1. [sıfat] Bulanık, kirli olmayan
    • "Bu sabah hava berrak / Bu sabah her şey billurdan gibi" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. Bakınız duru
    • "Hiçbir yerde buradakinden daha saf ve berrak sulara tesadüf etmedim." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  3. Pürüzsüz, kulağa hoş gelen (ses)
    • "Yine şarkı söylüyordu ama sesi, o temiz, berrak ses değildi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [mecaz] Açık seçik, net olan
    • "Bu komite, hususi menfaat ve alakaları olmayanlar ve bir millete has olan berrak görüşle, Osmanlı İmparatorluğu’nda fiilî surette hüküm süren hâl ve şartları tetkikten geçirmelidir." (Ali Fuat Cebesoy)
BEZELİ

  1. [sıfat] Bezesi olan
BELEŞE

  1. [zarf] Bakınız bedava
BEHİŞT

Kelime Kökeni: Farsça behişt

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız cennet
BELKİM

  1. [zarf] Bakınız belki
BERİKİ

  1. [sıfat] Beride olan
    • "Beriki ev."
  2. [zamir] Beride olan şey veya kimse; berikisi
    • "Fakat berikiler onu işitmemiş gibi masaya oturdular." (Peyami Safa)
BETİLİ

  1. [sıfat] Bakınız figüratif
BEYNEN

Kelime Kökeni: Türkçe beyin + Arapça -en

  1. [zarf] Beyince, beyin bakımından
    • "Fakat mücadeleyi kazanacağına kalben ve beynen tamamen inanmış durumdaki Enver Paşa Togan'ın uyarılarını pek de dikkate almadı."
BEYDAĞ

  1. [isim] İzmir iline bağlı ilçelerden biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü