Başında F olan 5 harfli 150 kelime var. F harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde F harfi olan kelimeler listesine ya da sonu F harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FETİŞ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, put
  2. Uğurlu sayılan şey
  3. Tapınırcasına sevilen şey veya kimse

FELEK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gök, gökyüzü, sema
    • "Oyuna bir de kalender, feleğin çemberinden geçmiş ihtiyar komiser koyacaksınız." (Haldun Taner)
    • "Bir gün burada koyu ateş renginde bir hotoz görmüştür ki feleğini şaşırmıştır." (Salâh Birsel)
    • "Desenize ki işimiz iş; felekten öyle bir gün çalacağız." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Dünya, âlem
  3. Talih, baht, şans
    • "Felek oyun etmişti onlara, yiğitlerden ikisi uyuya kaldı." (Cemil Meriç)
  4. Askerî mızıkada zilli bir müzik aracı

FLORİ

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Altın para

FİLAR

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Hafif bir terlik

FALEZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yalı yar

FİİLİ
...
FELAH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kurtuluş, selamet, onma
    • "Şu bizim halkı uyandırmadadır varsa felah." (Mehmet Akif Ersoy)
    • "Kadın delifişeğin biri ise yine felah bulamazsın." (Refik Halit Karay)

FETÜS

  1. [isim] Embriyonun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu

FAKAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [bağlaç] Yalnız, ancak, ama, lakin
    • "Ellilik, kır saçlı fakat dinç, okkalı bir adam bağırdı." (Sait Faik Abasıyanık)

FAHTE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Klasik Türk müziğinde genellikle ilahi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul

FACİA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çok üzüntü veren, acıklı olay, afet
    • "Sebep olduğunuz faciadan henüz haberiniz yok." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Trajedi

FİLİZ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Yeni sürmüş körpe ve küçük dal veya yaprak, sürgün
    • "Yeşil çeltik filizleri bir parmak uzunluktaydı." (Yahya Kemal)
    • "O sene ise buğday ekmişler, tam filiz verecekken Sakarya taşmış, yirmi gün çekilmemişti." (Sait Faik Abasıyanık)

FALYA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik
  2. Kapıp koyuverme, salıverme
    • "Sus! Buruntu geçiriyorum, azıcık kıpırdansam falya." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

FORMA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Biçim, şekil
  2. Öğrencilerin, sporcuların, bazı mesleklerde çalışanların giydikleri, bağlı bulundukları okul, spor kulübü veya meslekleri belirten tek tip giysi
  3. Tek kâğıt tabaka üzerine basılan on altı sayfalık kırılmış kitap parçası
    • "Forma başında olduğu için sık sık aynı yerinden açılan kitabın o cümlesine tesadüf etti." (Peyami Safa)

FAYDA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yarar
    • "Bunların faydasından geçtik, zararlarını görmeyelim." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Hekimler epeyce çalıştılar, ilaç verdiler, kan aldılar ise de fayda etmedi." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Şimdiye kadar bana iki paralık faydan dokundu mu ki her gün alacaklı gibi gırtlağıma sarılıyorsun!" (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Bunlar yazı ile anlatılacak, anlatılırsa bir faydası olacak şeyler değil." (Sait Faik Abasıyanık)

FALCI

  1. [isim] Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse
    • "Falcılar, gelecekte olacakları bir bir bilir ve söyler." (Abdülhak Şinasi Hisar)

FÜTUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bezginlik, umutsuzluk, usanç
    • "Bu hülya uzaklaştıkça ruhta zehirli bir fütur husule geliyordu." (Hüseyin Cahit Yalçın)

FÜSUN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Büyü
    • "Bazen titrek sular üstüne garip bir füsunla dökülmüş ışıktan bir servinin serildiği görülürdü." (Abdülhak Şinasi Hisar)

FATİH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Zafer kazanan, fetheden (kimse)
    • "Milletler tarihte fatihlerden fazla adillere bağlıdırlar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Büyük ve önemli bir iş bitiren (kimse)
    • "Gazinoya bir fatih olarak giriyorum." (Refik Halit Karay)
  3. [isim] İslam devletlerinde bir ülkeyi veya bir şehri savaşarak alan hükümdar ve komutanlara verilen unvan
    • "Bizans fatihi kartal burunlu II. Mehmet ve Mısır fatihi yıldırım bakışlı Selim, birer dar çukura nasıl sığdılar?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

FİTÇİ

  1. [sıfat] Arabozan

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü