Sonunda ak olan 9 harfli 693 kelime var. AK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ak olan kelimeler listesine ya da başında ak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAYLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Yaylar üzerinde hareket etmek
-
Bacakları dizden esneterek yay üzerindeymiş gibi sallanmak
- "Bu sefer Ömer, bacaklarının üstünde yaylanarak dövüşe hazır, cevap vermiş."
-
[argo]
Çekilip gitmek
- "Burası aile muhiti, ders çalışanlar var; haydi bakayım, yaylanın!"
-
[nesnesiz]
Yaylar üzerinde hareket etmek
- SANDIRMAK
-
-
[-e, -i]
Sanmasına sebep olmak, zannettirmek
- "Kendisini ona yaklaşmış, onunla baş başa kalmış sandıran tenhalığa sevindi."
-
[-e, -i]
Sanmasına sebep olmak, zannettirmek
- KAPTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak
-
Vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak
-
[mecaz]
Yanlış bir davranış sonucu birine uygun imkânı sağlamak, fırsat vermek
-
[mecaz]
Elinden kaçırmak
- "Hadiye de beş yıl önce kocasını daha genç bir aktrise kaptırdı."
-
[-e, -i]
Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak
- PASLATMAK
-
-
[-i]
Bakınız paslandırmak
-
[-i]
Bakınız paslandırmak
- KUTSANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kutsama işi yapılmak
- "Damarınızın içine bir iğne başı kadar maddeyi yerleştiriyorlar ve bundan sonra yarayı kutsanmış bir küçük parça kabuk ile bağlıyorlar, bu şekilde dört veya beş damar açıyorlar."
-
[nesnesiz]
Kutsama işi yapılmak
- ACITILMAK
-
-
[nesnesiz]
Acıtma işine konu olmak
- "Kısrağın sırtı fena acıtılmış, kısrağa dayak atılmış, kısrak horlanmış..."
-
[nesnesiz]
Acıtma işine konu olmak
- KURTARMAK
-
-
[-i]
Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak
- "İşte böyle bir eser onları bu külfetten kurtarmış olur."
-
Kurtulmasını sağlamak
- "Bunlar tahlisiye madalyalarıdır. Geçen sene yangında bir çocuğu kurtardım."
-
Kazandırmak, yeniden ele geçirmek
- "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."
-
Bir şeye zarar gelmesini önlemek
- "Bu kız beni ilk defa çevreme karşı isyandan, her şeyi ibrazdan kurtardı."
-
Birinin cezalandırılmasına engel olmak
- "Baban bana vaktiyle iyilik yaptı, seni kurtaracağım."
-
[nesnesiz]
Bir şeyin değerini karşılamak
- "Beş bin liradan aşağısı kurtarmaz!"
-
[-i]
Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak
- BOĞASAMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
İnek boğa istemek veya boğaya gelmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
İnek boğa istemek veya boğaya gelmek
- ARATMAMAK
-
-
yerini doldurabilmek, yokluğunu hissettirmemek
-
yerini doldurabilmek, yokluğunu hissettirmemek
- ULULANMAK
-
-
[nesnesiz]
Ululamak işi yapılmak
- "Yerin, göğün kabul etmediği o ilahi emanete gönlünde yer vermekle ululandı, bahtı açıldı."
-
Büyüklenmek, kibirlenmek, büyüklük taslamak
- "Büyük olduğunuzu sanmaktan, ululanmaktan vazgeçiniz."
-
[nesnesiz]
Ululamak işi yapılmak
- AYAZLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Hava ayaza çevirmek
- "Hava ayazlıyor be…"
-
Ayazda kalıp üşümek
-
[argo]
Boş yere beklemek, eline bir şey geçmemek
-
[nesnesiz]
Hava ayaza çevirmek
- OVALATMAK
-
-
[-e, -i]
Ovalama işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Ovalama işini yaptırmak
- BUYRULMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız emredilmek
- "Bütün yurtta bayram yapılması buyrulmuştu."
-
[nesnesiz]
Bakınız emredilmek
- KARAKAVAK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra)
-
[isim, bitki bilimi]
Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra)
- SOKRANMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Söylenmek, homurdanmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Söylenmek, homurdanmak
- BOZARTMAK
-
-
[-i]
Bozarma işini yaptırmak
-
[-i]
Bozarma işini yaptırmak
- KATILTMAK
-
-
[-i]
Katılacak kadar güldürmek veya ağlatmak
- "Üstatların karikatürlerini çizerek kadınları katıltıyordum."
-
Katılmasına yol açmak
-
[-i]
Katılacak kadar güldürmek veya ağlatmak
- FITTIRMAK
-
-
[-i, teklifsiz konuşmada]
Aklını kaçırmak, delirmek, aklını yitirmek, çıldırmak
-
[-i, teklifsiz konuşmada]
Aklını kaçırmak, delirmek, aklını yitirmek, çıldırmak
- KULLANMAK
-
-
[-i]
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
- "Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?"
-
Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak
- "Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa biz de sizi öyle kullanacağız."
-
İşletmek, değerlendirmek
- "Parasını ticarette kullanmak."
-
[nesnesiz]
Giymek, takmak
- "Hiç yağmurluk kullanmazdı."
-
[nesnesiz]
Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek
-
[nesnesiz]
Kelimeyi yazmak, söylemek
- "Lakırtılarında çok kere çifter çifter kelimeler kullanırdı ki bunlar bazen manayı değiştirir."
-
Harcamak, sarf etmek
- "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı."
-
Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek
- "Hâlbuki onlar, işte bu saflığı istismar ediyorlar. Bütün düşünceleri seni kullanmak, o kadar!"
-
Araç veya aleti işletmek, yönetmek
- "Nitekim çocuklarımın bile kullandıkları hesap makineleri, bunların küçük modelleridir."
-
[mecaz]
Bir şeyin gereklerini yerine getirmek
-
[-i]
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
- KIYILAMAK
-
-
[nesnesiz]
Kıyı boyunca gitmek
-
[nesnesiz]
Kıyı boyunca gitmek