Başında ağ olan 6 harfli 21 kelime var. Ağ ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ağ bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AĞALIK

  1. [isim] Ağa olma durumu
    • "Yayla şenliklerinde yer alan etkinliklerden belki de en önemlisi ağalık seçimidir." (Mehmet Özdemir)
AĞIRCA

  1. [sıfat] Oldukça ağır
    • "Biraz sonra aşağıda bir kapı açıldığı, sonra da ağırca bir şeyin devrildiği duyulur." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Kötüleşmiş (hasta)
  3. [zarf] Oldukça ağır bir biçimde
    • "Kafası çalışıyor mutlaka ama biraz ağırca çalışıyor." (Pınar Kür)
AĞDALI

  1. [sıfat] Ağda kıvamına gelmiş
  2. [mecaz] Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş)
  3. [mecaz] Bakınız karmaşık
    • "Tam bir düşünce denemezdi buna. Sakız gibi uzayan, ağdalı bir düş gibiydi bunlar." (Oktay Rifat)
AĞINMA

  1. [isim] Ağınmak işi
AĞIMLI

  1. [sıfat] Ağımı olan (ayak)
AĞLATI

  1. [isim, tiyatro] Bakınız trajedi
AĞABEY

  1. [isim] Büyük erkek kardeş; ağa, aka, ede, efe
    • "Ağabeyimiz övünmeyi çok seviyordu." (Ayla Kutlu)
  2. [ünlem] Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü
    • "Geçmiş olsun ağabey, ne oldu sana böyle?" (Osman Cemal Kaygılı)
AĞAÇLI

  1. [sıfat] Ağacı olan
    • "İki yanı ağaçlı yol ta dış kapıya kadar uzayıp gidiyordu." (Mithat Cemal Kuntay)
AĞLAMA

  1. [isim] Ağlamak işi
    • "Çocuk haykırarak ağlamaya başlamıştı." (Ayşe Kulin)
AĞRIMA

  1. [isim] Ağrımak işi
  2. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık
AĞNAMA

  1. [isim] Ağnamak işi
AĞITÇI

  1. [isim] Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse; ağlayıcı, sagucu, mersiyehan
    • "Ağıtçı ölenin ruhunu konuşturur. Onun gelmişini geçmişini dile getirir." (Adnan Binyazar)
AĞACIK

  1. [isim] Ağalara sevgiyle yaklaşıldığında söylenen bir söz
AĞDACI

  1. [isim] Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi
  2. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse
    • "Ha, bu arada senin için ağdacı da çağırdım. Dün kıyafet denerken ağda vaktinin geldiğini fark etmedim sanma, benden kaçar mı hiç?" (İrem Demirbaş)
AĞARMA

  1. [isim] Bakınız beyazlaşma
    • "Bu esnada şafak sökmeye ve gök ağarmaya başlamıştı." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
AĞARIŞ

  1. [isim] Bakınız beyazlayış
AĞAÇSI

  1. [sıfat] Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi; ağacımsı
    • "Cevizin içi gibi yeşil kabuğu ve ağaçsı yemiş kabuğu da ekonomik değere sahiptir." (Nurettin Aydın)
AĞARTI

  1. [isim] Bakınız beyazlık
    • "Şafağın ağartısıyla beraber foklar uyanıp derilerini giydikten sonra birer ikişer denize açılmışlar." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. [ağızlardan] Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler
    • "Bir evde inek varsa ağartı olur, tavuk varsa yumurtası olur diye söylenen eski bir sözümüz de vardır." (Müjgân Üçer)
AĞARIK

  1. [sıfat] Beyazlaşmış
    • "O, kış ortancalarının, küpe çiçeklerinin, yediveren güllerinin kireçle badanalanmış saksıları, ağarık yüzleriyle ışıl ışıl gülen bir annenin dişleri oldu sanki." (Ayşe Kilimci)
  2. Rengi solmuş
AĞIZLI

  1. [sıfat] Ağzı herhangi bir biçimde olan
    • "Çiçek bozuğu, büyük ağızlı, kalın dudaklı, çarpık dişli, eğri burunlu berbat bir şey!" (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü