Sonunda at olan 5 harfli 99 kelime var. AT ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde at olan kelimeler listesine ya da başında at olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
At Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SUVAT
-
-
[isim]
Hayvan suvaracak yer; sıvat
-
[isim]
Hayvan suvaracak yer; sıvat
- FİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça fīʾāt
-
[isim]
Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri; bedel, eder, hediye, kemal, paha
- "Fiyatı her ne ise derhâl tediye ederim."
-
[ekonomi]
Bir mal veya hizmet için uygun görülen para karşılığı
-
[ekonomi]
Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki
- "Fiyat yükselişlerini de beş yüz mislinde durdurmayı bildi."
-
[isim]
Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri; bedel, eder, hediye, kemal, paha
- VÜSAT
-
Kelime Kökeni: Arapça vusʿat
- IRGAT
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Tarım işçisi; rençper
- "Ayakaltında bir ırgat veya başüstünde bir ana işlerinizi görür."
-
Yapı işçisi
-
[denizcilik]
Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat
- "İçlerinden bir gönüllü istedim, başüstüne gidip ırgatı çalıştıracak güçte bir adam."
-
[isim]
Tarım işçisi; rençper
- MUHAT
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥāṭ
-
[sıfat, eskimiş]
Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
-
Kitabın sırt kâğıdı ile mukavvasının arasında isteka ile bastırılarak oluşturulmuş hafif çukurluk
-
[sıfat, eskimiş]
Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
- FAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça faḳaṭ
-
[bağlaç]
Aykırılık bildirmek amacıyla başına geldiği cümleyi önceki cümleye bağlayan bir söz
- "El fenerim de çantanın üstündeymiş sözde fakat göremiyorum."
-
[bağlaç]
Aykırılık bildirmek amacıyla başına geldiği cümleyi önceki cümleye bağlayan bir söz
- VASAT
-
Kelime Kökeni: Arapça vasaṭ
-
[sıfat]
Bakınız orta
-
[sıfat]
Bakınız orta
- SEBAT
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱ebāt
-
[isim]
Sözünden veya kararlarından dönmeme; direşme
-
Bir işi sonuna değin sürdürme; direşme
-
[isim]
Sözünden veya kararlarından dönmeme; direşme
- HOZAT
-
-
[isim]
Tunceli iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Tunceli iline bağlı ilçelerden biri
- AVRAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿavret
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kadın
- "... avratlar da İnce Memed’i bir iyice soyup giyitlerini, silahlarını aldılar, onun giyitlerinin üstünde ağıt yakmaya Kınalıkoyak’a gittiler."
-
Bir erkeğin eşi, hanımı
- "Avrat geleydi de bana zehir yedireydi, demiş koca herif."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kadın
- RİCAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ricʿat
-
[isim, eskimiş]
Bakınız vazgeçme
-
[askerlik]
Gerileme, geri çekilme, geri kaçma; çekilme
- "1683'te Viyana ricati ile imparatorluk, Avrupa fetihlerini kaybetmeye başlayacaktır."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız vazgeçme
- PUSAT
-
-
[isim]
Silah, zırh vb. savaş aracı
-
Giysi veya giysilik kumaş
-
[eskimiş]
Bakınız araç gereç
-
[isim]
Silah, zırh vb. savaş aracı
- FESAT
-
Kelime Kökeni: Arapça fesād
-
[isim]
Bakınız bozukluk
- "Mide fesadı. Ahlak fesadı."
-
Karışıklık, kargaşalık, ara bozuculuk
- "Birçokları kahveleri fesat yatağı saymayı sürdürürler."
-
Bakınız hile
-
[sıfat]
Herhangi bir konuda iyimser olmayan, kötü yorumlayan (kimse)
- "Sen de ne fesat adamsın!"
-
[sıfat]
Karıştırıcı, ara bozucu (kimse)
- "Fakat gitgide içlerine uygunsuz adamlar ve türlü fesatlar karışmış."
-
[isim]
Bakınız bozukluk
- MONAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca monade
-
[isim, felsefe]
Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik
-
Leibniz'in felsefesinde artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki cevherlerin her biri
-
[isim, felsefe]
Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik
- RASAT
-
Kelime Kökeni: Arapça raṣad
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız gözlem
- "Türkler Belgrat'a yaklaştıkları zaman evvelki keşif ve rasat merkezi olmak üzere Havale kalesini inşa etmişlerdi."
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız gözlem
- SIVAT
-
-
[isim]
Bakınız suvat
-
[isim]
Bakınız suvat
- SÜRAT
-
Kelime Kökeni: Arapça surʿat
- KESAT
-
Kelime Kökeni: Arapça kesād
-
[isim]
Alışverişte durgunluk
- "Bugünlerde alışveriş de kesat."
-
Bakınız kıtlık
-
[isim]
Alışverişte durgunluk
- MEZAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mezād
-
[isim]
Açık artırma ile satış
-
Açık artırma ile satış yapılan yer
- "Bu masayı mezattan aldım."
-
[isim]
Açık artırma ile satış
- SIRAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣirāṭ
-
[isim]
Bakınız sırat köprüsü
- "Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir."
-
[eskimiş]
Bakınız yol
-
[isim]
Bakınız sırat köprüsü