Başında be olan 5 harfli 70 kelime var. Be ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde be olan kelimeler listesine ya da sonu be ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında be bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BEKAR

Kelime Kökeni: Fransızca bécarre

  1. [isim, müzik] Bir sesi yarım ton kalınlaştıran işaret
  2. Bemol almış olan ses
BEKAS

Kelime Kökeni: Fransızca bécasse

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız çulluk
BEDEN

Kelime Kökeni: Arapça beden

  1. [isim] İnsan ve hayvan vücudunda baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm; gövde
    • "Yemen halkı yaz günlerinde bedenlerini serinletmek için kabuğu kaynatıp içerler." (Salâh Birsel)
  2. Giysilerde ölçü
  3. Kale duvarı
BEBEK

  1. [isim] Meme emen veya kucakta gezdirilme yaşlarında olan çocuk; bebe
  2. Plastik, tahta, bez vb.nden yapılan insan biçiminde oyuncak
    • "Yarın seni bonmarşeye götüreceğim, beğendiğin bebeği alacağım." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bakınız göz bebeği
    • "Uzun kirpikli gözleri sık sık açılıp kapanıyor, bebekleri daima hareket ediyordu." (Peyami Safa)
  4. [ünlem] Sevgi bildiren bir seslenme sözü
  5. [mecaz] Çocukça davranışları olan kimse
BEMOL

Kelime Kökeni: Fransızca bémol

  1. [isim, müzik] Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti
  2. Yarım ton kalınlaştırılmış ses
    • "Si bemol."
BEDEL

Kelime Kökeni: Arapça bedel

  1. [isim] Bakınız fiyat
  2. Bir şeyin yerini tutabilen başka bir şey
    • "Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var." (Aka Gündüz)
  3. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse
  4. [sıfat, mecaz] Bakınız denk (II)
    • "Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki bütün bir hayata bedeldir." (Refik Halit Karay)
  5. [askerlik] Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para
    • "Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. [ağızlardan] Bir ücret karşılığında çalışan kimse
  7. [zarf] Karşılık olarak
BEZEK

  1. [isim] Bakınız süs
  2. Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri
BETİM

  1. [isim] Betimlemek işi
  2. [edebiyat] Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı; tasvir
BEZEN

  1. [isim] Bakınız süs
BETON

Kelime Kökeni: Fransızca béton

  1. [isim] Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi
  2. Bu malzemeden yapılmış
    • "Nihayet bu bahsettiğimiz beton evin önüne geliyor ve duruyoruz." (Esat Mahmut Karakurt)
BETİK

  1. [isim] Bakınız kitap
    • "Kanılarımız, rengimiz, görüşümüz betikte belirecek." (Haldun Taner)
BENCİ

  1. [sıfat] Kendini beğenen, kendini her konuda üstün gören; hodpesent, megaloman
    • "Görülüyor ki Yunus’un terk edilmesini öğütlediği dünya, insanları aldatan, benci, benlikçi yapan, gerçeğe ulaştırmayan dünyadır..." (Abdülbaki Gölpınarlı)
BEDÜK

  1. [isim, ağızlardan] Çam sakızı
BENLİ

  1. [sıfat] Ben (I) bulunan
    • "Tılsımı çözmek için kadının sırtı benli olmalı imiş." (Sait Faik Abasıyanık)
BERAT

Kelime Kökeni: Arapça berāt

  1. [isim] Bakınız buluş belgesi
  2. [tarih] Osmanlı Devleti'nde bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu
BEZCİ

  1. [isim] Bez üreten veya alıp satan kimse
    • "Bezci kadın daha Raziye’nin huzuruna girdiği zaman ‘Kadın bizim çulhamız vardır. Bize lazım olan bezleri ona dokuturuz.’ diye çerçiye yüz vermemeye davrandıysa da bezci kadın mektubu gösterip..." (Ahmet Midhat Efendi)
BEYTİ

Kelime Kökeni: Arapça

  1. [isim] Bakınız beyti kebabı
BENEK

  1. [isim] Herhangi bir şey üzerindeki ben gibi ufak şekil
    • "Burunlar koyu renkte beneklerle kaplıdır." (Salâh Birsel)
  2. [gök bilimi] Güneş lekeleri çevresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm; fakül
BEDİİ

Kelime Kökeni: Arapça bedīʿī

  1. [sıfat, eskimiş] Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen
    • "En zengin, en bedii sokaklarımıza pis diyoruz." (Ömer Seyfettin)
  2. [isim, felsefe] Bakınız estetik
BEGÜM

  1. [isim] Hint prenseslerine verilen ünvan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü