Sonunda ır olan 5 harfli 54 kelime var. IR ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ır olan kelimeler listesine ya da başında ır olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KASIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳaṣr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köşk
- "Padişah bu kasırdan donanmanın sefere çıkışını izlermiş."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köşk
- TIKIR
-
-
[isim]
Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses
-
[argo]
Bakınız para
-
[isim]
Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses
- KIŞIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳişr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kabuk
- "Büsbütün aç, bir parça ağaç kışrı ve bir kuru portakal kabuğu bile bulamayan insan iskeletlerinin son iniltisini dinliyorduk."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kabuk
- BAKIR
-
-
[isim, kimya]
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış
- "Ertesi gün çadırların önünde Haldun Nedret'in Kadıköy'den getirdiği bakır lamba yanıyordu."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)
- IŞTIR
-
Kelime Kökeni: Bulgarca
-
[isim, bitki bilimi]
Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki; yaban pazısı (Chenopodium urbicum)
-
[isim, bitki bilimi]
Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki; yaban pazısı (Chenopodium urbicum)
- KAHIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳahr
-
[isim]
Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme
- "Her zulmü, kahrı boğmaya bir parça kan yeter."
-
Derin üzüntü veya acı, sıkıntı
- "Hayatını alnının teriyle kazanan, yirmi yıllık geçmişi yalnız kahırlarla dolu bir Türk köylüsü."
-
[isim]
Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme
- KATIR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan, gennelikle kısır olan melez hayvan
- "Otomobilimizi gören katırlar ejderha görmüşcesine kaçışıyorlar."
-
[sıfat, mecaz]
Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse)
-
[isim, hayvan bilimi]
Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan, gennelikle kısır olan melez hayvan
- MUZIR
-
Kelime Kökeni: Arapça mużirr
-
[sıfat]
Bakınız zararlı
- "Görüyorsunuz ya iki gözüm, işsizliğin fazlası hem işverenler hem işçi arayanlar için muzırdır, iki gözüm, muzırdır doğrusu!"
-
Her şeyi bozan, karıştıran, zararlı işler yapan (çocuk)
-
Cinsel gelişmeye zararı olan
-
Sağlığı bozan
-
[sıfat]
Bakınız zararlı
- MUSIR
-
Kelime Kökeni: Arapça muṣirr
-
[sıfat, eskimiş]
Bir söz veya düşüncede direnen, ayak direyen (kimse)
- "Şu birbirini kovalayan kuşların takiplerinde ne musır bir taannüt var."
-
[sıfat, eskimiş]
Bir söz veya düşüncede direnen, ayak direyen (kimse)
- YAZIR
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- HIŞIR
-
-
[isim, ağızlardan]
Olmamış meyve
-
[sıfat]
Taşkınlık gösteren, yaramaz (kimse)
- "Serde toyluk vardı a canım. Sahi ne hışırdım o zaman. İlk gençlik, sersemlik, budalalık çağı."
-
[sıfat, argo]
Kaba, görgüsüz olan (kimse)
- "O, canım tohumlarını yere saçan, sonra da üstünden geçip çiğneyen bu hışır, bu anlayışsız, bu merhametsiz insanları görmemek için başını hafifçe önüne eğdi."
-
[isim, ağızlardan]
Olmamış meyve
- HASIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaṣīr
-
[isim]
Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü
- "Öğle uykuma daldığım hasır üzerinde başımın altına konmuş yastık lavanta çiçeği kokardı."
-
[sıfat]
Tamamı veya bir bölümü böyle bir örgüden yapılan
- "İş önlükleri bağlandı, sele denilen hasır sepetlerle tarlaya dalındı."
-
[isim]
Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü
- ÇAYIR
-
-
[isim]
Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer
- "O zaman güneşe bakan bu güzelim çayırlara oturup kurumayı bekliyorduk."
-
Böyle yerde biten ot
-
[isim]
Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer
- HAZIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥāżir
-
[sıfat]
Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan; anık (I), amade, müheyya
- "Her şey emre müheyya, hazır bir vaziyette bekliyor."
-
Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş
- "Yemek hazır, buyurun."
-
Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı
- "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."
-
[zarf]
Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak
- "İçindeki her şeyle birlikte dünyayı fethetmeye artık kendilerini hazır hissediyorlardı."
-
[zarf]
Fırsattan yararlanarak
- "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."
-
[sıfat]
Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan; anık (I), amade, müheyya
- IĞDIR
-
-
[isim]
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- ÇIPIR
-
-
[isim]
Yonga
-
[isim]
Yonga
- BICIR
-
-
"Bıcır bıcır" ikilemesinde kullanılır: sesli ve neşeli bir biçimde
-
"Bıcır bıcır" ikilemesinde kullanılır: sesli ve neşeli bir biçimde
- YATIR
-
-
[isim]
Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı
-
[isim]
Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı
- SAĞIR
-
-
[sıfat]
İşitme ve konuşma sorunu yaşayan, iletişimi işaret dili ile kurabilen ve işiten kişilerle iletişim kurmakta zorlanan (kimse)
-
[mecaz]
Ses geçirmeyen
- "Adliyenin arka taraflarına isabet eden, şehrin gürültüsünü duymayan, sağır, mahfuz bir odasında idik."
-
[mecaz]
Isıyı az veren, geç ısınan
- "Sağır soba."
-
[mecaz]
Vurulduğu zaman gereği kadar ses vermeyen
- "Sağır davul."
-
İçi görülmeyen, donuk (cam)
-
[sıfat]
İşitme ve konuşma sorunu yaşayan, iletişimi işaret dili ile kurabilen ve işiten kişilerle iletişim kurmakta zorlanan (kimse)
- NAHIR
-
-
[isim, ağızlardan]
Sığır sürüsü
-
[isim, ağızlardan]
Sığır sürüsü