Başında a olan 4 harfli 284 kelime var. A harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde a harfi olan kelimeler listesine ya da sonu a harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında a bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ARTI
-
-
[isim, matematik]
Toplama işleminde + işaretinin adı; zait
-
[sıfat, matematik]
Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı); pozitif, eksi karşıtı
-
[mecaz]
Bir olay, durum veya olgunun olumlu yanı
- "Alışkanlıklarımız artılarıyla eksileriyle nelerdir, aktarılmıyor çocuklarımıza."
-
[isim, matematik]
Toplama işleminde + işaretinin adı; zait
- ACUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿacūr
-
[isim, bitki bilimi]
Kabakgillerden, Ege ve Güneydoğu Anadolu’da yetişen, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, bir yıllık, otsu, irice bir meyve (Cucumis flexuosus)
-
[isim, bitki bilimi]
Kabakgillerden, Ege ve Güneydoğu Anadolu’da yetişen, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, bir yıllık, otsu, irice bir meyve (Cucumis flexuosus)
- ARIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ark
- "Arıkta çimdim de geldim diye fısıldadı."
-
Bakınız karık (II)
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ark
- ACİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿācil
-
[sıfat]
Hemen yapılması gereken; ivedi, ivedili, evgin, müstacel
-
[sıfat]
Hemen yapılması gereken; ivedi, ivedili, evgin, müstacel
- ACEP
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaceb
-
[zarf]
Bakınız acaba
- "Bakın çantasında acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var"
-
[zarf]
Bakınız acaba
- APSE
-
Kelime Kökeni: Fransızca abcès
-
[isim, tıp]
Genellikle bakterilerle ilgili bir enfeksiyonun neden olduğu ağrılı irin birikintisi
-
[isim, tıp]
Genellikle bakterilerle ilgili bir enfeksiyonun neden olduğu ağrılı irin birikintisi
- ALTI
-
-
[isim]
Beşten sonra gelen sayının adı; şeş
-
Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı
-
[sıfat]
Beşten bir artık
-
[isim]
Beşten sonra gelen sayının adı; şeş
- AKLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳlī
-
[sıfat]
Akılla ilgili, akla dayanan; akılsal, ussal
- "Akli muvazenesi pek sağlam bulunmadığı için serbest bırakıldı."
-
Akıl yoluyla bilinen, akıl yoluyla bulunan
-
[sıfat]
Akılla ilgili, akla dayanan; akılsal, ussal
- ACYO
-
Kelime Kökeni: Fransızca agio
-
[isim, ticaret]
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark
-
Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon
- "Bu nedenle bankalar bu işlemler için iskonto işleminden ayrı olarak acyo adı verilen bir komisyonu müşteriden tahsil etmektedirler."
-
Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat
-
[isim, ticaret]
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark
- AKNE
-
Kelime Kökeni: Fransızca acné
-
[isim, tıp]
Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce
-
[isim, tıp]
Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce
- ALTO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca alto
- ACEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿacem
-
[isim]
İran’da yaşayan Fars kökenli kimse
-
Bakınız İranlı
-
İran ülkesi
- "Kanepenin üstünde Müşir Ethem Paşa’nın Acem matbaalarında basılmış müthiş bir resmi."
-
[isim]
İran’da yaşayan Fars kökenli kimse
- AORT
-
Kelime Kökeni: Fransızca aorte
-
[isim, anatomi]
Bakınız ana atardamar
-
[isim, anatomi]
Bakınız ana atardamar
- ALÇI
-
-
[isim]
Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde
- "Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış olan
- "Fon Sadriştayn gözlerini alçı tavana kaldırdı."
-
[isim]
Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde
- AŞÇI
-
-
[isim]
Yemek pişirmeyi meslek edinen kimse
- "Ben bu aşçı kadar çılgın ve aksi insan görmedim."
-
[isim]
Yemek pişirmeyi meslek edinen kimse
- ALGI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bir evin, bir iş yerinin geliri, vergi karşıtı
- "Bu evin algısı benden sorulur."
-
[isim, ağızlardan]
Bir evin, bir iş yerinin geliri, vergi karşıtı
- AÇKI
-
-
[isim]
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma
- "Küçükbaş deriler açkı işlemi için tabakların bir kısmınca patpat denilen titreşimli açkı makinesinden geçirilir."
-
Seramik kapların dış yüzünün fırınlanmadan önce bir metal parçasının keskin kenarı kullanılarak perdahlanması
-
Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç
-
[ağızlardan]
Bakınız anahtar
-
Her türlü açma aracı
-
[isim]
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma
- AŞIK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāşiḳ
-
[isim]
Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse
- "Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar."
-
Birbirini seven bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad
-
Bakınız halk ozanı
- "Dinleyin âşıklar benim sözümü / Felek yaktı kül eyledi özümü"
-
[teklifsiz konuşmada]
Dalgın, kalender kimse
- "Âşık yine geç kaldın."
-
[ünlem, teklifsiz konuşmada]
"Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- "Âşık! Anlat bakalım, neler yaptın?"
-
[isim]
Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse
- ALPU
-
-
[isim]
Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
- AŞIM
-
-
[isim]
Aşmak işi
-
Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi
- "Hayvan aşım istasyonu."
-
[isim]
Aşmak işi