Sonunda ü olan 7 harfli 133 kelime var. Ü harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ü harfi olan kelimeler listesine ya da başında ü harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÜKÜMLÜ

  1. [sıfat] Bir şeyi yapma zorunluluğu olan, memur, mükellef
    • "Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere vergi ödemekle yükümlüdür." (Anayasa)

KÖMÜRLÜ

  1. [sıfat] Birleşiminde kömür olan
  2. Yakıt olarak kömür kullanan
    • "Kömürlü lokomotif. Kömürlü kalorifer."

MÜHÜRLÜ

  1. [sıfat] Mühür basılmış
  2. Mühürle kapatılmış

DÜDÜKLÜ

  1. [sıfat] Düdüğü olan
  2. [isim] Düdüklü tencere

SÖVÜNTÜ

  1. [isim] Hafif sövme yollu, kaba ve yakışıksız söz

ÖLÇÜNLÜ

  1. [sıfat] Standart

EKİNÖZÜ
...
ÜZÜNÇLÜ

  1. [sıfat] Üzüntülü
    • "İçlerinden biri titrek ve üzünçlü bir sesle hicazkâr üzerinde gezinmeye başladı." (Salâh Birsel)

DÖKÜNTÜ

  1. [isim] Dökülmüş, saçılmış şeyler
    • "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bir topluluktan geri kalmış kimseler
  3. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
  4. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
  5. Değersiz, bayağı, ayak takımından olan kimse
    • "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  6. [sıfat] İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat
    • "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler." (Çetin Altan)
  7. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
  8. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer

DÜĞÜNCÜ

  1. [isim] Düğün sahibi, toycu
  2. Düğün çağrıcısı
  3. Düğüne katılan kimse
    • "Düğüncüler akşama kadar güneş altında pişmiş, bıkmış, yanmış oldukları için rakı sofrasına pekçe sokuldular." (Memduh Şevket Esendal)

BÜKÜNTÜ

  1. [isim] Bükme sonucu oluşan biçim veya iz
  2. Bağırsakta olan ağrı
  3. Dönemeç, viraj

DÜTTÜRÜ

  1. [isim] Dar ve kısa giysi
  2. [sıfat] Açık saçık, tuhaf ve hafif giyimli (kadın)

EMİNÖNÜ
...
SÜLÜKÇÜ

  1. [isim] Sülük satan kimse
  2. Sülükle kan almayı meslek edinen kimse

SÖKÜNTÜ

  1. [isim] Sökülen şeyin parçası
  2. Ağaçlık yerden açılan tarla

ÖRGÜTLÜ

  1. [sıfat] Örgütlenmiş olan, teşkilatlı

BÜZGÜLÜ

  1. [sıfat] Büzgüsü olan, büzülerek dikilmiş olan
    • "Büzgüleri gevşetti ve keseyi sağ eliyle altından tutarak..." (Cahit Uçuk)

ZÜLÜFLÜ

  1. [sıfat] Zülfü olan

ÇÖKÜNTÜ

  1. [isim] Çökme
  2. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz
  3. Suyun dibine çöken şeyler
  4. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü
  5. Gerileme, kriz, depresyon
    • "Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü." (Tarık Buğra)

HÜKÜMLÜ

  1. [sıfat] Ceza hükmü verilmiş, hüküm giymiş, mahkûm

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü