Sonunda ak olan 8 harfli 667 kelime var. AK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ak olan kelimeler listesine ya da başında ak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FOKURDAK

  1. [sıfat] Fokurdama özelliği olan

HAMLAMAK

  1. [nsz] Uzun zaman idman yapmamak, hareket etmemek yüzünden gücünü veya çevikliğini yitirmek
    • "Dükkânda otura otura şişmiş, hamlamış, etleri yumuşamış." (Memduh Şevket Esendal)

OTALAMAK

  1. [-i] Zehirlemek, ağılamak
  2. Otamak

ŞIPILDAK
...
YAZLAMAK

  1. [nsz] Yazı bir yerde geçirmek
  2. Bahar gelmek

BASILMAK

  1. [nsz] Basma işine konu olmak veya basma işi yapılmak
    • "Basımevinde dizilip basılan dergi için sadece elli lira alır." (Salâh Birsel)

GOCUNMAK

  1. [nsz] Bir şeyden alınmak, çekinmek, kaçınmak

KUŞATMAK

  1. [-i] Çevresini sarmak, çevrelemek, çevirmek, abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek
    • "Denize bakan yönü ile yan sınırlarını rüzgârı kesen sık kargılıklar kuşatıyordu." (Necati Cumalı)
  2. Çevrelemek, çokça bulunmak
  3. Kaplamak
    • "Fabrika dumanları bütün şehri kuşattı."
  4. Bele sarılıp bağlanan şeyleri başkasının beline bağlamak

SOĞUTMAK

  1. [-i] Soğumasını sağlamak, soğumasına sebep olmak
    • "Suyu soğutmak."
  2. [-den] Herhangi bir durum, kişi, olay; birine, bir yere veya bir şeye karşı duyulan sevgi ve ilginin yok olmasına yol açmak
    • "Fakat kız kardeşiyle annesinin iki ay ara ile ölmesi onu birdenbire İstanbul'dan soğutmuştu." (Reşat Nuri Güntekin)

TOZUTMAK

  1. [-i] Toz kaldırmak, çevreye toz yaymak
  2. Kar, toz gibi savurmak
  3. Böbürlenmek, yüksekten konuşup söylediği sözü yerine getirmemek, palavra atmak, mangalda kül bırakmamak
  4. Aklını yitirmek
    • "Hangi doktor hastasına resmen sen tozutuyorsun dostum, demiştir?" (Haldun Taner)

HIRLAMAK

  1. [nsz] Hırıltıyla ses çıkarmak
  2. Köpek, saldırmadan önce hırıltıyla ses çıkarmak
    • "Köpek gözlerinin akını çıkararak yan yan baktıktan sonra pes perdeden hırladı." (Burhan Felek)
  3. Kızgınlıkla ters konuşmak

TAYLAMAK

  1. [nsz] Kısrak doğurmak

BOŞATMAK

  1. [-den] Boşama işini yaptırmak

BUNALMAK

  1. [nsz] Soluk alması güçleşmek
    • "Hoca bu son sözleri söylerken havasızlıktan bunalıyor gibi başını tavana kaldırıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak
    • "Geçenlerde yeni çıkan uzunca bir şiirini okuyuncaya kadar bunaldım." (Necati Cumalı)

KISINMAK

  1. [-e] Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek

KUBARMAK

  1. [nsz] Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak
  2. Çalımlı bir tavır takınmak

PARLAMAK

  1. [nsz] Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak
    • "O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; / O benimdir, o benim milletimindir ancak." (Mehmet Akif Ersoy)
  2. Bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıtmak
    • "Ayna parlıyor."
  3. Tutuşup alev çıkarmak
    • "Pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi." (Burhan Felek)
  4. Mevkisi yükselmek
    • "Nüfuzlu akrabalarının yardımı sayesinde bir iki senede parlamış, büyük bir hariciye memuru olmuş." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. Ün, san kazanmak, herkesçe tanınmak
  6. Birdenbire öfkelenmek
    • "En büyük zaafı da kendisine çıkar sağlayacak insanlara karşı bile yoktan yere parlayıverişleri idi." (Tarık Buğra)
  7. Ortaya çıkmak
    • "Feride'nin yüzünde bir çocuk sevinci parladı." (Reşat Nuri Güntekin)

BOĞUŞMAK

  1. [nsz] Birbirinin boğazına sarılmak, dövüşmek
  2. Mücadele etmek
    • "Kumar, talihle alt alta, üst üste boğuşmaktır." (Mehmet Seyda)
  3. Çabalamak, altından kalkmaya çalışmak, uğraşmak

DAYANMAK

  1. [-e] Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
    • "Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [nsz] Kullanılışı uzun sürmek, dayanıklı olmak
    • "Bu kumaş çok dayandı."
  3. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek
    • "Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
  4. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek
    • "Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?" (Falih Rıfkı Atay)
  5. [nsz] Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek
    • "Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler." (Necati Cumalı)
  6. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak
  7. [nsz] Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek
    • "Aradan biraz daha geçince kumandan dayanamadı, söze başladı." (Memduh Şevket Esendal)
  8. Varmak, ulaşmak
    • "Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  9. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
    • "İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  10. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
    • "Bu proje sonunda bize dayanacak."
  11. [nsz] Yetişmek, yeter olmak
  12. Hız vermek
    • "Şoför gaza dayandı."

KARIKMAK

  1. [nsz] Göz fazla ışıktan kamaşmak
  2. Göz kar yağmış bir alana bakmaktan kamaşmak

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü