Başında ağ olan 6 harfli 21 kelime var. Ağ ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ağ bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AĞALIK
-
-
[isim]
Ağa olma durumu
- "Yayla şenliklerinde yer alan etkinliklerden belki de en önemlisi ağalık seçimidir."
-
[isim]
Ağa olma durumu
- AĞIRCA
-
-
[sıfat]
Oldukça ağır
- "Biraz sonra aşağıda bir kapı açıldığı, sonra da ağırca bir şeyin devrildiği duyulur."
-
Kötüleşmiş (hasta)
-
[zarf]
Oldukça ağır bir biçimde
- "Kafası çalışıyor mutlaka ama biraz ağırca çalışıyor."
-
[sıfat]
Oldukça ağır
- AĞDALI
-
-
[sıfat]
Ağda kıvamına gelmiş
-
[mecaz]
Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş)
-
[mecaz]
Bakınız karmaşık
- "Tam bir düşünce denemezdi buna. Sakız gibi uzayan, ağdalı bir düş gibiydi bunlar."
-
[sıfat]
Ağda kıvamına gelmiş
- AĞINMA
-
-
[isim]
Ağınmak işi
-
[isim]
Ağınmak işi
- AĞIMLI
-
-
[sıfat]
Ağımı olan (ayak)
-
[sıfat]
Ağımı olan (ayak)
- AĞLATI
-
-
[isim, tiyatro]
Bakınız trajedi
-
[isim, tiyatro]
Bakınız trajedi
- AĞABEY
-
-
[isim]
Büyük erkek kardeş; ağa, aka, ede, efe
- "Ağabeyimiz övünmeyi çok seviyordu."
-
[ünlem]
Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü
- "Geçmiş olsun ağabey, ne oldu sana böyle?"
-
[isim]
Büyük erkek kardeş; ağa, aka, ede, efe
- AĞAÇLI
-
-
[sıfat]
Ağacı olan
- "İki yanı ağaçlı yol ta dış kapıya kadar uzayıp gidiyordu."
-
[sıfat]
Ağacı olan
- AĞLAMA
-
-
[isim]
Ağlamak işi
- "Çocuk haykırarak ağlamaya başlamıştı."
-
[isim]
Ağlamak işi
- AĞRIMA
-
-
[isim]
Ağrımak işi
-
Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık
-
[isim]
Ağrımak işi
- AĞNAMA
-
-
[isim]
Ağnamak işi
-
[isim]
Ağnamak işi
- AĞITÇI
-
-
[isim]
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse; ağlayıcı, sagucu, mersiyehan
- "Ağıtçı ölenin ruhunu konuşturur. Onun gelmişini geçmişini dile getirir."
-
[isim]
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse; ağlayıcı, sagucu, mersiyehan
- AĞACIK
-
-
[isim]
Ağalara sevgiyle yaklaşıldığında söylenen bir söz
-
[isim]
Ağalara sevgiyle yaklaşıldığında söylenen bir söz
- AĞDACI
-
-
[isim]
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi
-
Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse
- "Ha, bu arada senin için ağdacı da çağırdım. Dün kıyafet denerken ağda vaktinin geldiğini fark etmedim sanma, benden kaçar mı hiç?"
-
[isim]
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi
- AĞARMA
-
-
[isim]
Bakınız beyazlaşma
- "Bu esnada şafak sökmeye ve gök ağarmaya başlamıştı."
-
[isim]
Bakınız beyazlaşma
- AĞARIŞ
-
-
[isim]
Bakınız beyazlayış
-
[isim]
Bakınız beyazlayış
- AĞAÇSI
-
-
[sıfat]
Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi; ağacımsı
- "Cevizin içi gibi yeşil kabuğu ve ağaçsı yemiş kabuğu da ekonomik değere sahiptir."
-
[sıfat]
Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi; ağacımsı
- AĞARTI
-
-
[isim]
Bakınız beyazlık
- "Şafağın ağartısıyla beraber foklar uyanıp derilerini giydikten sonra birer ikişer denize açılmışlar."
-
[ağızlardan]
Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler
- "Bir evde inek varsa ağartı olur, tavuk varsa yumurtası olur diye söylenen eski bir sözümüz de vardır."
-
[isim]
Bakınız beyazlık
- AĞARIK
-
-
[sıfat]
Beyazlaşmış
- "O, kış ortancalarının, küpe çiçeklerinin, yediveren güllerinin kireçle badanalanmış saksıları, ağarık yüzleriyle ışıl ışıl gülen bir annenin dişleri oldu sanki."
-
Rengi solmuş
-
[sıfat]
Beyazlaşmış
- AĞIZLI
-
-
[sıfat]
Ağzı herhangi bir biçimde olan
- "Çiçek bozuğu, büyük ağızlı, kalın dudaklı, çarpık dişli, eğri burunlu berbat bir şey!"
-
[sıfat]
Ağzı herhangi bir biçimde olan