Sonunda şık olan 7 harfli 30 kelime var. ŞIK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde şık olan kelimeler listesine ya da başında şık olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

I K Ş

3 Harfli Kelimeler

KIŞ, ŞIK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KATIŞIK

  1. [sıfat] İçine başka şeyler karışmış olan; mahlut
ÇAKIŞIK

  1. [sıfat, matematik] Çakışmış olan
    • "Çakışık üçgenler."
BAĞIŞIK

  1. [sıfat] Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
    • "Görev yaptıkları sıradaki sözlü açıklama ve davranışlar bakımından yargısal kovuşturmalardan bağışık olacaklardır." (İsmail Soysal)
  2. [tıp] Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan; immün
    • "Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar."
YAKIŞIK

  1. [isim] Bakınız uygunluk
  2. Yakışıklı delikanlı
TIKIŞIK

  1. [sıfat] Tıkışmış olan
BARIŞIK

  1. [sıfat] Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan
KIPIŞIK

  1. [sıfat] Yarı kapalı (göz)
    • "Gülmesine gülmez ya, küçük, kıpışık, mavi gözlerinden çelik ışıltısı gibi bir şey geçer." (Nezihe Meriç)
YARAŞIK

  1. [isim] Bakınız yaraşma
MAYIŞIK

  1. [sıfat, argo] Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemiş olan, üzerine rehavet çökmüş olan (kimse)
SIVAŞIK

  1. [sıfat] Sıvaşmış, bulaşmış olan
    • "Girdim; donuk, küflü ışıkta ayakkabılarımın yanlarındaki sıvaşık çamurları gördüm." (Erdal Öz)
ANLAŞIK

  1. [isim] Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri
    • "Yoksa anlaşık mısın onlarla? Anlaşık olmadığını nereden bileyim? Nasıl güveneyim zatına?" (Fakir Baykurt)
KIZIŞIK

  1. [sıfat] Kızışmış olan
GÜNAŞIK

Kelime Kökeni: Türkçe gün + Arapça ʿāşiḳ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız ayçiçeği
KARIŞIK

  1. [sıfat] Farklı nitelikteki şeylerden oluşmuş; gayrisafi
    • "Karışık salata."
  2. Düzeni bozulmuş; intizamsız
  3. Karışmış olan
    • "Ağzından kanla karışık diş parçalarını, onu yumruklayanların suratlarına tükürdü." (Halikarnas Balıkçısı)
  4. Saf olmayan, içine niteliğini değiştirecek başka bir şey katılmış olan; mağşuş
    • "Karışık süt."
  5. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan
    • "Bana ne, bu bir yığın ne olduğunu anlamadığım, karışık, dolambaçlı işten!" (Necati Cumalı)
  6. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan; karanlık
    • "Tuhaf şey! Hakikaten karışık bir kadın." (Peyami Safa)
  7. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan
YIVIŞIK

  1. [sıfat, ağızlardan] Islak, kaygan, yapışkan olan
    • "Bu gecenin hiç silinmeyen hatırasını yıvışık bir leke hâlinde hâlâ taşıyorum." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. [mecaz] Bakınız yılışık
BULAŞIK

  1. [isim] Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak
    • "Gemide bulaşık yıkamak kolay iş değildi." (Azra Erhat)
  2. [mecaz] Yaşanmış bir şeyden geriye kalan belirti etki
    • "Daha balayının bulaşığı geçmedi." (Burhan Felek)
  3. [sıfat] Bakınız kirli
    • "Bulaşık kap."
  4. [sıfat] Her şeyin birbirine karıştığı (yer, olay vb.)
    • "Bu karmakarışık ve bulaşık âlemi kendi hâline bırakırdı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. [sıfat, mecaz] Bakınız yapışkan
    • "Böyle bir sivri akıllı, bulaşık biri çıkar ortaya, dirliği düzeni berbat eder." (Kerim Korcan)
SIKIŞIK

  1. [sıfat] Sıkışmış bir durumda olan
    • "Size bu kadar ücreti niye ödemekteyiz, böyle sıkışık anlarımızda?" (Attilâ İlhan)
KIRIŞIK

  1. [sıfat] Kırışmış olan
    • "Söz tiyatroya gelince bu yaşlı sanatkârın kırışık yüzü birdenbire canlandı." (Peyami Safa)
  2. [isim] Kırışmış yer; büzüşük, kırışıklık
  3. [isim] Deride esnekliğin kaybolmasından oluşan kıvrım
    • "Ve aynaya akseden alın kırışığında / Ölümü hatırlarız solgun mum ışığında" (Halit Fahri Ozansoy)
ARDIŞIK

  1. [sıfat] Birbiri ardından gelen, üst üste olan; mütevali
DOLAŞIK

  1. [sıfat] Karışık olan (saç, ip vb.)
    • "Bir buğday benizli zülfü dolaşık / Gitme diye beni yolda eğler var" (Karacaoğlan)
  2. Dolaşarak giden (yol)
    • "Tozlu ve dolaşık yollar üzerinde saatlerce taban tepmiş." (Ahmet Haşim)
  3. [mecaz] Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık
    • "Birtakım dolaşık işleri yüzünden istifasını verip çekildi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [mecaz] Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren
    • "Dolaşık ve tutuk bir dille, yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz cümleler mırıldanmaya başladı." (Peyami Safa)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü