Sonunda ü olan 7 harfli 151 kelime var. Ü harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ü harfi olan kelimeler listesine ya da başında ü harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÖĞÜTLÜ
-
-
[sıfat]
Söğüt ağaçları bulunan (yer)
-
[sıfat]
Söğüt ağaçları bulunan (yer)
- BÖBÜRTÜ
-
-
[isim]
Bakınız böbürlenme
-
[isim]
Bakınız böbürlenme
- PÜRÜZLÜ
-
-
[sıfat]
Pürüzü olan
- "Pürüzlü cilt."
-
Boğuk ve bozuk (ses); çatallı
- "Sesi biraz pürüzlüydü."
-
[mecaz]
Karışık, güç (durum, iş); kılçıklı
- "Mesele pürüzlüdür, bir skandal hâlini almasından korkulur."
-
[sıfat]
Pürüzü olan
- YÜZÜNCÜ
-
-
[sıfat]
Yüz sayısının sıra sıfatı, sırada doksan dokuzuncudan sonra gelen
-
[sıfat]
Yüz sayısının sıra sıfatı, sırada doksan dokuzuncudan sonra gelen
- SÖKÜKÇÜ
-
-
[isim]
Sökük dikip yama yapan kimse
- "Eve bir düzine sökükçü, terzi tutmaya kudretimiz var."
-
[isim]
Sökük dikip yama yapan kimse
- BÜTÜNCÜ
-
-
[sıfat]
Bütün olarak düşünmeye önem veren (kimse veya görüş)
- "İlk sorun, çağdaşlaşmamız için bütüncü mü, yoksa parçacı bir yaklaşım mı gereklidir?"
-
[sıfat]
Bütün olarak düşünmeye önem veren (kimse veya görüş)
- SÖVÜNTÜ
-
-
[isim]
Hafif sövme yollu, kaba ve yakışıksız söz
- "Sövüntü yiğidin yüreğinin yelpazesidir, denilmiştir. Hele ki mahpus damında…"
-
[isim]
Hafif sövme yollu, kaba ve yakışıksız söz
- TEMETTÜ
-
Kelime Kökeni: Arapça temettuʿ
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Bakınız kazanç
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Bakınız kazanç
- DÜĞÜNCÜ
-
-
[isim]
Düğün sahibi; toycu
-
Düğün çağrıcısı
-
Düğüne katılan kimse
- "Düğüncüler akşama kadar güneş altında pişmiş, bıkmış, yanmış oldukları için rakı sofrasına pekçe sokuldular."
-
[isim]
Düğün sahibi; toycu
- TÜTSÜLÜ
-
-
[sıfat]
Tütsü yapılmış (yer, kimse veya yiyecek)
-
Dumanlı, sisli olan
- "Sapanca Gölü, elmalıklar içinde ılık, tütsülü bir ışıkla pencereden kayıp gidiyor."
-
[argo]
Bulanık, karışık olan
- "Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının / Kafalar tütsülü hülya ile, gözler kızgın"
-
[argo]
Uyuşturucu madde veya alkol içmiş olan
- "Bir gün sarhoş olmuş, kafası tütsülü, elinde kocaman bir kadeh, şarkı söyleyerek mescide girdi."
-
[sıfat]
Tütsü yapılmış (yer, kimse veya yiyecek)
- GÖRGÜLÜ
-
-
[sıfat]
Görgüsü olan
- "Bildiğini iyi bilen, görgülü, kendine güveni tam olan bir erkekti."
-
[sıfat]
Görgüsü olan
- KÖMÜRLÜ
-
-
[sıfat]
Birleşiminde kömür olan
-
Yakıt olarak kömür kullanan
- "Kömürlü lokomotif. Kömürlü kalorifer."
-
[sıfat]
Birleşiminde kömür olan
- GÜDÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Güdülebilen, yönlendirilebilen, yönetilebilir
-
[mecaz]
Belirli bir plan veya yönde yürütülen bir amacı, bir eğilimi yansıtan
- "Çalıkuşu, bizim millî eğitim davamızı ele alan güdümlü bir romandır."
-
[sıfat]
Güdülebilen, yönlendirilebilen, yönetilebilir
- DÖKÜMCÜ
-
-
[isim]
Döküm işleri yapan kimse; dökmeci
-
[isim]
Döküm işleri yapan kimse; dökmeci
- YÜZÜSTÜ
-
-
[zarf]
Yüzü yere gelecek biçimde; yüzükoyun
- "Dişçi, kendini yüzüstü bir kanepeye attı."
-
[mecaz]
Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda
- "Elbette birçok önemli konulara el attı ama ulusumuzun temel sorunlarından bazıları yüzüstü duruyor."
-
[zarf]
Yüzü yere gelecek biçimde; yüzükoyun
- SÜMÜKLÜ
-
-
[sıfat]
Sümüğü olan
-
Burnundan sürekli sümük akan
- "Şu yumurcakların içinde temizi, sümüklüsü, çarıklısı, yarım entarilisi hepsi hepsi vardı."
-
[sıfat]
Sümüğü olan
- DÖVÜŞÇÜ
-
-
[isim]
Dövüşmeyi seven kimse
- "Son darbesini indirecek bir dövüşçü gibi toplandı."
-
[isim]
Dövüşmeyi seven kimse
- DÖNÜŞLÜ
-
-
[sıfat]
Dönüşü olan; mutavaat
-
[sıfat]
Dönüşü olan; mutavaat
- HÜZÜNLÜ
-
-
[sıfat]
Gönle üzgünlük veren, iç kapanıklığına yol açan; hazin
- "Bir şey söylemeyerek hüzünlü bir hâlde gazetesinin başka sütunlarına geçer."
-
[sıfat]
Gönle üzgünlük veren, iç kapanıklığına yol açan; hazin
- ÖNLÜKLÜ
-
-
[sıfat]
Önlük giymiş olan
- "Beyaz önlüklü, doktor kılıklı adam ona yüksek sesle bir şeyler söylüyordu."
-
[sıfat]
Önlük giymiş olan