Başında ağ olan 10 harfli 19 kelime var. Ağ ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ağ bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AĞDALAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağda durumuna gelmek
-
Ağda kıvamına gelmek
- "Reçel ağdalaştı."
-
[mecaz]
Sohbet derinleşmek, tam tadına varılır durum almak
-
[nesnesiz]
Ağda durumuna gelmek
- AĞAÇLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağaç durumuna gelmek
-
[nesnesiz]
Ağaç durumuna gelmek
- AĞARABİLME
-
-
[isim]
Bakınız beyazlayabilme
-
[isim]
Bakınız beyazlayabilme
- AĞIZSIZLIK
-
-
[isim]
Ağızsız olma durumu
-
[isim]
Ağızsız olma durumu
- AĞAÇKÜPESİ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız hatmi
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız hatmi
- AĞARIVERME
-
-
[isim]
Ağarıvermek durumu
-
[isim]
Ağarıvermek durumu
- AĞABABALIK
-
-
[isim]
Ağababa olma durumu
-
[isim]
Ağababa olma durumu
- AĞIRLIKSIZ
-
-
[sıfat]
Ağırlığı olmayan
-
[sıfat]
Ağırlığı olmayan
- AĞDALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağda durumuna gelmek
- "Bunların ağdalanır maç maç öterken sakızı."
-
Ağda kıvamına gelmek
-
Ağda bulaşmak
-
[nesnesiz]
Ağda durumuna gelmek
- AĞRISIZLIK
-
-
[isim]
Ağrısız olma durumu
-
[isim]
Ağrısız olma durumu
- AĞAÇSIZLIK
-
-
[isim]
Ağaçsız olma durumu
- "... ağaçsızlık ne demektir bilir misiniz; kuraklık demektir, bir. Aşırı yağmur demektir, iki. Sel baskını demektir, üç."
-
[isim]
Ağaçsız olma durumu
- AĞIRLATMAK
-
-
[-e, -i]
Ağırlama işini yaptırmak
-
Ağır olmasını sağlamak
- "Bize daima büyük ve sarsıcı heyecanlardan, büyük kederlerden, büyük meyusluklardan sonra gelen o derin ve müdrik sükûn, o cesur soğukkanlılık mizacını birden değiştirmiş, ağırlatmıştı."
-
[-e, -i]
Ağırlama işini yaptırmak
- AĞIRLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağır duruma gelmek
- "Önceleri tüy gibi gelen herif, yol aldıkça bir ağırlaştı, bir ağırlaştı. Ben diyeyim beş ton, siz deyin on beş ton."
-
Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak
-
Gökyüzü bulutlu, karanlık, iç karartıcı bir hâl almak
- "Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk."
-
Bakınız yavaşlamak
- "Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni sararıyor, hareketleri ağırlaşıyordu."
-
Yiyecek bozulmaya yüz tutmak
- "Bu et yarına kalırsa ağırlaşır."
-
Organ görevini yapamaz duruma gelmek
-
Göz kapakları kapanmak üzere olmak
- "Önündeki kâğıda bir iki satır yazdıktan sonra göz kapakları ağırlaşıyor, hiçbir şey düşünemez oluyordu."
-
[mecaz]
Artan, çoğalan
- "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."
-
[mecaz]
Gebe kadının doğurması yaklaşmak
- "Haziran ayı başında Mevhibe’nin hamileliği ağırlaştı."
-
[mecaz]
Ağırbaşlı hâle gelmek
-
[mecaz]
Bakınız güçleşmek
- "İşte bundan dolayı da gençliğin sorunları daha da ağırlaşıyor, büyüyor."
-
[mecaz]
Hasta tehlikeli duruma gelmek
- "Pek çok insan hastalıklarının başlangıcında komşuya, eczaneye, kırık çıkıkçıya, hocaya başvurmakta, olay önlenemez hâle gelip hasta ağırlaşınca hekime gelmektedir."
-
[nesnesiz]
Ağır duruma gelmek
- AĞILLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Toplanıp bir arada durmak
-
Çevresinde ağıl denen hale oluşmak; halelenmek
-
[nesnesiz]
Toplanıp bir arada durmak
- AĞIZLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, anatomi]
İki kan damarı birbiri içine açılmak
-
[nesnesiz, -le, anatomi]
İki kan damarı birbiri içine açılmak
- AĞLAMAKLIK
-
-
[isim]
Ağlamaklı olma durumu
-
[isim]
Ağlamaklı olma durumu
- AĞAÇLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağaçlı duruma gelmek
- "Şahsen meşhur olacağıma yani koyun sürüsüyle iç içe yaşayacağıma ağaçlanan bir fundalıkta ölmeyi yeğlerim."
-
[nesnesiz]
Ağaçlı duruma gelmek
- AĞIRLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağırlama işine konu olmak
- "Misafirler aslında bu odada ağırlanır ama biz şimdi rıhtıma çıkacağız."
-
[nesnesiz]
Ağırlama işine konu olmak
- AĞARTILMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız beyazlatılmak
- "Ruhum oğlumun ağartılmış keten ipliğiyle bizim tezgâhlarımızda dokunan gömleğinin üzerine astarı ipekten, siyah bir yelek giydirdim."
-
[nesnesiz]
Bakınız beyazlatılmak