Başında be olan 6 harfli 74 kelime var. Be ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde be olan kelimeler listesine ya da sonu be ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında be bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BESİCİ
-
-
[isim]
Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse
-
[isim]
Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse
- BEZEME
-
- BEDENİ
-
Kelime Kökeni: Arapça bedenī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bedensel
- "Hastaları ziyarete gider, onlara bedenî yardımda bulunurlar."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bedensel
- BEZGİN
-
-
[sıfat]
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş
- "Bir ara bezgin bakışlarımla karşılaşan Şeref, toparlanmak gereği duyuyor."
-
Canlılığını yitirmiş
- "Bir aralık başımı yukarı kaldırdım ve tavandan sarkan bezgin ışığa baktım."
-
[zarf]
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde
- "Kafasındaki çalkantılar yüzünden kaşları bezgin çatıldı."
-
[sıfat]
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş
- BEŞGEN
-
-
[isim, matematik]
Beş kenarlı çokgen; muhammes
-
[sıfat]
Bu biçimde olan
-
[isim, matematik]
Beş kenarlı çokgen; muhammes
- BELLEK
-
-
[isim, ruh bilimi]
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü; an (III), dağar, dağarcık, akıl, hafıza, yâd, zihin
- "Böylelerini dinlediğimizde belleğimizde sözleri hiç mi hiç kalmaz."
-
[bilişim]
Bilgisayar, telefon, otomatik kumanda vb. aletlerde programları ve verileri barındıran ortam
-
Bakınız kafa
-
[isim, ruh bilimi]
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü; an (III), dağar, dağarcık, akıl, hafıza, yâd, zihin
- BERBER
-
Kelime Kökeni: İtalyanca berbiere
-
[isim]
Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse; erkek berberi, perukar
-
Bu işin yapıldığı dükkân; erkek berberi, perukar
- "Çarşıya yakın büyük caddedeki berberlerden birine gidecekti."
-
[isim]
Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse; erkek berberi, perukar
- BELLEM
-
-
[isim]
Bellemek yetisi
-
[isim]
Bellemek yetisi
- BERBAT
-
Kelime Kökeni: Farsça berbād
-
[sıfat]
Bakınız kötü
- "Eskisinden daha berbat, iyileşmek ne gezer."
-
Bakımsız, perişan bir biçimde olan
- "Yol berbat, toz toprak üstümüze savruluyor."
-
Çirkin, beğenilmeyen
- "Sanatta politika ne kadar berbatsa politikada sanat da o kadar iğrenç olur."
-
Darmadağın, bakımsız, perişan, viran
- "Berbat bir han odası."
-
[sıfat]
Bakınız kötü
- BEYGİR
-
Kelime Kökeni: Farsça bārgīr
-
[isim]
Bakınız at
-
Sadece yük taşımakta veya araba çekmekte kullanılan at
- "Paçaları sıvadı, bir beygir kiralayıp köy köy dolaştı."
-
[spor]
Bakınız atlama beygiri
-
[isim]
Bakınız at
- BEZZAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça bezzāz
-
[isim, eskimiş]
Bakınız manifaturacı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız manifaturacı
- BERRAK
-
Kelime Kökeni: Arapça berrāḳ
-
[sıfat]
Bulanık, kirli olmayan
- "Bu sabah hava berrak / Bu sabah her şey billurdan gibi"
-
Bakınız duru
- "Hiçbir yerde buradakinden daha saf ve berrak sulara tesadüf etmedim."
-
Pürüzsüz, kulağa hoş gelen (ses)
- "Yine şarkı söylüyordu ama sesi, o temiz, berrak ses değildi."
-
[mecaz]
Açık seçik, net olan
- "Bu komite, hususi menfaat ve alakaları olmayanlar ve bir millete has olan berrak görüşle, Osmanlı İmparatorluğu’nda fiilî surette hüküm süren hâl ve şartları tetkikten geçirmelidir."
-
[sıfat]
Bulanık, kirli olmayan
- BEZELİ
-
-
[sıfat]
Bezesi olan
-
[sıfat]
Bezesi olan
- BELEŞE
-
-
[zarf]
Bakınız bedava
-
[zarf]
Bakınız bedava
- BEHİŞT
-
Kelime Kökeni: Farsça behişt
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız cennet
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız cennet
- BELKİM
-
-
[zarf]
Bakınız belki
-
[zarf]
Bakınız belki
- BERİKİ
-
-
[sıfat]
Beride olan
- "Beriki ev."
-
[zamir]
Beride olan şey veya kimse; berikisi
- "Fakat berikiler onu işitmemiş gibi masaya oturdular."
-
[sıfat]
Beride olan
- BETİLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız figüratif
-
[sıfat]
Bakınız figüratif
- BEYNEN
-
Kelime Kökeni: Türkçe beyin + Arapça -en
-
[zarf]
Beyince, beyin bakımından
- "Fakat mücadeleyi kazanacağına kalben ve beynen tamamen inanmış durumdaki Enver Paşa Togan'ın uyarılarını pek de dikkate almadı."
-
[zarf]
Beyince, beyin bakımından
- BEYDAĞ
-
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri