Başında be olan 5 harfli 70 kelime var. Be ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde be olan kelimeler listesine ya da sonu be ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında be bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BEKAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca bécarre
-
[isim, müzik]
Bir sesi yarım ton kalınlaştıran işaret
-
Bemol almış olan ses
-
[isim, müzik]
Bir sesi yarım ton kalınlaştıran işaret
- BEKAS
-
Kelime Kökeni: Fransızca bécasse
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız çulluk
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız çulluk
- BEDEN
-
Kelime Kökeni: Arapça beden
-
[isim]
İnsan ve hayvan vücudunda baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm; gövde
- "Yemen halkı yaz günlerinde bedenlerini serinletmek için kabuğu kaynatıp içerler."
-
Giysilerde ölçü
-
Kale duvarı
-
[isim]
İnsan ve hayvan vücudunda baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm; gövde
- BEBEK
-
-
[isim]
Meme emen veya kucakta gezdirilme yaşlarında olan çocuk; bebe
-
Plastik, tahta, bez vb.nden yapılan insan biçiminde oyuncak
- "Yarın seni bonmarşeye götüreceğim, beğendiğin bebeği alacağım."
-
Bakınız göz bebeği
- "Uzun kirpikli gözleri sık sık açılıp kapanıyor, bebekleri daima hareket ediyordu."
-
[ünlem]
Sevgi bildiren bir seslenme sözü
-
[mecaz]
Çocukça davranışları olan kimse
-
[isim]
Meme emen veya kucakta gezdirilme yaşlarında olan çocuk; bebe
- BEMOL
-
Kelime Kökeni: Fransızca bémol
-
[isim, müzik]
Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti
-
Yarım ton kalınlaştırılmış ses
- "Si bemol."
-
[isim, müzik]
Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti
- BEDEL
-
Kelime Kökeni: Arapça bedel
-
[isim]
Bakınız fiyat
-
Bir şeyin yerini tutabilen başka bir şey
- "Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var."
-
Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız denk (II)
- "Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki bütün bir hayata bedeldir."
-
[askerlik]
Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para
- "Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti."
-
[ağızlardan]
Bir ücret karşılığında çalışan kimse
-
[zarf]
Karşılık olarak
-
[isim]
Bakınız fiyat
- BEZEK
-
-
[isim]
Bakınız süs
-
Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri
-
[isim]
Bakınız süs
- BETİM
-
-
[isim]
Betimlemek işi
-
[edebiyat]
Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı; tasvir
-
[isim]
Betimlemek işi
- BEZEN
-
-
[isim]
Bakınız süs
-
[isim]
Bakınız süs
- BETON
-
Kelime Kökeni: Fransızca béton
-
[isim]
Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi
-
Bu malzemeden yapılmış
- "Nihayet bu bahsettiğimiz beton evin önüne geliyor ve duruyoruz."
-
[isim]
Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi
- BETİK
-
-
[isim]
Bakınız kitap
- "Kanılarımız, rengimiz, görüşümüz betikte belirecek."
-
[isim]
Bakınız kitap
- BENCİ
-
-
[sıfat]
Kendini beğenen, kendini her konuda üstün gören; hodpesent, megaloman
- "Görülüyor ki Yunus’un terk edilmesini öğütlediği dünya, insanları aldatan, benci, benlikçi yapan, gerçeğe ulaştırmayan dünyadır..."
-
[sıfat]
Kendini beğenen, kendini her konuda üstün gören; hodpesent, megaloman
- BEDÜK
-
-
[isim, ağızlardan]
Çam sakızı
-
[isim, ağızlardan]
Çam sakızı
- BENLİ
-
-
[sıfat]
Ben (I) bulunan
- "Tılsımı çözmek için kadının sırtı benli olmalı imiş."
-
[sıfat]
Ben (I) bulunan
- BERAT
-
Kelime Kökeni: Arapça berāt
-
[isim]
Bakınız buluş belgesi
-
[tarih]
Osmanlı Devleti'nde bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu
-
[isim]
Bakınız buluş belgesi
- BEZCİ
-
-
[isim]
Bez üreten veya alıp satan kimse
- "Bezci kadın daha Raziye’nin huzuruna girdiği zaman ‘Kadın bizim çulhamız vardır. Bize lazım olan bezleri ona dokuturuz.’ diye çerçiye yüz vermemeye davrandıysa da bezci kadın mektubu gösterip..."
-
[isim]
Bez üreten veya alıp satan kimse
- BEYTİ
-
Kelime Kökeni: Arapça
-
[isim]
Bakınız beyti kebabı
-
[isim]
Bakınız beyti kebabı
- BENEK
-
-
[isim]
Herhangi bir şey üzerindeki ben gibi ufak şekil
- "Burunlar koyu renkte beneklerle kaplıdır."
-
[gök bilimi]
Güneş lekeleri çevresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm; fakül
-
[isim]
Herhangi bir şey üzerindeki ben gibi ufak şekil
- BEDİİ
-
Kelime Kökeni: Arapça bedīʿī
-
[sıfat, eskimiş]
Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen
- "En zengin, en bedii sokaklarımıza pis diyoruz."
-
[isim, felsefe]
Bakınız estetik
-
[sıfat, eskimiş]
Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen
- BEGÜM
-
-
[isim]
Hint prenseslerine verilen ünvan
-
[isim]
Hint prenseslerine verilen ünvan