Başında b olan 5 harfli 391 kelime var. B harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde b harfi olan kelimeler listesine ya da sonu b harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında b bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BOKLU

  1. [sıfat] Boku olan
    • "Bütün bir ay el kapısında el çocuğunun boklu çamaşırını yıkayarak kazandığı on lirayı asker kardeşine yolluyordu." (Reşat Enis Aygen)
  2. [mecaz] Zorluklarla, kötülüklerle dolu olan
    • "Tuttuk birbirimizin elinden, Çatak köyünün yaylalarını aşıverdik! İki el bir baş için değil mi şu boklu dünyada?" (Fakir Baykurt)
BUGÜN

  1. [isim] İçinde bulunulan gün
    • "Yarın bugünden o kadar da farklı olmayacak." (Elif Şafak)
  2. İçinde bulunulan çağ, zaman
    • "Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler." (Nâzım Hikmet)
  3. [zarf] İçinde bulunulan gün içinde
    • "Dün hastanedeydik, bugün işimizin başındayız." (Ahmet Ümit)
BODUR

  1. [sıfat] Enine göre boyu kısa ve tıknaz
    • "Bir av arıyormuş gibi tereddütlü adımlarla bodur böğürtlen dallarını hışırdatarak şoseye indi." (Ömer Seyfettin)
BİLYE

Kelime Kökeni: İtalyanca biglia

  1. [isim] Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne; misket (II), cıncık, zıpzıp
    • "Taş oyunları kümesine gülle ya da bilye, boncuk, düğme, çekirdek, ceviz, fındık gibi gereçlerle yapılan oyunları da alabiliriz." (Metin And)
  2. Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak
BUĞUZ

Kelime Kökeni: Arapça buġż

  1. [isim, eskimiş] Kin besleme, nefret etme
BUYOT

Kelime Kökeni: Fransızca bouillotte

  1. [isim] Genellikle hastalık anında kullanılan sıcak su torbası
BENİZ

  1. [isim] Bakınız yüz (II)
    • "Yirmi yedi yaşlarında, ağır ve sükûti benzi uçuk, yüzü kuru fakat kaşlarının inceliği, gözlerinin derin ve ruhani bakışı, burnunun ağzı ve çenesiyle nispeti güzel, başının duruşu zarif, saçları koyu siyah ve yumuşak." (Peyami Safa)
  2. Yüz rengi
BLOKE

Kelime Kökeni: Fransızca bloqué

  1. [sıfat] Kullanılması önlenmiş, el konulmuş
BİLİR

  1. [sıfat] "Anlar, sayar, yapar" anlamları ile adlarla birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz
    • "iyilikbilir."
BUYUR

  1. "buyurun!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
  2. "anlamadım, sözünüzü tekrarlayınız!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
  3. "söyleyiniz, emrediniz!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
BOYLU

  1. [sıfat] Boyu olan
    • "Küçük boylu sünger isteniyorsa büyükler istenilen boyda ve biçimde kesilip kırpılır." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Boyu benzerlerinden uzun olan
    • "Sahneye birbirinden enli ve boylu dört taze birbiri ardınca girdi." (Halide Edip Adıvar)
BABAİ

  1. [isim] Babailik tarikatından olan kimse
    • "Gıyaseddin Keyhüsrev’den itibaren devlet zayıflamış, Babai isyanları baş göstermiş." (Gözde Özcanar)
BAŞLI

  1. [sıfat] Başı olan
    • "O zaman kırmızı başlı kibritler vardı ya." (Peyami Safa)
  2. Bakınız yaralı
  3. Yarım kalmış, başlandığı hâlde bitmemiş olan
    • "Matematik ödevim başlı duruyor."
BEŞLİ

  1. [sıfat] Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan; muhammes
  2. [isim] İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş
  3. Bakınız beşibirlik
  4. Bakınız ata beşibirlik
  5. [isim, edebiyat] Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume; muhammes
  6. [isim, edebiyat] Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume; muhammes
  7. [isim, müzik] Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri; kentet, kuintet
  8. [isim, müzik] Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası
BAREM

Kelime Kökeni: Fransızca barème

  1. [isim] Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge
    • "Bunların tek derdi barem basamaklarını aşarak bu mertebeye fırlayıvermekten ibarettir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bir sınıflama ve dereceleme yapabilmek için belirlenmiş olan ölçü sistemi
    • "Moda Burnu’nda denize nazır bir katı var, yakında emekli olacak, biliyorsunuz onların maaşları bilmem kaçıncı baremden ödeniyor." (Füruzan)
BULMA

  1. [isim] Bulmak işi
    • "Bu genç kadında kendisini büyüleyen şeyin ne olduğunu bulmaya uğraşıyor." (Attilâ İlhan)
BURAK

  1. [isim, din bilimi] Miraç Gecesi’nde Hz. Muhammed’i taşıdığı rivayet edilen binek
BARUT

Kelime Kökeni: Farsça bārūd

  1. [isim] Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde
    • "Dev boylu fetih askerleri, kollarının sert derilerine iğnelerle yazdırır, barutla ovdurur, dövme yaparlardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
BEBEK

  1. [isim] Meme emen veya kucakta gezdirilme yaşlarında olan çocuk; bebe
  2. Plastik, tahta, bez vb.nden yapılan insan biçiminde oyuncak
    • "Yarın seni bonmarşeye götüreceğim, beğendiğin bebeği alacağım." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bakınız göz bebeği
    • "Uzun kirpikli gözleri sık sık açılıp kapanıyor, bebekleri daima hareket ediyordu." (Peyami Safa)
  4. [ünlem] Sevgi bildiren bir seslenme sözü
  5. [mecaz] Çocukça davranışları olan kimse
BARET

Kelime Kökeni: Fransızca barrette

  1. [isim] İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık
    • "Madenciler madene inmeden hemen önce baret ve ışıklarını kimlik kartlarını bırakarak almaktadır." (Ece Ünür)
  2. Küçük takke, papaz takkesi
  3. Bir süs iğnesi türü
    • "İlk başta her ders için ay sonunda o dersin birincisine bir baret verilirdi." (Saadet Özen)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü