Sonunda açmak olan 3 kelime var. AÇMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde açmak olan kelimeler listesine ya da başında açmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KAÇMAK, SAÇMAK
AÇMAK
Açmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
AÇMAK, ÇAKMA, KAÇMA, MAÇKA
4 Harfli Kelimeler
AÇMA, AKAÇ, AKÇA, AKMA, AMAÇ, KAÇA, KAMA, MAÇA
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, ÇAK, ÇAM, KAÇ, KAM, MAÇ
2 Harfli Kelimeler
AÇ, AK, AM, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAÇMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi ortalığa dağıtmak; dökmek
- "Oraya birikmiş sulara basarak çamurları etrafa saçtı."
-
Işık ve ısı yaymak
- "Büyümüş gözler örste dövülen kızgın demir gibi kıvılcımlar saçtı."
-
[mecaz]
Belli bir görüşü, düşünceyi yaymak
-
[-i]
Bir şeyi ortalığa dağıtmak; dökmek
- KAÇMAK
-
-
[-e]
Hızla koşup bir yere saklanmak
- "Bir tehlike sezdiğin anda hemen eve kaçarsın."
-
[nesnesiz]
Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak; firar etmek, gazlamak
- "Silahını hatta başındaki şapkasını bırakıp kaçıyor."
-
[-den]
Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak
- "Alacaklıdan kaçmak."
-
[-den]
Bakınız kaçınmak
- "Ben zahmetten kaçmam."
-
[-den]
Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak
- "Kazandan islim kaçıyor."
-
[nesnesiz]
İpi kopmak
- "Çorabım kaçtı."
-
[-e, nesnesiz]
Bakınız girmek
- "Kulağına su kaçmış."
-
Bir yana doğru kaymak
- "Odanın halısı biraz sağa kaçmış."
-
[nesnesiz]
Görünmeden gitmek; savuşmak, sıvışmak
- "Belki sirayet eder diye korkacaklar ve kaçacaklar."
-
[nesnesiz]
Hızlı koşmak
- "Biletlerini memurun elinden kaptı, kaçar gibi gişeden uzaklaştı."
-
[nesnesiz]
Yok olmak
- "Rahatı kaçmak."
- "Neşesi kaçmak."
-
Benzemek, andırmak
- "Bu mavi yeşile kaçıyor."
-
Kaçgöçe uymak
- "Gelin bir evde kayınbabasından kaçar, güveyi, baldızının yüzünü tanımazdı."
-
[-den]
Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak
-
[-i]
Rengi ağarmak
-
[-den, spor]
Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak
-
[spor]
Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak
-
[-e]
Hızla koşup bir yere saklanmak
- AÇMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek
- "Kapıyı açıp içeri giriyorum."
-
Engeli kaldırmak
- "Karla kapanan yolu açmak."
-
Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri açık duruma getirmek
- "Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı."
-
Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
-
Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak
- "Su borusunu açmak."
-
Alanını genişletmek
- "Anıtın çevresini açmak."
-
Birbirinden uzaklaştırmak
- "Kollarını açtı."
-
Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak
- "Yumağı açmak."
-
Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak
-
Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek
-
Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak
- "Biraz sakinleşmek için kalktı, bir bitki çayı hazırladı, sonra da radyoyu açtı."
-
Alışverişi başlatmak
- "Güvenoyu başarısızlığından sonra transfer piyasasını açtı."
-
Rengin koyuluğunu azaltmak
- "Bu boyayı biraz daha açmalı."
-
Yakışmak, güzel göstermek
- "Bu renk odayı açtı."
-
Ferahlık vermek
-
Geçit sağlamak
- "İki oda arasına kapı açtık."
-
Bir konu ile ilgili konuşmak
-
Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek
- "Size derdimi açmaya geldim."
-
Satranç, poker vb. oyunları başlatmak
-
[nesnesiz]
Yapmak, düzenlemek
- "Sınav açmak."
-
[nesnesiz]
Ayırmak, tahsis etmek
- "Senin için üst katta bir oda açtık."
-
Görünür duruma getirmek
- "Kollarını, göğsünü açmış."
-
[nesnesiz]
Gökyüzü bulutların dağılmasıyla aydınlanmak
- "Hava açtı."
-
[nesnesiz]
Bitki çiçekli duruma gelmek
- "Hiç kurumuş ağaç yeşerir, çiçek açar mı?"
-
[mecaz]
Sıkıntısını gidermek, içine, gönlüne ferahlık vermek
- "Burası beni açmadı, başka yere gidelim."
-
[mecaz]
Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek
- "Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu."
-
[eskimiş]
Savaşla almak
-
[tıp]
Bakınız yarmak
- "Çıbanı açmak."
-
[-i]
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek