Sonunda ak olan 8 harfli 667 kelime var. AK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ak olan kelimeler listesine ya da başında ak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HOHLAMAK

  1. [-e] Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine hızla vermek
KIŞLAMAK

  1. [nesnesiz] Kış olmak
    • "Bu yıl erken kışladı."
  2. Kışı bir yerde geçirmek
    • "Armudu taşlayalım / Dibinde kışlayalım" (Halk türküsü)
SOĞUTMAK

  1. [-i] Soğumasını sağlamak, soğumasına sebep olmak
    • "Suyu soğutmak."
  2. [-den, mecaz] Herhangi bir durum, kişi, olay; birine, bir yere veya bir şeye karşı duyulan sevgi ve ilginin yok olmasına yol açmak; dondurmak
    • "Bizden soğudular, bizi de kendilerinden soğuttular." (Necip Fazıl Kısakürek)
OYNAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Birbiriyle oynamak
    • "Kardeşleri ile oynaşıyor, güreşiyor ve onları yeniyordu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Karşılıklı sevişmek, sevgi gösterisinde bulunmak, cilveleşmek, âşıktaşlık etmek, korte etmek
    • "Bu anlarda, en güzel bildiği birisiyle oynaşmak bile zevksizdir." (Sait Faik Abasıyanık)
ALDATMAK

  1. [-i] Beklenmedik bir davranışla yanıltmak
    • "Ama bu münferit hayranlıklar aldatmamalı bizi." (Cemil Meriç)
  2. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak
    • "Üç defadır bu yezit beni aldatıyor." (Burhan Felek)
  3. Birine verilen sözü tutmamak
    • "Arkadaş bizi aldattı, toplantıya gelmedi."
  4. Yalan söylemek
  5. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek
    • "Dekor, tarihî esvap gözleri aldatıyor." (Yahya Kemal Beyatlı)
  6. Yanlış yapmaya yöneltmek; kandırmak
    • "Genç kızı aldatmak için dil dökmeye başlamıştır." (Peyami Safa)
  7. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek
  8. Olmayacak bir şeyle oyalamak
ULULAMAK

  1. [-i] Ağırlamak, saygı gösterip ikramda bulunmak
  2. Ulu tutmak, ulu saymak, saygı ve hürmet göstermek
    • "Keskin kılıcını beline bağladı, sadaklarını, ok ve yaylarını kuşanıp gökyüzünü ululadı." (Emir Kalkan)
ÇAPLAMAK

  1. [-i] Bir şeyin enini, boyunu ölçmek; çapkımak
  2. Keresteleri dört köşe olarak kesip biçmek
BAĞLANAK

  1. [isim] Bakınız bağlantı
    • "Bu kopuk kopuk, küçük yaşantıların ekseni, tek bağlanağı da kendisi." (Haldun Taner)
KUÇUŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, ağızlardan] Bakınız kucaklaşmak
KAZITMAK

  1. [-e, -i] Kazıma işini yaptırmak
    • "Berbere o koskoca bıyıklarını kazıt da çocuklarla yeniden zıpzıp oynamaya başla!" (Osman Cemal Kaygılı)
UYDURMAK

  1. [-e, -i] Uymasını sağlamak; yakıştırmak
    • "Gözlerini kilidi sökülmüş ve büyümüş anahtar deliğine uydurdu." (Peyami Safa)
  2. [-i] Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak; düzmek
    • "Terzinin kendi sözünü yanlış anlamış olduğu hikâyesini uydurmuş olmalıydı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. Yalan söylemek, düzmece laflar etmek
  4. [-i, teklifsiz konuşmada] Yolunu bulup elde etmek, sağlamak, bulmak, tedarik etmek
  5. [-i, kaba konuşmada] Cinsel birleşmede bulunmak
TOZARMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız tozlaşmak
YIKIŞMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Bakınız güreşmek
FERAHNAK

Kelime Kökeni: Arapça feraḥ + Farsça -nāk

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
SINANMAK

  1. [nesnesiz] Sınama işine konu olmak
ŞIPPADAK

  1. [zarf] Birdenbire ve beklenmeyen bir zamanda
    • "Günün birinde şıppadak gözünüz açılacak amma iş işten geçmiş olacak." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
RAPPADAK

  1. [zarf] Bakınız ansızın
    • "... narayı savurarak o duvar senin bu duvar benim giderken hiç ummadığı bir yerde rappadak piyastos oluveriyor." (Osman Cemal Kaygılı)
TAMLAMAK

  1. [-i] Tamlama oluşturmak
  2. Bakınız tamamlamak
VAKLAMAK

  1. [nesnesiz] "Vak" diye ses çıkarmak
DAĞILMAK

  1. [nesnesiz] Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak
    • "Zaten arkadaşlarımın her biri bir yana dağılmıştı," (Ahmet Ümit)
  2. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek
  3. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak
    • "Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu." (Ayla Kutlu)
  4. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak
    • "Siyah saçları hare hare suyun yüzüne dağıldı." (Cahit Uçuk)
  5. [mecaz] Birliği, beraberliği bozulmak
    • "Golü yiyince takım dağıldı. Babanın ölümünden sonra aile dağıldı."
  6. [mecaz] Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak; fesholunmak, münfesih olmak
  7. [mecaz] Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü