Başında ağ olan 10 harfli 19 kelime var. Ağ ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ağ bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AĞDALAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ağda durumuna gelmek
  2. Ağda kıvamına gelmek
    • "Reçel ağdalaştı."
  3. [mecaz] Sohbet derinleşmek, tam tadına varılır durum almak
AĞAÇLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ağaç durumuna gelmek
AĞARABİLME

  1. [isim] Bakınız beyazlayabilme
AĞIZSIZLIK

  1. [isim] Ağızsız olma durumu
AĞAÇKÜPESİ

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız hatmi
AĞARIVERME

  1. [isim] Ağarıvermek durumu
AĞABABALIK

  1. [isim] Ağababa olma durumu
AĞIRLIKSIZ

  1. [sıfat] Ağırlığı olmayan
AĞDALANMAK

  1. [nesnesiz] Ağda durumuna gelmek
    • "Bunların ağdalanır maç maç öterken sakızı." (Mehmet Akif Ersoy)
  2. Ağda kıvamına gelmek
  3. Ağda bulaşmak
AĞRISIZLIK

  1. [isim] Ağrısız olma durumu
AĞAÇSIZLIK

  1. [isim] Ağaçsız olma durumu
    • "... ağaçsızlık ne demektir bilir misiniz; kuraklık demektir, bir. Aşırı yağmur demektir, iki. Sel baskını demektir, üç." (Ahmet Muhip Dıranas)
AĞIRLATMAK

  1. [-e, -i] Ağırlama işini yaptırmak
  2. Ağır olmasını sağlamak
    • "Bize daima büyük ve sarsıcı heyecanlardan, büyük kederlerden, büyük meyusluklardan sonra gelen o derin ve müdrik sükûn, o cesur soğukkanlılık mizacını birden değiştirmiş, ağırlatmıştı." (Ömer Seyfettin)
AĞIRLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ağır duruma gelmek
    • "Önceleri tüy gibi gelen herif, yol aldıkça bir ağırlaştı, bir ağırlaştı. Ben diyeyim beş ton, siz deyin on beş ton." (Aziz Nesin)
  2. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak
  3. Gökyüzü bulutlu, karanlık, iç karartıcı bir hâl almak
    • "Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bakınız yavaşlamak
    • "Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni sararıyor, hareketleri ağırlaşıyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak
    • "Bu et yarına kalırsa ağırlaşır."
  6. Organ görevini yapamaz duruma gelmek
  7. Göz kapakları kapanmak üzere olmak
    • "Önündeki kâğıda bir iki satır yazdıktan sonra göz kapakları ağırlaşıyor, hiçbir şey düşünemez oluyordu." (Oğuz Atay)
  8. [mecaz] Artan, çoğalan
    • "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım." (Ömer Seyfettin)
  9. [mecaz] Gebe kadının doğurması yaklaşmak
    • "Haziran ayı başında Mevhibe’nin hamileliği ağırlaştı." (Gülsün Bilgehan)
  10. [mecaz] Ağırbaşlı hâle gelmek
  11. [mecaz] Bakınız güçleşmek
    • "İşte bundan dolayı da gençliğin sorunları daha da ağırlaşıyor, büyüyor." (Yaşar Kemal)
  12. [mecaz] Hasta tehlikeli duruma gelmek
    • "Pek çok insan hastalıklarının başlangıcında komşuya, eczaneye, kırık çıkıkçıya, hocaya başvurmakta, olay önlenemez hâle gelip hasta ağırlaşınca hekime gelmektedir." (Jale Baysal)
AĞILLANMAK

  1. [nesnesiz] Toplanıp bir arada durmak
  2. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak; halelenmek
AĞIZLAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, anatomi] İki kan damarı birbiri içine açılmak
AĞLAMAKLIK

  1. [isim] Ağlamaklı olma durumu
AĞAÇLANMAK

  1. [nesnesiz] Ağaçlı duruma gelmek
    • "Şahsen meşhur olacağıma yani koyun sürüsüyle iç içe yaşayacağıma ağaçlanan bir fundalıkta ölmeyi yeğlerim."
AĞIRLANMAK

  1. [nesnesiz] Ağırlama işine konu olmak
    • "Misafirler aslında bu odada ağırlanır ama biz şimdi rıhtıma çıkacağız." (Ayşe Kulin)
AĞARTILMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız beyazlatılmak
    • "Ruhum oğlumun ağartılmış keten ipliğiyle bizim tezgâhlarımızda dokunan gömleğinin üzerine astarı ipekten, siyah bir yelek giydirdim." (Sevinç Çokum)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü