Sonunda at olan 5 harfli 99 kelime var. AT ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde at olan kelimeler listesine ya da başında at olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HALAT
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Kenevirden yapılmış çok kalın ip
-
[isim]
Kenevirden yapılmış çok kalın ip
- REKAT
- ...
- EVLAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk
- "Zengin adamlarda evlat muhabbeti daha fazla mı oluyor?" (Refik Halit Karay)
- "Çiçekleri suluyor, evlat gibi büyütüyordu." (Peyami Safa)
- "Daha yüzünü görmeden o da seni kendine evlat edindi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Soy, döl
- "Yüksek bir tahsil görmedim ama ben de efendi evladıyım." (Peyami Safa)
-
[ünlem]
Yaşlı kimselerin çocukları yaşındakilere kullandıkları bir seslenme sözü
- "Evladım, sakın kimseciklere borç etme!" (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[isim]
Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk
- İRŞAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Doğru yolu gösterme, uyarma
-
[isim]
Doğru yolu gösterme, uyarma
- VEFAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ölüm
- "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Ölüm
- POLAT
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Çelik (I)
- "Atletinin örtmediği pazıları polat gibi." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Çelik (I)
- MEMAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ölüm
- "Hayat memat meselesi."
-
[isim]
Ölüm
- HAŞAT
-
-
[sıfat]
Darmadağınık, işe yaramaz, bozuk, kötü
-
Yorgun, bitkin
-
[sıfat]
Darmadağınık, işe yaramaz, bozuk, kötü
- BALAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Orta Çağda, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü
-
Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir tür şarkı
-
Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser
- "Schubert'in balatları."
-
[isim]
Orta Çağda, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü
- İSPAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma, kanıtlama, tanıtlama, tanıt
- "Benimkinin amcama ait olduğunu ispat için şahitlerim ve vesikalarım vardır." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Yeni doğan güneş, sinirlerimi yatıştırmış, korkularımın boş olduğunu bana ispat etmiştir." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma, kanıtlama, tanıtlama, tanıt
- MASAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç
- "Kasap masadı. Aşçı masadı."
-
[isim]
Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç
- TOKAT
-
-
[isim]
İnsana el içi ile vuruş, şamar, beşkardeş
- "Sandalyeyi elinden alıp iki tokat aşk etti." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Tokadı yiyince okur, şimdi tokadı yer ama sonra bana dua eder." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
İnsana el içi ile vuruş, şamar, beşkardeş
- MAKAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kıç
-
Anüs
-
Minderli alçak sedir
- "... duvardaki çiviye lambayı asarken odanın makatına yığılır gibi oldu." (Abbas Sayar )
-
Minder yüzü, minderin üzerine yayılan kumaş
-
[isim]
Kıç
- SONAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir veya iki çalgı için yazılmış, üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri
-
[isim]
Bir veya iki çalgı için yazılmış, üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri
- AVRAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kadın
- "Avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var buğday unundan keş yapar."
-
Karı, eş
-
[isim]
Kadın
- ASKAT
-
-
[isim]
Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri
- "Metrenin askatları desimetre, santimetre ve milimetredir."
-
[isim]
Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri
- MURAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İstek, dilek
- "Enişteleri murat etseler ona iyi bir koca bulamazlar mıydı sanki?" (Reşat Nuri Güntekin)
- "Sevdalılar nihayet murada eriyorlar." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Amaç, erek, gaye
-
[isim]
İstek, dilek
- İMDAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Tehlikede olana yapılan yardım
- "İşaret görmediğim zaman vaziyetinizin imdada muhtaç olduğu anlaşılır." (Aka Gündüz)
- "Kıyafet züğürdü çıkmış kaymakamlar bile ikinci plana geçerler ve benden imdat umarlar." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Aşağı kattan gürültüyü işiterek imdadıma koşan annem evvela neye uğradığını bilememişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
- "Neyse bu işte de otelci imdadımıza yetişti." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[ünlem]
"Yetişin, kurtarın" anlamlarında bir seslenme sözü
- "Ağlıyorsun, imdat, imdat! diyorsun." (Aka Gündüz)
-
[isim]
Tehlikede olana yapılan yardım
- TİRAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça
-
Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi
- "Nina romantik bir tiradı andıran anlatışı kesti." (Refik Halit Karay)
-
Uzun ve tumturaklı konuşma
- "Hayatın insafsızlığı ile başlayan bir yakınma tiradı, sizin beceriksizliğinize dayanır." (Haldun Taner)
-
[isim]
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça
- BORAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz
-
[isim]
Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz