Sonunda at olan 5 harfli 99 kelime var. AT ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde at olan kelimeler listesine ya da başında at olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

At Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SUVAT

  1. [isim] Hayvan suvaracak yer; sıvat
FİYAT

Kelime Kökeni: Arapça fīʾāt

  1. [isim] Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri; bedel, eder, hediye, kemal, paha
    • "Fiyatı her ne ise derhâl tediye ederim." (Nâzım Hikmet)
  2. [ekonomi] Bir mal veya hizmet için uygun görülen para karşılığı
  3. [ekonomi] Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki
    • "Fiyat yükselişlerini de beş yüz mislinde durdurmayı bildi." (Necip Fazıl Kısakürek)
VÜSAT

Kelime Kökeni: Arapça vusʿat

  1. [isim, eskimiş] Bakınız genişlik
  2. [felsefe] Bakınız uzam
IRGAT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Tarım işçisi; rençper
    • "Ayakaltında bir ırgat veya başüstünde bir ana işlerinizi görür." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Yapı işçisi
  3. [denizcilik] Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat
    • "İçlerinden bir gönüllü istedim, başüstüne gidip ırgatı çalıştıracak güçte bir adam." (Zeyyat Selimoğlu)
MUHAT

Kelime Kökeni: Arapça muḥāṭ

  1. [sıfat, eskimiş] Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
  2. Kitabın sırt kâğıdı ile mukavvasının arasında isteka ile bastırılarak oluşturulmuş hafif çukurluk
FAKAT

Kelime Kökeni: Arapça faḳaṭ

  1. [bağlaç] Aykırılık bildirmek amacıyla başına geldiği cümleyi önceki cümleye bağlayan bir söz
    • "El fenerim de çantanın üstündeymiş sözde fakat göremiyorum." (Adalet Ağaoğlu)
VASAT

Kelime Kökeni: Arapça vasaṭ

  1. [sıfat] Bakınız orta
SEBAT

Kelime Kökeni: Arapça s̱ebāt

  1. [isim] Sözünden veya kararlarından dönmeme; direşme
  2. Bir işi sonuna değin sürdürme; direşme
HOZAT

  1. [isim] Tunceli iline bağlı ilçelerden biri
AVRAT

Kelime Kökeni: Arapça ʿavret

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kadın
    • "... avratlar da İnce Memed’i bir iyice soyup giyitlerini, silahlarını aldılar, onun giyitlerinin üstünde ağıt yakmaya Kınalıkoyak’a gittiler." (Yaşar Kemal)
  2. Bir erkeğin eşi, hanımı
    • "Avrat geleydi de bana zehir yedireydi, demiş koca herif." (Kemal Tahir)
RİCAT

Kelime Kökeni: Arapça ricʿat

  1. [isim, eskimiş] Bakınız vazgeçme
  2. [askerlik] Gerileme, geri çekilme, geri kaçma; çekilme
    • "1683'te Viyana ricati ile imparatorluk, Avrupa fetihlerini kaybetmeye başlayacaktır." (Falih Rıfkı Atay)
PUSAT

  1. [isim] Silah, zırh vb. savaş aracı
  2. Giysi veya giysilik kumaş
  3. [eskimiş] Bakınız araç gereç
FESAT

Kelime Kökeni: Arapça fesād

  1. [isim] Bakınız bozukluk
    • "Mide fesadı. Ahlak fesadı."
  2. Karışıklık, kargaşalık, ara bozuculuk
    • "Birçokları kahveleri fesat yatağı saymayı sürdürürler." (Salâh Birsel)
  3. Bakınız hile
  4. [sıfat] Herhangi bir konuda iyimser olmayan, kötü yorumlayan (kimse)
    • "Sen de ne fesat adamsın!"
  5. [sıfat] Karıştırıcı, ara bozucu (kimse)
    • "Fakat gitgide içlerine uygunsuz adamlar ve türlü fesatlar karışmış." (Necip Fazıl Kısakürek)
MONAT

Kelime Kökeni: Fransızca monade

  1. [isim, felsefe] Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik
  2. Leibniz'in felsefesinde artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki cevherlerin her biri
RASAT

Kelime Kökeni: Arapça raṣad

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız gözlem
    • "Türkler Belgrat'a yaklaştıkları zaman evvelki keşif ve rasat merkezi olmak üzere Havale kalesini inşa etmişlerdi." (Falih Rıfkı Atay)
SIVAT

  1. [isim] Bakınız suvat
SÜRAT

Kelime Kökeni: Arapça surʿat

  1. [isim] Bakınız çabukluk
  2. [fizik] Alınan yolun harcanan zamana oranı
  3. Bakınız hız
KESAT

Kelime Kökeni: Arapça kesād

  1. [isim] Alışverişte durgunluk
    • "Bugünlerde alışveriş de kesat." (Nabizade Nâzım)
  2. Bakınız kıtlık
MEZAT

Kelime Kökeni: Arapça mezād

  1. [isim] Açık artırma ile satış
  2. Açık artırma ile satış yapılan yer
    • "Bu masayı mezattan aldım."
SIRAT

Kelime Kökeni: Arapça ṣirāṭ

  1. [isim] Bakınız sırat köprüsü
    • "Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir." (Yunus Emre)
  2. [eskimiş] Bakınız yol
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü