Sonunda ak olan 9 harfli 693 kelime var. AK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ak olan kelimeler listesine ya da başında ak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UĞRULAMAK
-
-
[-i]
Hırsızlıkla ele geçirmek, çalmak, sirkat etmek
-
[-i]
Hırsızlıkla ele geçirmek, çalmak, sirkat etmek
- ZIRLATMAK
-
-
[-i]
Zırlamasına sebep olmak
-
[-i]
Zırlamasına sebep olmak
- AĞILAŞMAK
-
-
[nsz]
Ağılı duruma gelmek
-
[nsz]
Ağılı duruma gelmek
- ÇIPALAMAK
- ...
- FIŞKIRDAK
-
-
[isim]
Sıvıları fışkırtmaya yarayan araç
-
Ağzındaki iki cam borudan biri üflendiğinde ötekinden su fışkıran, laboratuvarlarda yıkama işlerinde kullanılan bir deney aracı
-
[isim]
Sıvıları fışkırtmaya yarayan araç
- İMZALAMAK
-
-
[-i]
Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak, imza atmak
-
Eserin yazarı, yapımcısı olduğunu imza veya işaretle belirtmek
-
Bir kimseye, hatıra olarak sunulan esere imza atmak
-
[-i]
Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak, imza atmak
- PUSLANMAK
-
-
[nsz]
Hava hafif sisli bir durum almak
-
Buğulanmak
- "Zehra'nın gözleri puslanıyor. Uyku mu, kahır mı, acı mı bilinmez." (Atilla İlhan)
-
[nsz]
Hava hafif sisli bir durum almak
- SİLOLAMAK
-
-
[-i]
Tarım ürünlerini siloya koyup yığmak veya saklamak
-
[-i]
Tarım ürünlerini siloya koyup yığmak veya saklamak
- ARIKLAMAK
-
-
[nsz]
Arık (II) duruma gelmek
-
[nsz]
Arık (II) duruma gelmek
- CAMLANMAK
-
-
[nsz]
Cam takılmak
-
[nsz]
Cam takılmak
- OYUMLAMAK
-
-
[nsz]
Bitki kök salmak, tutmak
-
[nsz]
Bitki kök salmak, tutmak
- BINGILDAK
-
-
[isim]
Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü
-
[isim]
Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü
- ÇIRÇIPLAK
-
-
[sıfat]
Çırılçıplak
- "Hasta binlerle, bakan yok; diriler çırçıplak / Ölüler kaskatı olmuş, hani kim kaldıracak?" (Mehmet Akif Ersoy)
-
[sıfat]
Çırılçıplak
- YOLLATMAK
-
-
[-i]
Yollama işini yaptırmak
-
[-i]
Yollama işini yaptırmak
- BASTIRMAK
-
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta." (Tarık Dursun K)
-
Zararlı bir olayı önlemek
- "Yangını bastırmak."
-
Durdurmak
- "İsyanı bastırmak."
-
Üstünlüğünü göstermek
- "Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor." (Ömer Seyfettin)
-
Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
-
Gidermek
- "Heyecanını bir türlü bastıramıyor." (Nezihe Araz)
-
Hemen söylemek
- "Cevabı bastırdı."
-
[nsz]
Ansızın birinin yanına gitmek
- "Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar." (Oktay Rifat)
-
[nsz]
Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
- "Tipi birdenbire bastırmış." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-e]
Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
- "Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar." (Erhan Bener)
-
Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- IRAKSAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak, istibat etmek
-
[-i]
Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak, istibat etmek
- ÇARPILMAK
-
-
[nsz]
Çarpma işine konu olmak
-
[-e]
Çarpık duruma gelmek
- "Bu adam, elli beş, altmış yaşlarında, boynu biraz yana çarpılmış, çıkık alınlı, çökük yanaklı, kara kuru bir ihtiyardı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Çalınmak, soyulmak
-
Aldatılmak
-
Alınıp gücenmek
- "Tatlı tatlı konuşurken birdenbire çarpıldı."
-
Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek
- "Bir bakış, bir gülüşle çarpılmak işten değil." (Cahit Sıtkı Tarancı)
-
[nsz]
Çarpma işine konu olmak
- DARALTMAK
-
-
[-i]
Dar duruma getirmek
- "Hoyrat bir rüzgâr bütün gün tozu dumanına katmış, solukları kesmiş, göğüsleri daraltmıştı." (Tarık Buğra)
-
Sayıca azaltmak
- "Aslında geniş olan kadroyu ne akla hizmet edip de bu derece daralttığına bir türlü akıl erdirememişti." (Haldun Taner)
-
[-i]
Dar duruma getirmek
- DOĞRULMAK
-
-
[nsz]
Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek
-
Oturan veya yatan bir kimse toparlanmak, dik bir duruma gelmek
- "Uzandığım yerden hafifçe doğrularak onları çizmeye başlıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-e]
Yönelmek
- "Çocuk hızlı, paytak adımlarla parkın kapısına doğruldu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yeniden güçlenmek, kalkınmak
-
Para sağlanmak, kazanılmak
- "Nasıl, gündelik doğruldu mu?"
-
[nsz]
Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek
- KARABATAK
-
-
[isim]
Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu (Phalacrocorax)
-
Borcunu ödemeyen kimse
-
[isim]
Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu (Phalacrocorax)