Başında fe olan 7 harfli 35 kelime var. Fe ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde fe olan kelimeler listesine ya da sonu fe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında fe bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FELSEFİ
-
Kelime Kökeni: Arapça felsefī
-
[sıfat]
Felsefe ile ilgili, felsefeye ilişkin
- "Her neyse bunlar derin felsefi görüşlerdir."
-
[sıfat]
Felsefe ile ilgili, felsefeye ilişkin
- FETHİYE
-
-
[isim]
Muğla iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Muğla iline bağlı ilçelerden biri
- FEVERAN
-
Kelime Kökeni: Arapça feverān
-
[isim]
Kaynayıp fışkırma
-
[mecaz]
Birdenbire öfkelenme, köpürme, parlama
- "Sabırlı olmak, parlamamak, duygusal feveranlardan uzak kalmak hassası da bizde çok eksik."
-
[isim]
Kaynayıp fışkırma
- FERHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça bār + ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray
-
[isim, eskimiş]
Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray
- FESATÇI
-
-
[isim]
Bakınız arabozan
- "Fesatçı ve fırsatçı olduğu kadar korkak bir adamdı."
-
[isim]
Bakınız arabozan
- FELSEFE
-
Kelime Kökeni: Arapça felsefe
-
[isim]
Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması
- "Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir yani olgudur."
-
Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü
- "Tarih felsefesi. Hukuk felsefesi."
-
Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi
- "Sokrates felsefesi."
-
Bakınız dünya görüşü
- "Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."
-
Bir konuda soyut düşünüş
- "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor."
-
[isim]
Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması
- FERSUDE
-
Kelime Kökeni: Farsça fersūde
-
[sıfat, eskimiş]
Eskimiş, yıpranmış, aşınmış
- "Yalnız birçok nefer yırtık, fersude eşyayı muttasıl at, eşek, öküz arabalarına yükletiyorlardı."
-
[sıfat, eskimiş]
Eskimiş, yıpranmış, aşınmış
- FENOMEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca phénomène
- FERMENE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca paramano
-
[isim, eskimiş]
Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi
-
[isim, eskimiş]
Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi
- FENERLİ
-
-
[sıfat]
Feneri olan
- "Kapısı kırmızı fenerli bir evin önünde durmuşlardı."
-
[sıfat]
Feneri olan
- FERAHLI
-
-
[sıfat]
Bakınız ferah (II)
- "Muntazaman bir mektebe gidiniz. Hava çok alan ziyalı dershanelerden, geniş ferahlı bahçelerden, temiz ve sade teneffüs salonlarından ziyade gözlerinize jimnastikhaneler çarpar."
-
[sıfat]
Bakınız ferah (II)
- FERMENT
-
Kelime Kökeni: Fransızca ferment
-
[isim, kimya]
Bakınız maya (I)
-
[isim, kimya]
Bakınız maya (I)
- FENERCİ
-
-
[isim]
Fener yapan veya satan kimse
-
Deniz feneri bekçisi
-
[eskimiş]
Sokak fenerlerini yakan kimse
-
[isim]
Fener yapan veya satan kimse
- FEVVARE
-
Kelime Kökeni: Arapça fevvāre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız fıskiye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız fıskiye
- FEVKANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça fevḳānī
-
[sıfat, eskimiş]
Üstte olan, üstteki
-
[sıfat, eskimiş]
Üstte olan, üstteki
- FERİZLİ
-
-
[isim]
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
- FETTANE
-
Kelime Kökeni: Arapça fettāne
-
[sıfat, eskimiş]
Cilveli, gönül alıcı (kadın)
- "O öyle bir fettanedir ki pisliği, rüküşlüğü bile yakışır haspaya ... güzelliğine, inceliğine halel getirmez."
-
[sıfat, eskimiş]
Cilveli, gönül alıcı (kadın)
- FEYEZAN
-
Kelime Kökeni: Arapça feyeżān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız su baskını
- "Kıranları ve zelzeleleri, feyezanları ve harpleri görmüşlerdir."
-
Bakınız bereket
-
[isim, eskimiş]
Bakınız su baskını
- FELAKET
-
Kelime Kökeni: Arapça felāket
-
[isim]
Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum; yıkım, katastrof
- "İnsanların korkması icap eden en büyük felaket, kötü ahlaktır."
-
[sıfat]
Çok kötü
- "Felaket bir yazı."
-
[sıfat]
Şaşırtıcı, hayrete düşürücü
- "Bu kız felaket."
-
[isim]
Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum; yıkım, katastrof
- FERİŞTE
-
Kelime Kökeni: Farsça firişte
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız melek
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız melek