Sonunda anık olan 13 kelime var. ANIK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde anık olan kelimeler listesine ya da başında anık olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
BUSBULANIK
KARAYANIK
TOPLANIK
BULANIK, DOLANIK, KAPANIK, TIKANIK
UYANIK
KANIK, SANIK, TANIK, YANIK
ANIK
Anık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
AKIN, ANIK, KANI, KINA
3 Harfli Kelimeler
AKI, ANI, KAN, KIN
2 Harfli Kelimeler
AK, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BUSBULANIK
-
-
[sıfat]
Çok bulanık
- "Bulanık, busbulanık bir hava. Siyah ile kahverengi karışımından hasıl olabilecek bir renk, pis bir renk bürümüş ortalığı."
-
[sıfat]
Çok bulanık
- KARAYANIK
-
- TOPLANIK
-
-
[sıfat]
Toplanmış durumda olan
-
[sıfat]
Toplanmış durumda olan
- BULANIK
-
-
[sıfat]
Bulanmış olan, duru olmayan
- "Koltuğuna oturdu, Haliç'in bulanık sularına daldı."
-
Kapalı, puslu olan (hava)
-
Açık seçik görünmeyen, net olmayan
- "Bulanık görüntü."
-
Donuk, anlamsız, fersiz olan (bakış)
- "Dimdik oturuyor, bulanık ve ıslak gözlerle ona bakıyordu."
-
[mecaz]
Niteliği tam anlaşılmayan; bulutlu
- "İzmir-Bursa yolculuğundan dönüşümde ben böyle bulanık bir politika havası içinde bulmuştum."
-
[zarf]
Bulanmış, duru olmayan bir biçimde
- "Bir musluğu açtığınız zaman bile su, evvela bulanık gelir."
-
[sıfat]
Bulanmış olan, duru olmayan
- KAPANIK
-
-
[sıfat]
Kapanmış
-
Sisli, bulutlu olan
- "Bütün varlığı bu kapanık havada tıpkı bahçenin son gülleri gibiydi."
-
[mecaz]
İç karartıcı, ruh sıkıcı olan
- "Yağmurlardan, rutubetten içinde paslı, kapanık ve sıkıntılı bir duygu belirmişti."
-
[mecaz]
Bakınız kaçınık
-
[sıfat]
Kapanmış
- DOLANIK
-
-
[sıfat]
Birbirine dolanmış
- "Usu dolanık yumak, gönlü bileysiz bir bıçak, Ömer karanlığa sıvıştı"
-
[sıfat]
Birbirine dolanmış
- TIKANIK
-
-
[sıfat]
Tıkanmış olan
- "Her adımın bir merdiven basamağındaki boğuk ve tıkanık gürültüsü kulağında sonu gelmeyen bir akisle uzuyordu."
-
[sıfat]
Tıkanmış olan
- UYANIK
-
-
[sıfat]
Uyumamış; bidar
- "Uyuyor mu uyanık mı kestiremiyor, uykuyla uyanıklığın sınırlarını bulamıyordu."
-
Uykudan uyanmış
-
[mecaz]
Bakınız açıkgöz
- "... en az yetmiş yaşında görünen bu efendinin gözü açık, kantarı belinde, uyanık biri olduğu fıldır fıldır oynayan gözlerinden belliydi."
-
[mecaz]
Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan; sak (I), müteyakkız
- "Ayrıca son derece zeki ve uyanık bir genç kız vardı."
-
[mecaz]
Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili olan
- "Zeki ve uyanık kişilerle dostluk kadar iyi bir şey olamaz."
-
[sıfat]
Uyumamış; bidar
- SANIK
-
-
[isim, hukuk]
Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş kimse; maznun
- "Reis, salonu boşalttı ve idam kararını da sanıkların gıyabında okudu."
-
[isim, hukuk]
Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş kimse; maznun
- KANIK
-
- YANIK
-
-
[sıfat]
Yanmakta olan
- "Binada yanık lamba bırakmayın."
-
Yanmış olan
- "Yanık soğan kokulu bir buhar odayı dolduruyordu."
-
Rengi koyulaşmış
- "Kocaman hasır şapkalarının altında sarı saçları uçan, yanık iki genç kız."
-
Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş; kavruk
- "Yanık bir çocuk."
-
Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan
-
[mecaz]
Bıkkın, üzüntülü, dertli olan
-
[mecaz]
Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili olan
- "Aşk söyletir en yanık türküleri / Ay buluta girdiği gecelerde"
-
[isim]
Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz
- "Halıdaki yanığı ördürmeli."
-
[isim]
Herhangi bir ısıdan meydana gelen doku bozukluğu
-
[sıfat]
Yanmakta olan
- TANIK
-
-
[isim]
Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse; şahit
- "Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı."
-
[hukuk]
Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse; şahit
-
[isim]
Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse; şahit
- ANIK
-
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız hazır
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız hazır