Sonunda ü olan 7 harfli 133 kelime var. Ü harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ü harfi olan kelimeler listesine ya da başında ü harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÜRGÜLÜ

  1. [sıfat] Sürgü kolu olan
    • "Sürgülü kapı. Sürgülü pencere."
  2. Sürgüsü itilmiş, sürgülenmiş olan

TENEVVÜ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çeşitlilik

DÖNÜŞLÜ

  1. [sıfat] Dönüşü olan
  2. Öznesi ile nesnesi bir olan, mutavaat

GÖRÜNGÜ

  1. [isim] Duyularla algılanabilen her şey, fenomen, numen karşıtı

SÖVGÜCÜ

  1. Söven, küfreden, sövücü

DÜTTÜRÜ

  1. [isim] Dar ve kısa giysi
  2. [sıfat] Açık saçık, tuhaf ve hafif giyimli (kadın)

KÖPRÜCÜ

  1. [isim] Köprü yapan kimse
  2. Tombazlarla köprü kuran istihkâm kıtası
  3. Osmanlı ülkelerinde, özellikle ordunun geçeceği yollar üzerindeki köprüleri onarmak ve korumakla görevli takım

MÜHÜRCÜ

  1. [isim] Mühür kazıyan kimse

SÜMÜKSÜ

  1. [sıfat] Sümük özelliğinde olan, sümüğe benzer, sümük gibi

SÖKÜKÇÜ

  1. [isim] Sökük dikip yama yapan kimse
    • "Eve bir düzine sökükçü, terzi tutmaya kudretimiz var." (Reşat Nuri Güntekin)

GÜRÜLTÜ

  1. [isim] Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata
    • "Gemi baş döndüren bir gürültüyle indi sulara." (Çetin Altan)
    • "Barın bütün gürültüsünü bastıran kahkahaları bundan sonra başladı." (Necati Cumalı)
    • "Bir gürültü çıkarmadan buradan gidiniz..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Karanlıkta bana çarpıp da gürültü yapmamaya dikkat ederek kapıyı açtım." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma
    • "İşçiler arasındaki gürültü."

ÖĞÜTÜCÜ

  1. [sıfat] Öğütme özelliği olan
  2. [isim] Öğütme işini yapan makine
  3. [isim] Kâğıtçılıkta gerekli özelliklerdeki kâğıt veya karton hamuruna istenen bazı özellikleri kazandırmak için sulu ortamda elyaflı maddelerin işlenmesinde kullanılan diskli veya konik rotor ve statoru olan makine

KÖPÜKLÜ

  1. [sıfat] Köpüğü olan, köpüklenen
    • "Yağsız köpüklü ayranlar içmiş, bulgur pilavı yemişler." (Sait Faik Abasıyanık)

BÖLÜNTÜ

  1. [isim] Bölünmüş parça
  2. Fraksiyon

BÜYÜKSÜ

  1. [sıfat] Büyüğü andıran, büyüğe benzeyen, büyük gibi
    • "Haspanın gülümseyişi bile büyüksü." (Haldun Taner)

DÖKÜNTÜ

  1. [isim] Dökülmüş, saçılmış şeyler
    • "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bir topluluktan geri kalmış kimseler
  3. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
  4. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
  5. Değersiz, bayağı, ayak takımından olan kimse
    • "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  6. [sıfat] İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat
    • "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler." (Çetin Altan)
  7. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
  8. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer

AÇGÖZLÜ

  1. [sıfat] Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, cam göz, tokgözlü karşıtı
    • "Bir sürü dedikodudan çekindim, eksik olmasın muhtar pek açgözlü değilmiş." (Aka Gündüz)

KULÜPÇÜ

  1. [isim] Kulüp işleten kimse

ENSTİTÜ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu
    • "Türk Standartları Enstitüsü. Türkiyat Enstitüsü."

BARBEKÜ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak
  2. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü