Başında ağır olan 10 harfli 4 kelime var. Ağır ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ağır olan kelimeler listesine ya da sonu ağır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ağır bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ağır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I R Ğ

4 Harfli Kelimeler

AĞIR, AĞRI

3 Harfli Kelimeler

AĞI, ARI, IRA

2 Harfli Kelimeler

AĞ, AR, IR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AĞIRLIKSIZ

  1. [sıfat] Ağırlığı olmayan
AĞIRLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ağır duruma gelmek
    • "Önceleri tüy gibi gelen herif, yol aldıkça bir ağırlaştı, bir ağırlaştı. Ben diyeyim beş ton, siz deyin on beş ton." (Aziz Nesin)
  2. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak
  3. Gökyüzü bulutlu, karanlık, iç karartıcı bir hâl almak
    • "Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bakınız yavaşlamak
    • "Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni sararıyor, hareketleri ağırlaşıyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak
    • "Bu et yarına kalırsa ağırlaşır."
  6. Organ görevini yapamaz duruma gelmek
  7. Göz kapakları kapanmak üzere olmak
    • "Önündeki kâğıda bir iki satır yazdıktan sonra göz kapakları ağırlaşıyor, hiçbir şey düşünemez oluyordu." (Oğuz Atay)
  8. [mecaz] Artan, çoğalan
    • "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım." (Ömer Seyfettin)
  9. [mecaz] Gebe kadının doğurması yaklaşmak
    • "Haziran ayı başında Mevhibe’nin hamileliği ağırlaştı." (Gülsün Bilgehan)
  10. [mecaz] Ağırbaşlı hâle gelmek
  11. [mecaz] Bakınız güçleşmek
    • "İşte bundan dolayı da gençliğin sorunları daha da ağırlaşıyor, büyüyor." (Yaşar Kemal)
  12. [mecaz] Hasta tehlikeli duruma gelmek
    • "Pek çok insan hastalıklarının başlangıcında komşuya, eczaneye, kırık çıkıkçıya, hocaya başvurmakta, olay önlenemez hâle gelip hasta ağırlaşınca hekime gelmektedir." (Jale Baysal)
AĞIRLATMAK

  1. [-e, -i] Ağırlama işini yaptırmak
  2. Ağır olmasını sağlamak
    • "Bize daima büyük ve sarsıcı heyecanlardan, büyük kederlerden, büyük meyusluklardan sonra gelen o derin ve müdrik sükûn, o cesur soğukkanlılık mizacını birden değiştirmiş, ağırlatmıştı." (Ömer Seyfettin)
AĞIRLANMAK

  1. [nesnesiz] Ağırlama işine konu olmak
    • "Misafirler aslında bu odada ağırlanır ama biz şimdi rıhtıma çıkacağız." (Ayşe Kulin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü