Sonunda ak olan 9 harfli 693 kelime var. AK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ak olan kelimeler listesine ya da başında ak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAYLANMAK

  1. [nesnesiz] Yaylar üzerinde hareket etmek
  2. Bacakları dizden esneterek yay üzerindeymiş gibi sallanmak
    • "Bu sefer Ömer, bacaklarının üstünde yaylanarak dövüşe hazır, cevap vermiş." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [argo] Çekilip gitmek
    • "Burası aile muhiti, ders çalışanlar var; haydi bakayım, yaylanın!" (Emine Işınsu)
SANDIRMAK

  1. [-e, -i] Sanmasına sebep olmak, zannettirmek
    • "Kendisini ona yaklaşmış, onunla baş başa kalmış sandıran tenhalığa sevindi." (Refik Halit Karay)
KAPTIRMAK

  1. [-e, -i] Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak
  2. Vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak
  3. [mecaz] Yanlış bir davranış sonucu birine uygun imkânı sağlamak, fırsat vermek
  4. [mecaz] Elinden kaçırmak
    • "Hadiye de beş yıl önce kocasını daha genç bir aktrise kaptırdı." (Necati Cumalı)
PASLATMAK

  1. [-i] Bakınız paslandırmak
KUTSANMAK

  1. [nesnesiz] Kutsama işi yapılmak
    • "Damarınızın içine bir iğne başı kadar maddeyi yerleştiriyorlar ve bundan sonra yarayı kutsanmış bir küçük parça kabuk ile bağlıyorlar, bu şekilde dört veya beş damar açıyorlar." (Mehmet Emin Demirci)
ACITILMAK

  1. [nesnesiz] Acıtma işine konu olmak
    • "Kısrağın sırtı fena acıtılmış, kısrağa dayak atılmış, kısrak horlanmış..." (Ümit Alan)
KURTARMAK

  1. [-i] Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak
    • "İşte böyle bir eser onları bu külfetten kurtarmış olur." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Kurtulmasını sağlamak
    • "Bunlar tahlisiye madalyalarıdır. Geçen sene yangında bir çocuğu kurtardım." (Nâzım Hikmet)
  3. Kazandırmak, yeniden ele geçirmek
    • "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." (Atatürk)
  4. Bir şeye zarar gelmesini önlemek
    • "Bu kız beni ilk defa çevreme karşı isyandan, her şeyi ibrazdan kurtardı." (Halide Edip Adıvar)
  5. Birinin cezalandırılmasına engel olmak
    • "Baban bana vaktiyle iyilik yaptı, seni kurtaracağım." (Halide Edip Adıvar)
  6. [nesnesiz] Bir şeyin değerini karşılamak
    • "Beş bin liradan aşağısı kurtarmaz!"
BOĞASAMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] İnek boğa istemek veya boğaya gelmek
ARATMAMAK

  1. yerini doldurabilmek, yokluğunu hissettirmemek
ULULANMAK

  1. [nesnesiz] Ululamak işi yapılmak
    • "Yerin, göğün kabul etmediği o ilahi emanete gönlünde yer vermekle ululandı, bahtı açıldı." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Büyüklenmek, kibirlenmek, büyüklük taslamak
    • "Büyük olduğunuzu sanmaktan, ululanmaktan vazgeçiniz." (Emine Işınsu)
AYAZLAMAK

  1. [nesnesiz] Hava ayaza çevirmek
    • "Hava ayazlıyor be…" (Yaman Koray)
  2. Ayazda kalıp üşümek
  3. [argo] Boş yere beklemek, eline bir şey geçmemek
OVALATMAK

  1. [-e, -i] Ovalama işini yaptırmak
BUYRULMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız emredilmek
    • "Bütün yurtta bayram yapılması buyrulmuştu." (Adalet Ağaoğlu)
KARAKAVAK

  1. [isim, bitki bilimi] Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra)
SOKRANMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Söylenmek, homurdanmak
BOZARTMAK

  1. [-i] Bozarma işini yaptırmak
KATILTMAK

  1. [-i] Katılacak kadar güldürmek veya ağlatmak
    • "Üstatların karikatürlerini çizerek kadınları katıltıyordum." (Ömer Seyfettin)
  2. Katılmasına yol açmak
FITTIRMAK

  1. [-i, teklifsiz konuşmada] Aklını kaçırmak, delirmek, aklını yitirmek, çıldırmak
KULLANMAK

  1. [-i] Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
    • "Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?" (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak
    • "Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa biz de sizi öyle kullanacağız." (Halide Edip Adıvar)
  3. İşletmek, değerlendirmek
    • "Parasını ticarette kullanmak."
  4. [nesnesiz] Giymek, takmak
    • "Hiç yağmurluk kullanmazdı."
  5. [nesnesiz] Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek
  6. [nesnesiz] Kelimeyi yazmak, söylemek
    • "Lakırtılarında çok kere çifter çifter kelimeler kullanırdı ki bunlar bazen manayı değiştirir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  7. Harcamak, sarf etmek
    • "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı." (Peyami Safa)
  8. Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek
    • "Hâlbuki onlar, işte bu saflığı istismar ediyorlar. Bütün düşünceleri seni kullanmak, o kadar!" (Attilâ İlhan)
  9. Araç veya aleti işletmek, yönetmek
    • "Nitekim çocuklarımın bile kullandıkları hesap makineleri, bunların küçük modelleridir." (Burhan Felek)
  10. [mecaz] Bir şeyin gereklerini yerine getirmek
KIYILAMAK

  1. [nesnesiz] Kıyı boyunca gitmek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü