Sonunda anık olan 13 kelime var. ANIK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde anık olan kelimeler listesine ya da başında anık olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

BUSBULANIK

9 Harfli Kelimeler

KARAYANIK

8 Harfli Kelimeler

TOPLANIK

7 Harfli Kelimeler

BULANIK, DOLANIK, KAPANIK, TIKANIK

6 Harfli Kelimeler

UYANIK

5 Harfli Kelimeler

KANIK, SANIK, TANIK, YANIK

4 Harfli Kelimeler

ANIK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Anık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I K N

4 Harfli Kelimeler

AKIN, ANIK, KANI, KINA

3 Harfli Kelimeler

AKI, ANI, KAN, KIN

2 Harfli Kelimeler

AK, AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BUSBULANIK

  1. [sıfat] Çok bulanık
    • "Bulanık, busbulanık bir hava. Siyah ile kahverengi karışımından hasıl olabilecek bir renk, pis bir renk bürümüş ortalığı." (Cengiz Yörük)
KARAYANIK

  1. [isim, tıp] Bakınız şarbon
  2. [ağızlardan] Bakınız çıban
    • "Vücudun herhangi bir yerinde çıban çıkarsa buna karayanık denir." (Ömer Faruk Yaldızkaya)
TOPLANIK

  1. [sıfat] Toplanmış durumda olan
BULANIK

  1. [sıfat] Bulanmış olan, duru olmayan
    • "Koltuğuna oturdu, Haliç'in bulanık sularına daldı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kapalı, puslu olan (hava)
  3. Açık seçik görünmeyen, net olmayan
    • "Bulanık görüntü."
  4. Donuk, anlamsız, fersiz olan (bakış)
    • "Dimdik oturuyor, bulanık ve ıslak gözlerle ona bakıyordu." (Peyami Safa)
  5. [mecaz] Niteliği tam anlaşılmayan; bulutlu
    • "İzmir-Bursa yolculuğundan dönüşümde ben böyle bulanık bir politika havası içinde bulmuştum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. [zarf] Bulanmış, duru olmayan bir biçimde
    • "Bir musluğu açtığınız zaman bile su, evvela bulanık gelir." (Necip Fazıl Kısakürek)
KAPANIK

  1. [sıfat] Kapanmış
  2. Sisli, bulutlu olan
    • "Bütün varlığı bu kapanık havada tıpkı bahçenin son gülleri gibiydi." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  3. [mecaz] İç karartıcı, ruh sıkıcı olan
    • "Yağmurlardan, rutubetten içinde paslı, kapanık ve sıkıntılı bir duygu belirmişti." (Halide Edip Adıvar)
  4. [mecaz] Bakınız kaçınık
DOLANIK

  1. [sıfat] Birbirine dolanmış
    • "Usu dolanık yumak, gönlü bileysiz bir bıçak, Ömer karanlığa sıvıştı" (Yüksel Pazarkaya)
TIKANIK

  1. [sıfat] Tıkanmış olan
    • "Her adımın bir merdiven basamağındaki boğuk ve tıkanık gürültüsü kulağında sonu gelmeyen bir akisle uzuyordu." (Peyami Safa)
UYANIK

  1. [sıfat] Uyumamış; bidar
    • "Uyuyor mu uyanık mı kestiremiyor, uykuyla uyanıklığın sınırlarını bulamıyordu." (Attilâ İlhan)
  2. Uykudan uyanmış
  3. [mecaz] Bakınız açıkgöz
    • "... en az yetmiş yaşında görünen bu efendinin gözü açık, kantarı belinde, uyanık biri olduğu fıldır fıldır oynayan gözlerinden belliydi." (İhsan Oktay Anar)
  4. [mecaz] Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan; sak (I), müteyakkız
    • "Ayrıca son derece zeki ve uyanık bir genç kız vardı." (Haldun Taner)
  5. [mecaz] Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili olan
    • "Zeki ve uyanık kişilerle dostluk kadar iyi bir şey olamaz." (Salâh Birsel)
SANIK

  1. [isim, hukuk] Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş kimse; maznun
    • "Reis, salonu boşalttı ve idam kararını da sanıkların gıyabında okudu." (Necip Fazıl Kısakürek)
KANIK

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız kanaatkâr
  2. Bakınız gözü tok
YANIK

  1. [sıfat] Yanmakta olan
    • "Binada yanık lamba bırakmayın."
  2. Yanmış olan
    • "Yanık soğan kokulu bir buhar odayı dolduruyordu." (Reşat Enis Aygen)
  3. Rengi koyulaşmış
    • "Kocaman hasır şapkalarının altında sarı saçları uçan, yanık iki genç kız." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş; kavruk
    • "Yanık bir çocuk."
  5. Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan
  6. [mecaz] Bıkkın, üzüntülü, dertli olan
  7. [mecaz] Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili olan
    • "Aşk söyletir en yanık türküleri / Ay buluta girdiği gecelerde" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  8. [isim] Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz
    • "Halıdaki yanığı ördürmeli."
  9. [isim] Herhangi bir ısıdan meydana gelen doku bozukluğu
TANIK

  1. [isim] Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse; şahit
    • "Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı." (Tarık Buğra)
  2. [hukuk] Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse; şahit
ANIK

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız hazır
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü