Başında b olan 5 harfli 391 kelime var. B harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde b harfi olan kelimeler listesine ya da sonu b harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında b bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BOKLU
-
-
[sıfat]
Boku olan
- "Bütün bir ay el kapısında el çocuğunun boklu çamaşırını yıkayarak kazandığı on lirayı asker kardeşine yolluyordu."
-
[mecaz]
Zorluklarla, kötülüklerle dolu olan
- "Tuttuk birbirimizin elinden, Çatak köyünün yaylalarını aşıverdik! İki el bir baş için değil mi şu boklu dünyada?"
-
[sıfat]
Boku olan
- BUGÜN
-
-
[isim]
İçinde bulunulan gün
- "Yarın bugünden o kadar da farklı olmayacak."
-
İçinde bulunulan çağ, zaman
- "Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler."
-
[zarf]
İçinde bulunulan gün içinde
- "Dün hastanedeydik, bugün işimizin başındayız."
-
[isim]
İçinde bulunulan gün
- BODUR
-
-
[sıfat]
Enine göre boyu kısa ve tıknaz
- "Bir av arıyormuş gibi tereddütlü adımlarla bodur böğürtlen dallarını hışırdatarak şoseye indi."
-
[sıfat]
Enine göre boyu kısa ve tıknaz
- BİLYE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca biglia
-
[isim]
Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne; misket (II), cıncık, zıpzıp
- "Taş oyunları kümesine gülle ya da bilye, boncuk, düğme, çekirdek, ceviz, fındık gibi gereçlerle yapılan oyunları da alabiliriz."
-
Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak
-
[isim]
Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne; misket (II), cıncık, zıpzıp
- BUĞUZ
-
Kelime Kökeni: Arapça buġż
-
[isim, eskimiş]
Kin besleme, nefret etme
-
[isim, eskimiş]
Kin besleme, nefret etme
- BUYOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca bouillotte
-
[isim]
Genellikle hastalık anında kullanılan sıcak su torbası
-
[isim]
Genellikle hastalık anında kullanılan sıcak su torbası
- BENİZ
-
-
[isim]
Bakınız yüz (II)
- "Yirmi yedi yaşlarında, ağır ve sükûti benzi uçuk, yüzü kuru fakat kaşlarının inceliği, gözlerinin derin ve ruhani bakışı, burnunun ağzı ve çenesiyle nispeti güzel, başının duruşu zarif, saçları koyu siyah ve yumuşak."
-
Yüz rengi
-
[isim]
Bakınız yüz (II)
- BLOKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca bloqué
-
[sıfat]
Kullanılması önlenmiş, el konulmuş
-
[sıfat]
Kullanılması önlenmiş, el konulmuş
- BİLİR
-
-
[sıfat]
"Anlar, sayar, yapar" anlamları ile adlarla birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz
- "iyilikbilir."
-
[sıfat]
"Anlar, sayar, yapar" anlamları ile adlarla birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz
- BUYUR
-
-
"buyurun!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"anlamadım, sözünüzü tekrarlayınız!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"söyleyiniz, emrediniz!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"buyurun!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- BOYLU
-
-
[sıfat]
Boyu olan
- "Küçük boylu sünger isteniyorsa büyükler istenilen boyda ve biçimde kesilip kırpılır."
-
Boyu benzerlerinden uzun olan
- "Sahneye birbirinden enli ve boylu dört taze birbiri ardınca girdi."
-
[sıfat]
Boyu olan
- BABAİ
-
-
[isim]
Babailik tarikatından olan kimse
- "Gıyaseddin Keyhüsrev’den itibaren devlet zayıflamış, Babai isyanları baş göstermiş."
-
[isim]
Babailik tarikatından olan kimse
- BAŞLI
-
-
[sıfat]
Başı olan
- "O zaman kırmızı başlı kibritler vardı ya."
-
Bakınız yaralı
-
Yarım kalmış, başlandığı hâlde bitmemiş olan
- "Matematik ödevim başlı duruyor."
-
[sıfat]
Başı olan
- BEŞLİ
-
-
[sıfat]
Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan; muhammes
-
[isim]
İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş
-
Bakınız beşibirlik
-
Bakınız ata beşibirlik
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume; muhammes
-
[isim, edebiyat]
Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume; muhammes
-
[isim, müzik]
Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri; kentet, kuintet
-
[isim, müzik]
Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası
-
[sıfat]
Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan; muhammes
- BAREM
-
Kelime Kökeni: Fransızca barème
-
[isim]
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge
- "Bunların tek derdi barem basamaklarını aşarak bu mertebeye fırlayıvermekten ibarettir."
-
Bir sınıflama ve dereceleme yapabilmek için belirlenmiş olan ölçü sistemi
- "Moda Burnu’nda denize nazır bir katı var, yakında emekli olacak, biliyorsunuz onların maaşları bilmem kaçıncı baremden ödeniyor."
-
[isim]
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge
- BULMA
-
-
[isim]
Bulmak işi
- "Bu genç kadında kendisini büyüleyen şeyin ne olduğunu bulmaya uğraşıyor."
-
[isim]
Bulmak işi
- BURAK
-
-
[isim, din bilimi]
Miraç Gecesi’nde Hz. Muhammed’i taşıdığı rivayet edilen binek
-
[isim, din bilimi]
Miraç Gecesi’nde Hz. Muhammed’i taşıdığı rivayet edilen binek
- BARUT
-
Kelime Kökeni: Farsça bārūd
-
[isim]
Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde
- "Dev boylu fetih askerleri, kollarının sert derilerine iğnelerle yazdırır, barutla ovdurur, dövme yaparlardı."
-
[isim]
Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde
- BEBEK
-
-
[isim]
Meme emen veya kucakta gezdirilme yaşlarında olan çocuk; bebe
-
Plastik, tahta, bez vb.nden yapılan insan biçiminde oyuncak
- "Yarın seni bonmarşeye götüreceğim, beğendiğin bebeği alacağım."
-
Bakınız göz bebeği
- "Uzun kirpikli gözleri sık sık açılıp kapanıyor, bebekleri daima hareket ediyordu."
-
[ünlem]
Sevgi bildiren bir seslenme sözü
-
[mecaz]
Çocukça davranışları olan kimse
-
[isim]
Meme emen veya kucakta gezdirilme yaşlarında olan çocuk; bebe
- BARET
-
Kelime Kökeni: Fransızca barrette
-
[isim]
İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık
- "Madenciler madene inmeden hemen önce baret ve ışıklarını kimlik kartlarını bırakarak almaktadır."
-
Küçük takke, papaz takkesi
-
Bir süs iğnesi türü
- "İlk başta her ders için ay sonunda o dersin birincisine bir baret verilirdi."
-
[isim]
İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık