Başında şa olan 5 harfli 41 kelime var. Şa ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde şa olan kelimeler listesine ya da sonu şa ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında şa bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞARYO
-
Kelime Kökeni: Fransızca chariot
-
[isim]
Bir aletin veya aracın hareketli parçası
-
Yazı makinesinin kâğıt takılan, tuşlara vuruldukça ilerleyen bölümü
-
[askerlik]
Bazı avcı uçaklarının kalkışını sağlayan fırlatma düzeni
-
Bir eğik düzlem boyunca arabaların taşınmasını sağlayan küçük vagon
-
[sinema, televizyon]
Sarsıntısız görüntü elde etmeyi sağlamak amacıyla bir eğik düzlem boyunca kameranın taşınmasını sağlayan düzenek
- "Işıklar, şaryo, raylar, hepsi yüklendi."
-
[isim]
Bir aletin veya aracın hareketli parçası
- ŞATIR
-
Kelime Kökeni: Arapça şāṭir
-
[sıfat, eskimiş]
Neşeli, keyifli, şen olan
-
[isim, tarih]
Tören ve alaylarda padişahın, vezirin yanında yürüyen görevliler
-
[sıfat, eskimiş]
Neşeli, keyifli, şen olan
- ŞAPLI
-
-
[sıfat]
İçinde şap bulunan
-
[sıfat]
İçinde şap bulunan
- ŞAYİA
-
Kelime Kökeni: Arapça şāyiʿa
-
[isim]
Yayılmış haber, yaygın söylenti; duyultu
- "Hava arada bir bu hâle bir panik niteliği veren korkunç şayialarla dolup boşalıyordu."
-
[isim]
Yayılmış haber, yaygın söylenti; duyultu
- ŞAKUL
-
Kelime Kökeni: Arapça şāḳūl
-
[isim, eskimiş, fizik]
Bakınız çekül
-
[isim, eskimiş, fizik]
Bakınız çekül
- ŞAKIT
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız murana
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız murana
- ŞAHIS
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣ
-
[isim]
Bakınız kişi
- "Yazılarınız da şahıslarınız da birbirine benzemez."
-
[isim]
Bakınız kişi
- ŞAPÇI
-
-
[isim]
Şap yapan veya satan kimse
-
[isim]
Şap yapan veya satan kimse
- ŞAYKA
-
Kelime Kökeni: Macarca sajka
-
[isim, denizcilik]
Türklerin Karadeniz'deki ırmak kıyılarının korunmasında, Rus Kazakların kıyılara saldırmada kullandıkları altı düz, yayvan gemi
-
[isim, denizcilik]
Türklerin Karadeniz'deki ırmak kıyılarının korunmasında, Rus Kazakların kıyılara saldırmada kullandıkları altı düz, yayvan gemi
- ŞARAP
-
Kelime Kökeni: Arapça şerāb
-
[isim]
Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki; bade, çakır (II), mey (I), mül
-
[isim]
Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki; bade, çakır (II), mey (I), mül
- ŞAHSİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣī
-
[sıfat]
Bakınız kişisel
- "Hareketin içinde şahsi kinler ve rekabetler vardı."
-
[sıfat]
Bakınız kişisel
- ŞAMAR
-
-
[isim]
Açık elle yüze vurulan tokat; beşkardeş
- "İzzetinefsime yediğim bu şamardan sersemledim."
-
[isim]
Açık elle yüze vurulan tokat; beşkardeş
- ŞARKI
-
Kelime Kökeni: Arapça şarḳī
-
[isim, müzik]
Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi; şanson
-
Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça
- "Şirket vapurları, bir şarkının nakaratı gibi ikide bir geçerlerdi."
-
Ezgi, müzik parçası, melodi; liet
- "Ayaklarımızdaki zincirler, esirliğin ağır ve cefalı şarkılarını söyleyecektir."
-
[edebiyat]
Divan edebiyatında, bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi
-
[isim, müzik]
Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi; şanson
- ŞAYAN
-
Kelime Kökeni: Farsça şāyān
-
[sıfat, eskimiş]
Uygun, yaraşır, değer, layık
-
[sıfat, eskimiş]
Uygun, yaraşır, değer, layık
- ŞAMİL
-
Kelime Kökeni: Arapça şāmil
-
[sıfat]
İçine alan, kaplayan, kapsayan
-
[sıfat]
İçine alan, kaplayan, kapsayan
- ŞAYAK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş
- "Arkasında siyah şayaktan bir sivil elbise vardı."
-
Bu kumaştan yapılmış elbise
- "Beyaz şayaklar giymiş, kuvvetli, güzel, genç bir âşık."
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış
- "Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini / Aralarken kulağım duydu fakirin sesini."
-
[isim]
Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş
- ŞAMAN
-
-
[isim]
Şamanlıkta büyü yapan, gelecekten haber verdiğine, ruhlarla ilişki kurarak hastalıkları iyileştirdiğine inanılan kimse; bakşı, kam
-
[isim]
Şamanlıkta büyü yapan, gelecekten haber verdiğine, ruhlarla ilişki kurarak hastalıkları iyileştirdiğine inanılan kimse; bakşı, kam
- ŞABAN
-
Kelime Kökeni: Arapça şaʿbān
-
[isim]
Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi
-
[isim]
Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi
- ŞAKAK
-
-
[isim]
Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge; duluk
- "Ara sıra boynunu, şakaklarını ovdururdu bana."
-
[isim]
Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge; duluk
- ŞAYET
-
Kelime Kökeni: Farsça şāyed
-
[bağlaç]
Bakınız eğer
- "Bu parayı şayet sen ben vermezsek veren, başkaları olacak."
-
[bağlaç]
Bakınız eğer