Başında ş olan 6 harfli 141 kelime var. Ş harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ş harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ş bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞAKRAK
-
-
[sıfat]
Şen, neşeli (ses)
- "Şakrak bir kahkaha."
-
[zarf]
Şen, neşeli, hayat dolu bir biçimde
- "Yeni çıkan ayın ışığında şakrak ve kıvrak oynuyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
[sıfat]
Şen, neşeli (ses)
- ŞANTAJ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma
- "Bu, bana bir blöften ziyade şantaj gibi görünüyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma
- ŞİMŞİR
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Şimşirgillerden, yaprakları her mevsimde yeşil kalan, taşlık, çorak bölgelerde kendiliğinden yetişen veya bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan bir ağaççık (Buxus sempervirens)
-
Bu ağaççığın sert, düzgün sarı renkte kerestesi
-
[sıfat]
Bu keresteden yapılan
- "İçi çiçekli şimşir kaşıkla salatayı âdeta pilav yer gibi tıkınıyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[isim]
Şimşirgillerden, yaprakları her mevsimde yeşil kalan, taşlık, çorak bölgelerde kendiliğinden yetişen veya bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan bir ağaççık (Buxus sempervirens)
- ŞARKLI
- ...
- ŞURASI
-
-
[isim]
Şu yer
- "Şurasının manzarası daha güzel."
-
Şunu
- "Şurasını unutmayın ki bilgisizlik her türlü felakete yol açabilir."
-
[isim]
Şu yer
- ŞOROLO
-
-
[isim]
Kadınlaşmış, kadın kılığına girmiş olan ve ahlak dışı ilişkiler için kullanılan erkek
-
[isim]
Kadınlaşmış, kadın kılığına girmiş olan ve ahlak dışı ilişkiler için kullanılan erkek
- ŞEFFAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Saydam
-
[sıfat]
Saydam
- ŞERARE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kıvılcım
- "Bir şerare aydınlığında, aklından bin şey geçti." (Peyami Safa)
-
[isim]
Kıvılcım
- ŞOKOLA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Çikolata, şeker, su veya sütle yapılan sıcak içecek
-
[isim]
Çikolata, şeker, su veya sütle yapılan sıcak içecek
- ŞOVMEN
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Şov yapan kimse, gösteri adamı
-
[isim]
Şov yapan kimse, gösteri adamı
- ŞAHSEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Kendi (kendim, kendin ...), bizzat
- "İngiltere sefiri, kendi devletinin prensibini burada şahsen de takip ediyor." (Ercüment Ekrem Talu)
-
Tanışmadan, dış görünüşü ile, uzaktan
- "Onu şahsen tanırım, ahbaplığımız yoktur."
-
[zarf]
Kendi (kendim, kendin ...), bizzat
- ŞAŞMAZ
-
-
[sıfat]
Değişmez ve yanılmaz nitelikte olan
- "O, gerçekte ne anlatıyorsa o anlattıklarının şaşmaz bir gözlemcisi." (Tarık Dursun K)
-
[sıfat]
Değişmez ve yanılmaz nitelikte olan
- ŞAHİKA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Doruk, zirve
- "Civar dağların karlı şahikalarını yeni sevgilime gösteriyorum." (Refik Halit Karay)
-
En üst derece
- "Sanatın nadir kaydedeceği bir şahikadan gürlemişti." (Halit Fahri Ozansoy)
-
[isim]
Doruk, zirve
- ŞEBEKE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü, ağ
-
Üniversite öğrencilerinin kimlik kartı
-
Birbiriyle bağlantılı ve gizli çalışan kimselerin tümü
- "Bütün dünyaya eroin gönderen geniş bir şebekenin peşindeydiler." (Reşat Enis)
-
[isim]
Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü, ağ
- ŞEBNEM
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Çiy
-
[isim]
Çiy
- ŞİKELİ
-
-
[sıfat]
Danışıklı (spor karşılaşması)
-
[sıfat]
Danışıklı (spor karşılaşması)
- ŞÖVALE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Ressam sehpası
-
[isim]
Ressam sehpası
- ŞUNDAN
-
-
şu nedenle
- "Masanın üstünde şu mektubu buldu" (Memduh Şevket Esendal)
- "Bir incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle şunun şurasında ne var ki ağzımızın tadını kaçırıyorsunuz." (Osman Cemal Kaygılı)
-
şu nedenle
- ŞECERE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir kişinin veya bir ailenin en uzak atasından başlayarak bütün kollarını belirten çizelge, soy ağacı, soy kütüğü, hayat ağacı
-
Atların soyunun yazılı olduğu çizelge
-
[isim]
Bir kişinin veya bir ailenin en uzak atasından başlayarak bütün kollarını belirten çizelge, soy ağacı, soy kütüğü, hayat ağacı
- ŞAPŞAL
-
-
[sıfat]
Aptalca davranışlarda bulunan, alık (kimse)
- "O pek sevdiği bahriye elbiselerini çıkarmış, yerine kendine biraz bol gelen, bol geldiği için de onu büsbütün şapşal gösteren bej bir kostüm giymiş." (Haldun Taner)
-
Üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen
-
Bol, dökük ve biçimsiz (giyecek)
- "Güneşli havada sırtında soluk, şapşal bir empermeabl, ayaklarında cilası kaçmış geniş galoşlar..." (Ömer Seyfettin)
-
[sıfat]
Aptalca davranışlarda bulunan, alık (kimse)