Sonunda az olan 6 harfli 34 kelime var. AZ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde az olan kelimeler listesine ya da başında az olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAYLAZ
-
-
[sıfat]
Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan (kimse), hayta
- "Gelene geçene dilini çıkarır, edepsiz, haylaz bir çocuktu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden, yaramaz
-
[sıfat]
Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan (kimse), hayta
- KAMKAZ
-
-
[isim]
Kesme özelliğini yitirmiş, körleşmiş, keskin olmayan bıçak, orak vb. araç
-
[isim]
Kesme özelliğini yitirmiş, körleşmiş, keskin olmayan bıçak, orak vb. araç
- LAKTAZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi
-
[isim]
Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi
- ÇIKMAZ
-
-
[isim]
Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol, sokak
- "Bu apartmanın olduğu çıkmazda bir garaj, bir eski ahır, üç esrarlı ve daima kapalı depodan başka bir şey yoktur." (Halide Edip Adıvar)
- "Kıbrıs sorunu, şu ya da bu siyasal oyunla, yeniden çıkmaza girecektir." (Talât Halman)
-
[sıfat]
Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan
-
[isim]
Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol, sokak
- YILMAZ
-
-
[sıfat]
Bir işten gözü korkup vazgeçmeyen, yılmayan
-
[sıfat]
Bir işten gözü korkup vazgeçmeyen, yılmayan
- TIKNAZ
-
-
[sıfat]
Şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı, tıkız
- "O yuvarlak ve dazlak kafalı, tıknaz bir adamdı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı, tıkız
- TOMBAZ
-
-
[isim]
Irmaklarda işleyen, altı düz kayık
-
Üzerinde köprü kurulan, altı düz kayık biçiminde duba
-
[isim]
Irmaklarda işleyen, altı düz kayık
- BEZZAZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kumaş alıp satan kimse, manifaturacı
-
[isim]
Kumaş alıp satan kimse, manifaturacı
- FEYYAZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Çok verimli, gür
-
[sıfat]
Çok verimli, gür
- İLKYAZ
-
-
[isim]
İlkbahar
- "Pek seyrek bana mektup gönderiyorlar ve ilkyaza kadar burada kalacağım söyleniyor." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
İlkbahar
- KOFÇAZ
- ...
- CAMBAZ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat
- "Önüne getirilen ata bir cambaz çevikliğiyle atladı." (Ömer Seyfettin)
-
At alıp satan veya yetiştiren kimse
- "Bitişik komşumuz cambaz İbrahim -bizde at alıp satanlara cambaz derler- hacca gitti, geldi." (Memduh Şevket Esendal)
-
Usta, becerikli kimse
- "Söz cambazı."
-
Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik
-
[sıfat]
Kurnaz, hileci, hilekâr
- "O cambaz adamdır, güvenilmez."
-
[isim]
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat
- ŞAŞMAZ
-
-
[sıfat]
Değişmez ve yanılmaz nitelikte olan
- "O, gerçekte ne anlatıyorsa o anlattıklarının şaşmaz bir gözlemcisi." (Tarık Dursun K)
-
[sıfat]
Değişmez ve yanılmaz nitelikte olan
- ŞEHNAZ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Klasik Türk müziğinde bir makam adı
-
[isim]
Klasik Türk müziğinde bir makam adı
- GAMMAZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Söz getirip götüren, arkadan çekiştiren, ara bozucu, fitneci, kovcu (kimse)
-
[sıfat]
Söz getirip götüren, arkadan çekiştiren, ara bozucu, fitneci, kovcu (kimse)
- OLAMAZ
-
-
[sıfat]
Olmasını önleyecek derecede güçlü engelleri bulunan, olanaksız, gayrimümkün
- "Havada uçmak, eskiden insan için olamaz sanılırdı."
-
[ünlem]
Hayret, şaşırma bildirmek için kullanılan bir söz
-
[sıfat]
Olmasını önleyecek derecede güçlü engelleri bulunan, olanaksız, gayrimümkün
- TIRKAZ
-
-
[isim]
Kapı mandalı, sürgü
-
[isim]
Kapı mandalı, sürgü
- PERVAZ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Kapı, pencere vb. yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça
- "Pencerenin pervazına oturup tekrar gökyüzüne baktım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Giysilerin yaka, kol, etek vb. yerlerine veya kumaştan yapılmış diğer eşyaların kenarlarına geçirilmiş, dar, uzun parça
-
Cilt kapağının iç tarafına konulan deri parçası
-
Uçuş
-
[isim]
Kapı, pencere vb. yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça
- AMİLAZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim
-
[isim]
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim
- KURNAZ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz
- "Nedim kurnaz, benden iki gün evvel izin aldı." (Aka Gündüz)
-
[sıfat]
Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz